SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Elif Gümüş

Yazının Giriş Tarihi: 31.01.2021 13:50

Anka Kuşu bu anlamsızlığın ortasında içinde her renkten bir parça alarak doğdu. Yunan Hesiodos’a göre en başta sonsuz boşluk olan Khaos vardı. Boşluktan Gaia yani Toprak Ana ardından Ölüler Ülkesi’nin en derin zindanı Tartaros, sonra Eros, sonra yeraltı karanlığı Erebos ve yer yüzü karanlığı Nyks yani Gece doğdu.

Altay Yaratılış Efsanesine göre Ülgen ve Erlik vardı. Her şeyin ilki. Evren hiç iken iyiliğin sembolü Ülgen, kötülüğün sembolü Erlik oldu. Anka Kuşu efsanesine göre öyle ya da böyle renksiz bir ışık vardı. Işık renklere ayrıldı. Beyaza iyilik karaya kötülük dediler. Aslında ikisi de ne iyilik di ne kötülük. Evrenin başlangıçlarıydılar sadece.

Zaman durmadı aktı gitti. Yunanlara göre Gaia ve Nyks tam ortasında, Altay efsanesine göre Ülger ve Erlik tam sınırında ilk doğum gerçekleşti. İlk doğumla beraber, bilinen ve bilinmeyen, mistik ve metafizik ve bilimin gerçekliğinin ilk bebek adımları atılmıştı. Neyin iyi olduğu, iyi tanımı her şeyin ilk adımları…

Bu ilk doğum Anka Kuşu’un doğumuydu.

Anka Kuşu, günümüze kadar her 5 yüz yılda bir küllerinden yeniden doğmaya devam etti. Evreni karış karış gezdi. Gezegenler arasında mekik dokudu.

***

Bir gün bir yazarın kaleminin üzerine kondu. Kalemin hareketini takip etti. Yazarın yeni bir dünya var ettiğini biliyordu. Bu yenidünyanın yolunu merakla inceliyordu. Her harfin peşinden koştu. Satır araları iki gezegen arasındaki yoldan bile fazlaydı. Yazarın yolculuğunda ona eşlik eden kadın baş komiser Sonay’ın peşinden ayrılmadı. Bir cinayetin peşinde izleri takip etti. Yeni bir dünya yaratan yazarla beraber seri katilin peşine düştü.

Anka Kuşu şaşkındı. Ölenler dili olmayan cesetlerdi. Her ölümün arkasında bir mesaj vardı. Her ceset yaşadığı zamanlarda insanlara, çocuklara zarar vermişti. Katil de insanlara zarar veren kişilerin peşine düşmüştü. Katil olmak kötü bir şeydi? Ama yenidünyanın sessiz katili kötülerin peşine düşmüştü. Katil gerçekten de kötü müydü? O an Anka Kuşu daha fazla dayanamadı ve gitti. Kafası çok karışmıştı. Yazarı harflerle ve bıraktığı şans tüylerinden biriyle baş başa bıraktı.

Zamanın başlangıcından beri, insanların, tanrıça ve tanrıların evrene ilgili söylediklerini düşündü. En başlarda karanlık ve aydınlığın bir arada olduğunu ve yaşayan varlıkların onları iyi ve kötü olarak adlandırmalarını anlamaya çalıştı. Kendisi de kötü olabilirdi. Çünkü o iki bambaşka varlığın sınırında ikisinden de renkler alarak doğmuştu.

Söylenceye göre Anka Kuşu her şey ve her yerdir. Her duygudur. İyi duygular kötüyü alt etmiştir. Kötü yanları ortaya çıkmaya başladığında alev alır. Ölür. Ve küllerinden yeniden doğar.

Rivayete göre de Anka Kuşu yazar Elif Gümüş’ün yanına gittiğinde kitap tamamlanmış, bu yenidünya okuyucular ile buluşmak için hazır hale gelmiştir. Yazarın söylediği bir cümleyi Anka Kuşu bin yıllar boyunca düşünmeye devam edecektir. ‘Gerçekten her katil suçlu mu? Her maktül suçsuz mu?’

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.