SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Kentler

Yazının Giriş Tarihi: 02.03.2021 09:33

Bu kentlerin her bir köşe başında yeni bir kimliği olurdu.

Bu kentlerden biri de Çanakkale idi. Çanakkale’nin ismi tarih sayfalarında çağlar boyunca farklı isimlerle anıldığı gibi günümüz kentinin de önemli yerleşkelerinde bu isimler yaşatılmaya devam ediyordu.

Anka Kuşu için Çanakkale denildiğinde ilk aklına Bin Pınarlı İda Dağı geliyordu. İda’nın gizemleri, sırları ve mistik dokusuyla birlikte... Birazcık kanat çırpmaya başladığında Troia, Parion, Assos.

Adalar vardı sonra denizin üzerinde tüm görkemleriyle varlığını sürdüren Adalar. Bambaşka bir karakter de Çanakkale’nin kimliğinin en güzel örüntüleri…

Denizin ötesi denildiğinde Anka Kuşu’nun aklına hemencecik iki yakanın bir araya geldiği boğaz gelirdi.

Boğazın iki yakasında tüm ihtişamıyla tarihe meydan okuyan kaleleri… Tabii olarak günümüzde Kilitbahir ismiyle adlandırdığımız Yonca kalesi en gözdesiydi Anka Kuşu’nun.

Gelibolu, Lapseki’nin gizemli doğası ve tüm yaşanmışlıkların mimariyle buluşması.

Anka Kuşu, bu mimarilerin dışında, denizin topraklarla buluştuğu tanrıçalara layık koy  ve kıyılara da ayrıca hayrandı. Ve o kıyıların on yıllar öncesinde yaşanmışlıklarına… Hatıralarına…

Tarihin bam tellerini hatırlatan bu mimari yapıların anıları ona çok yüce gelirdi.

Sadece bu bölgede yetişen tatları ile Kaf Dağı’nın ardındaki ağaçların yemişlerine benzeyen meyveleri kentin imzası idi.

Kentler yaşamlarını bin yıllardır sürdürebilseler de dokuları daima değişiyordu. Geçmişin kadim izleri bazen kendilerini korurken bazen de zamanın sularında silikleşiyordu. Anka Kuşu bu izlerin aslında kenti kent yapan, kentlinin karakterini oluşturan, hafızalara kazınan özellikleri olduğunu biliyordu.

Gözlemlerinde genelde yanılmazdı. Çünkü Anka Kuşu, alevler içinde yandığı ve küllerinden yeniden doğduğu tüm yaşamları boyunda daima gezegenlerde gezer, kuşlardan bilgiler alır ve yaşamın sürekliliği ve buna karşın daima bitmesine çok önem verirdi.

Söylenceye göre yaşanmışlıkların hatıraları olan bu izler sayesinde geçmişin gerçek olduğunu anımsıyordu. Çünkü geçmiş dönemde tanıştığı tüm canlılar ya ölmüş ya da yaşamanı yitirmek üzereydi. Sadece kendisi yaşamaya devam ettiği için bazen şüphe bile duyardı geçmişten ve kendisinden. Ama bu izler her şeyin tüm çıplaklığı ile gerçek olduğunu hatırlatıyordu.

Rivayete göre de Anka Kuşu, kadim kentlere tüylerinden bırakmıştır. Geçmişin izlerini taşıyan bu anıların, kentin kaderi ve kimliği olduğunu biliyordu. Bu tüyler sayesinde tüm izlerle şehirler ve kasabalar, yaşayan ve yaşamaya devam eden kentlere dönüşüyordu. Anka Kuşu’nun tüyleri sayesinde her bir iz, o kentin soluğu oluyordu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.