SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA’NIN 7 GÜNÜ / Kafdağı’nın elçileri (27.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2021 10:33

Kafdağı’nın ardından Olympos’a, Yıldızlar dünyasından okyanus diyarına uzanan koca evrende her bir yerleşke arasında o kadar uzun yol  vardı ki… Diyarların egemenleri, bir diğer ülkeden haber almakta çok zorlanıyordu. Haberler geldiğinde her şeyin çok geç oluyordu. Zamanın ötesinden gelen haberler, evreninin türlü türlü diyarları arasında bilgi kirliliğine dahi yol açıyordu. Yıldızların ateşi okyanusların kalbine öfke saçıyor, Kafdağı’nın huzuru Olympos’un sesini duymayınca kaçıyordu. Her şey çok tatsızlaşıyordu.

Anka Kuşu, bu tatsızlıkların farkında olsa da pek de bir şey yapmıyordu. Çünkü ona göre, her ülkenin kendi egemeni bir yolunu bulmalıydı. Ya da bir ortak kararda birleşmeli idi.

Yıldızların ateşi, toprağın ısını nasıl dengede tutabilirdi? Kafdağı’nın ardındaki ağaçlar nasıl Olympos’a yüzlerini dönebilirdi? Olympos’un mistik dünyası yıldızlardan nasıl güç alabilirdi? Yıldızlar hangi amaç uğruna parlayabilirdi?

İşte bu karmaşa ortadan kalkmalıydı. Her bir ülke egemeni aslında hem kendi ülkesi hem de diğer diyarlar içinde çalışıyordu. Ama dertlerini anlatamıyor, yanlış anlaşılmalar yüzünden birbirlerine kızıyorlardı.

Çözümü, evrenin canlılarında bulan egemenler onları izledi. İzledi. İzledi. Bir dilleri vardı. Dünya gezegeninin insanlarının dilleri, kıtadan kıtaya; nehir kıyısından ovaya değişse de bir sesleri vardı. Kuşların besteleri, karıncaların sinyalleri, çiçeklerin güneşten aldıkları enerjileri…

Peki diyar egemenlerinin iletişimi en olacaktı? Toprağın, ateşin, suyun, yaşam özünün, bulutların, okyanuslar diyarının, sihirli suların, kanyonların, vadilerin, seherin, gün doğumunun, havanın… Onların dili ne olacaktı?!

***

Anka Kuşu, bir gün alev aldı ve yandı tutuştu. O kadar ışık saçtı ki… Kül oldu. Tüm evren o anda onu hissediyordu. Küllerinin arasından mermer gibi parlak ve soğuk bir yumurtanın içinden yeniden doğdu… O an anladılar ki evrenin egemenleri aslında insanların ve kuşların cansız varlıklar olarak isimlendirdikleri şeylerdi. Ama hepsinde sıcak ve soğuk vardı. Ve hepsinin arasında bazen kısa bazen uzun mesafeler. Mesafelerin de aralarında boşluk…

Söylenceye göre, evrenin egemenleri sıcak ya da soğuk duygular hissettiklerinde boşluk hareket edecekti. Dengeyi sağlayacaktı. Boşluğa dünya gezegeninde hava denirdi. Hava elçi olacaktı. Şiddetli tartışmalarda kasırgayı kopartsa da bazen de ılık bir melteme dönüşecekti. Her yerde de vardı. Bir biçimiyle. Okyanuslarda köpük, toprakta tanecik halinde idi. Ama her yerde vardı.

Rivayete göre, dünya gezegenindeki diyar egemenleri çok kızgın olduklarında hava değişir. Bazen kasırga, hortum olur. Bazen buzulları eriten sıcaklık. Dengeyi tutturmaya çalışır. Bir o diyardan bir bu diyara haber taşır durur. Durmak bilmez. Yaşamın güzelliklerini de paylaşır, kötülüklerini de. Topraktan yeni doğan bir filizi yıldızlara iletir. İletir ki, sıcaklığı ile yeni filizi sarıp sarmalasın… Denizlerdeki karanlık diyarlarda yaşayan gizemli canlıları anlatır ki, yıldızların ışığı o mahzenlere girip onları rahatsız etmesin…

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.