SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / harfler ve şiir

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2021 14:21

Bu bir dildi. Gündelik rutinlerini birbirlerine anlatmanın yoluydu. Sonra anlaşmanın en kolay yolu… Hayatlarını, yaşamlarını, acılarını, kederlerini, sevdalarını sesle anlatıyorlardı. Bu sesleri harfler ve mürekkeplerle kalıcı olarak ağaç kabuklarına yazıyorlardı.

7 cihana, 7 kıtaya kadar yolculuk edebiliyordu bu harfler. Bu harfler her yerdeydi. İnsanları birbirlerine yaklaştırıyordu.

Ama aynı zamanda başka dillerde gelişiyordu. Aynı anda, farklı duygu ve fikirleri başka şekillerde anlatmanın yolları ortaya çıkıyordu.

Harflerle şiirler, destanlar yazılıyor, belli bir ritimle söylenen bu harfler, insanların kulaklarında bir tını bırakıyordu. Noktalama işaretlerinin görkemleri duruşları sayesinde vurgular yapılıyor, nefesler alınıyor ve inanılmaz bir tını yürekleri kaplıyordu. A

Anka Kuşu, insanların ürettikleri dillerin hayranıydı. Onlardan öğreniyordu. Şiirlerden şarkılara giden yollarda, insanların seslerine eşlik ediyordu.

Şarkılar, Anka Kuşu için farklı bir anlam taşıyordu. İlk gözlerini evrene açtığında, elementlerin seslerinin ritmiyle ağzından ilk çıkan sözcükler, aslında evrenin ilk şarkısıydı. Evrenin oluşumunu anlatan bu ilk şarkıdan sonra, on binlerce, milyonlarca yıl sonra fark etti ki, insanlarda böyle şarkılar söylüyordu.

Anka Kuşu, evreni anlatıyor, evrenin uyumunu anlatıyor, birlikte nasıl bir ahenkte olduğunu anlatıyordu.

İnsanlarda, kuşların Anka’dan öğrendikleri şakırdamalardan esinlenerek şarkılar besteliyor bu bestelerde duygu ve fikirlerini insanlara aktarıyorlardı. YA da evrene… Ya da hiç kimseye…

Ama bazı besteler diğerlerinden farklıydı. Birlikte yaşama dürtüsüyle, olana ve olmayana bestelenen sözlerdi. Bu sözler ki o toplumun bir arada durması ve birlikte huzur içinde yaşamalarının temsiliydi.

O ülkenin topraklarında hep bir ağızdan milyonlarca kez okunan, o toplumun ortak paydalarını dillendiren, birliğin ve beraberliğin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacak olan bestelerdi.

En büyük özellikleri ise o toplumun yapı taşlarını hürriyet kavgası, barış, bolluk ve bereket ile pekiştirmeleriydi.

Söylenceye göre, en güzel toplum, en mutlu toplum, insanların barış içinde yaşadığı, yaşam alanları için yani toprakları için mücadele etmeye gerek kalmadan, başka bir toplumun himayesi altında olmadan, kendi hür düşünceleriyle ve duygularıyla yaşayan toplumdur.

Rivayete göre, toplumların şarkılarının tamamı Anka Kuşu’nun o ilk şarkısının kıtalarını oluşturur. Her toplumun tüm acılı geçmişi ve umutlu sözleridir, Anka Kuşu’nun bestesi.

Her doğum günü Anka’nın doğumu da sancılı olmuştur. Bu sancı, insanlıkta acı ve kedere tekabül eder. Ve her sancılı doğumdan sonra yaşam sürer. Ölenler, bestelerin susma aralıklarındaki sessizliktir. Devam eden yaşamlar, tıpkı Anka Kuşu’nun sonsuza dek yaşayan bedeni gibidir. Devam eden yaşamlar, mücadele ve dayanışma ile, birlik ve beraberlik ile, kardeşlik ve eşitlik ile devam eden toplumlar, Anka Kuşu’nun bestesindeki görkemli sözlerin ta kendisidir.