SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / kıdemli insanlar

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2021 09:47

Dünya gezegeninde ilk kadim olan Anka Kuşu idi. O ışığın ve karanlığın tam ortasında doğmuştu. Her şeyden, her duygu ve fikirden, renk ve kokudan, tat ve histen vardı kalbinde… Yüzyıllar sonra Kaf Dağı’nın ardında Bilgelik Ağacı doğmuştu topraktan. O da kadim yaşamın simgesi, bilgeliğin efendisiydi. Ve Anka Kuşu’nun ruh eşi, paydaşı, ruh ikiziydi. Onunda tohumu, ışığın ve karanlığın tam ortasında meydana gelmiş ama yıllar sonra toprağa düşmeyi başarabilmişti. Doğumu, Anka Kuşu ile birlikte o ilk an da olsa da, kök verip filizlenmesi yüzyılları bulacaktı.

Kadim insanlar, kadim bitkiler, kadim uygarlıklar ortaya çıkacaktı sonunda…

Kadim demek de neydi? Geçmişin perde arkası ve geleceğin feneri mi?

***

İnsanların da kadimleri vardı. Hayata dair içlerinde birçok etken biriktiren, duygu ve fikirlerle dolu güzide insanlar. Anka Kuşu düşünmeye başladı. Bir insanın doğumundan ölümüne geçirdiği süreci. Tabii o da biliyordu. En iyi koşuldaki insanları düşündü.

“Bir insan yavrusuydu herkes önceleri. Minicik, pembe yanaklı, pembe ayaklı. Anne sütü kokan, masum, dünyadan bir habersiz, yaptıkları her şeyin bizlerin gözünde ışık ve mutluluk kaynağı olan bebekler. İlk emeklemeler, ilk adımlar… İlk düşme ve tekrar ayağa kalkmalar. Vakit geçtikçe büyüyen hayallerin yanında beden de büyümüştü. Çocuk olmuştu. Oyunlar ve hayaller aleminde. İlk keşifler, meraklar ve sürekli öğrenmeler… Sonra genç… Kanı deli gibi akan ve heyecan dolu. İlk sevdalar. İlk büyük hatalar ve tercihler. Öğrenmeler ve öğrenmek için mücadele etmeler…

Biraz daha olgunlaşma ve son gençlik yılları. Hayatı daha iyi kavradığını düşünmeler. Ve yine hatalar, bilgelikler, aşklar, acılar ve kederler. Ve birde ekmek parası.

Bazı insanların hayatında daima olan ekmek kavgası. Yağ ve ekmek kuyrukları. 1980’ler. Karne ile alışveriş yapmak ve kıtlıklar. Acılar ama minik güzelliklerle ayakta kalmalar… İlk büyük sorumluluklar belki aile kurmak belki de var olan aileye bakmak.

Sonra eski canlılığını yitirmesi bedenin. Ama fikirlerin ve düşüncelerin aynı yaşam aşkı ile dolu olması. Biraz daha büyümek. Biraz daha… Yaşamın tüm öğretilerinin bedene kazınması. Kaz ayakları ve yaşamın acıları, kederleri ve mutluluklarını ellerde görmeye başlamak… Biraz kırışıklık… Kadim kırışıklıklar…”

Söylenceye göre, Anka Kuşu insanlardan en çok kadim kırışıklıkları, kadim izleri olanlara saygı duyar. Dünya gezegeninde yaşamak zordur. Ve bunu başarmış olan, çocuklar ve torunlarına yol gösteren kadimlere saygı duyar…

Rivayete göre, kadim kentlilere, kadim insanlara, kadim izler taşıyan o güzide varlıklara saygısızlık yapan insanlardan hiç haz etmez. Çünkü en iyi o bilir. Yaşamak zordur. Yaşlanmak daha da zor. Ama en zoru, anlamamak, anlayamamak ve anlamaya çalışmamak…

Kadim insanlarımızın, büyüklerimizin, ninelerimizin, dedelerimizin ‘Yaşlılara Saygı Haftası’ kutlu olsun…