SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA’NIN 7 GÜNÜ Hephaestus’un SAVAŞI

Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2021 15:15

 Güzelliklerin ve sihrin her bir karış toprakta zerk ettiği gökyüzü diyarı… Ulaşılması zor, hayali güç ülke…

Olympos denildiğinde herkesin düş dünyasında mucizevi görüntüler canlanmaya başlar. Bu mucizelerin en güzelleri tanrıçaların ve tanrıların fiziğin de ötesindeki davranışları ve kimyasıdır. Mutlak güzel gibi gelse de Olympos, aslında, aslında, hiç öyle değildir…

Mutlak kurallar ve gerçeklikler, güzellik savaşları ve küçük kaprisliler hakimdir. Güzellik yarışı uğruna savaş çıkartmayı bile göze alan tanrıçalar ve tanrılar, aşkı bulma yolunda ilerleyen ama bu uğurda yaşamı kirleten tanrılar… Cezalar. Atlas. Prometheus. Pandora. Medusa.

Ve daha niceleri.

Cezaların nereden ve kimden geldiğinin aslının bile hatırlanmadığı topraklar. Rivayetler ve hatırlancalarla kurulu gerçeklikler.

Anka Kuşu, Olympos’un tüm sırlarını biliyordu. Tüm o kirli sırlarını. Kötü göstermeye çalıştıkları tanrıça ve tanrıların aslında gerçek hikayelerini. Ve bu nedenle de çirkinliklerini…

***

O hikayelerden biri de Olymposlu Hephaestus'un hikayesi. Farklı olduğu için annesi Hera’nın benimseyemediği ateş tanrısı.

Olymposlu demircilik ve taş duvarcılık tanrısı Hephaestus'un, mutlak doğrular çizgisine uymadığı için ötekileştirilen aksak bacağı ve diğerlerine göre asimetrik ve pürüzlü yüzü, onu dağdan atmak için yeterli bir nedendi. O farklıydı. Olympos Dağı’nda yaşayan canlılardan farklıydı. Ve bu yeterliydi. Hera için bile…

Anka Kuşu, neden kovulduğunu, henüz daha bir bebekken neden Olympos Dağı’ndan annesi Hera tarafından atıldığını anlamamıştı.

Hephaestus onun gözünde sadece bir tanrı idi. Ama ateş tanrısı. Diğerlerinden de tek farkı bu idi. Ateşi yönetebiliyordu. Kendisi gibi..,

Hephaestus’a baktığında sadece yanan kızıl bir renk görebiliyordu. Sureti oydu Anka Kuşu için. Çünkü Anka sadece ve sadece yüreğindeki çizgiye bakardı canlıların. Renklerin hangilerinde gezindiğine bakardı, kişinin… İyiliğe mi hizmet ediyordu, kötülüğe mi?

 Hephaestus, sadece evinde yaşamak isteyen biriydi. Sadece orada olmak ve orada büyümek ve zamanı geldiğinde orada ölmek istiyordu.

Söylenceye göre, yüreğindeki yanan kızıl renk bu nedenle canlıları ötekileştirenlere düşmandı. Onların duyguları kirli idi. Anka Kuşu’da biliyordu. Ötekileştiren canlıların duygularının rengi de kirli idi.

Rivayete göre, Hera pişman. Pişmanlığı onu, bilinmeyen adaya sürgüne göndermiştir. Ve bu sürgünün acısını asla dindirememiştir. Çünkü yüzleşmesi gereken, canlıların aslında ötekileştirilmemesi gerektiği ile yüzleşmesi idi. Hephaestus ile yüzleşmesi gerekiyordu. Hephaestus ile farklılıkları ayıran zihniyete karşı savaşması gerekiyordu. Hera’nın oğlunu kucağından ayırmaması ve onunla birlikte dünya canlılarını da koruması gerekiyordu. Fiziksel farklılıklarından dolayı ötekileştirilen her bir canlı için, her bir insan için mücadele etmesi gerekiyordu.

Umalım ki bir gün Hera, kendisi ile yüzleşsin. Engelsiz bir yaşam için Olympos Dağı’nda savaş versin. Bizlerde insanlar olarak, yeryüzünde engelsiz yaşam mücadelesi verirken onlardan güç alalım.

 

 

 

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.