SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Anka’nın 7 günü / Gölge oyunları (29.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2021 09:45

Toprağın her ısınması gülistan bahçesiydi. Suyun yaşamla buluşması, çiçeklerin açması, kuşların sevgi dolu bestelerini dünya gezegeni canlılarına söylemesi…

Zaman zamanı kovalıyor… Ve bayramlar hiiiç bitmiyordu. Şenliklere yeni panayırlar ekleniyordu.

Anka Kuşu, yeni her şenliği, bayramı, panayırı yakından takip ediyor ve dünyanın cümbüşünü kaçırmak istemiyordu.

Ramazan geceleri de bu şenlikler arasında yer alıyordu. Ramazan ayı boyunca o kadar büyük güzellikler meydana geliyordu ki… Kalabalık ve coşkulu iftar sofralarının ardından insanlar yürüyüş yapmaya çıkıyor ev yürüyüş güzergahları da şenliklere açılıyordu.

Çocuklar için hayaller kadar toz pembe ve mavi pamuk şekerler, renk renk, tat tat macunlar, kağıt helvalar ve elma şekerleri…

Bir de hokkabazlar. Ağzından ejderha gibi ateş püskürten hokkabazlar, sirk cambazları, dansçılar ve büyük danslar…

Anka Kuşu bu şenliklerin hayranı idi. Ramazan gecelerinin panayırları bir başka oluyordu. Bu panayırlar onu geçmişin derinliklerine, Bursa kentine kadar götürüyordu. Çok sevdiği iki arkadaşının düşünü bu gecelerde izliyordu.

Bir gölgeydiler. Hayaldiler. İnsanlar için… Ama Anka Kuşu onlarla ilk tanıştığını anın ne kadar gerçek olduğunun da bilincindeydi…

Karagöz ve Hacıcavcav… İki arkadaş, dost. İki zıt karakter. Belki de iki tip. Konuşmaları insanları iğnelese de, içinde gülmece barındıran atışmaları sözcüklerin havada gezdiği zamanları iyi hatırlıyordu.

Ramazan Ayında insanlar da daha çok Karagöz ve Hacivat’ı hatırladıkları için Anka Kuşu’nun da eski dostlarının anılarını tekrar canlandırabilmesinin de imkanı sağlanmış oluyordu.

 Bir tek o biliyordu aslını. Hangi rivayetin gerçek olduğunu. Nasıl etten ve kandan insanlarken gölgelerin ardında yaşamaya başladıklarını. Nasıl öldüklerini ve mum ışığına gömüldüklerini. Bir tek Anka Kuşu biliyordu. Bir tek o dostlarının başına geleni biliyordu.

Söylenceye göre, Anka Kuşu’nun da Bursa’da olduğu bir tarihte bir inşaat varmış. İnşaatın harcına yumurta temeline lakırdı konmuş. Lakırdılar o kadar gülünçmüş ki büyümüş. Karagöz ve Hacivat’ta ipte asılmış ve güneş gölgelerini toprağa düşürmüş. Başları baltayla buluşmuş, baltanın metalinde yansımaları görülmüş.

Rivayete göre ölmemişlerde mum ışığında dirilmişler. Her yansımada görünü olmuşlar. Anka Kuşu’da her yansımaya kendi aydınlık ve karanlık yanından bırakmış. Böylece insanlar lakırdılar içindeki gerçekleri/ eleştirileri alsın ve sindirerek kabullensinler. Karagöz ve Hacivat ancak insanlar onları seyre dalar da gözlerinden gülmekten yaş gelirse huzura erermiş. Mum ışığı söndüğü ve gölgeler kaybolduğunda onları izleyenler düşünmeye başlarsa ruhları nefes alır.