SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Demeter

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2021 11:46

Kazanılan savaşlar için, yapılan düğünler için görkemli şölenler düzenlenirdi. Bu şölenlerde bin çeşit yiyecek masaları donatırdı. Meyvelerden yapılan çeşitli meşrubatlar, tatlıların lezzeti dillere destan olurdu. Meyveler üzümler masanın ortasında en şaşalı tabaklarda diğer meyvelerle beraber sergilenirdi.

Tüm bu bereketin sahibi ise Demeter’den başkası değildi. Demeter sadece tanrıça değildi. Homeros ona tarlaların örgülü saçlı kraliçesi derdi. Kurak topraklarla sarılıp sarmalanan tohumlar, yağmurlarla yeşerir, filizlenirdi. O tohumların ilk cansuyu da Demeter’in ellerinden dökülürdü. Ölümlüleri besleyen tarlaların, bereketin ve hasatın tanrıçası Demeter insanlar için çok önemliydi. Demeter’i Toprak Ananında tanrıçası olarak görürlerdi. Demeter de insanların ona olan sevgi ve bağlılıklarını ödüllendirmek için toprağın bağrına çeşitli tohumlar eker ve bu tohumların bam başka lezzetlerde filizlenmesini sağlardı.

Hem Olympos Dağı hem de dağın eteklerinde yaşayanlar daima güzellikleri büyük şölenlerle kutlarlardı. Olympos tanrılarını bile kıskandıran sofralar kuran insanların lezzetlerine Demeter’in cansuyu verdiklerini de bilirlerdi.

Anka Kuşu bu bereketin taçlandırıldığı günlerde Olympos eteklerinde gezinmeyi çok severdi. Her yıl güz mevsiminde Bin Pınarlı İda’nın çevresinde gezinir Eylül ayında düzenlenen festivallere katılırdı. Demeter için düzenlenen bu festivalin adı Thermophoria festivaliydi.

Festivalde toprağa yeni ekinler için tohum atılması kutlanırdı. Anka Kuşu, insanların yaptıkları ilk festivalde kimsenin göremeyeceği şekilde, Demeter’in heybesindeki o ilk tohumları kutsayarak toprağın bağrına koymuştu.

Anka Kuşu’nun gözyaşlarının iyileştirici özelliği olduğu bilinir. Aynı zamanda da bu gözyaşları doğuma hazırlananlar için de kıymetlidir. Bu ilk tohumların yaşam bulması için gerekli olan cansuyu Anka Kuşu’nun gözyaşları olmuştur.

Anka Kuşu bu kadim topraklara aynı zaman da sevgilisi Bilgelik Ağacı’nın tohumlarını da getirmiştir. Ölümsüz ağaçlar olarak bilinen zeytin ağaçları Çanakkale yöresinde ilk kez bu şekilde filizlenmiştir.

Demeter’in ve Anka Kuşu’nun kutsadığı tohumlardan yemişler elde edilmiş bir kısmı da ekilerek yeni hasat zamanına kadar toprakta filizlenmiştir. O yiyeceklerden yiyen hayvanların sütleri bereketli, o bitkileri koklayan insanların yürekleri temiz olmuştur.

Günümüzde Çanakkale yöresindeki tarlalar ve ağaçlar o ilk tohumların çocuklarıdır. Zeytin ağaçları bu nedenle hala şifa dağıtabilmektedir. Bilgelik Ağacının şifası bu ağaçlara da geçmiştir.

Söylenceye göre, tanrıçaların sofralarından insanların azıklarına kadar uzanan zeytinyağlarının şifası bu hikâyede gizlidir. Çanakkale yöresinin bu denli lezzetli ürünleri olmasının sırrı Demeter ve Anka Kuşu’nun kutsaması üzerine olmuştur.

Rivayete göre tanrıçalara, tanrılara ve insanlara sağlık, şifa dağıtan bu lezzetlerin kıymeti bilinmeli. Çünkü bu tatlıların, peynirlerin, reçellerin sırları yani neyden ne kadar konulacağı, ne kadar bekletileceği, bu mucizevi tatların tarifleri Olympos’a kadar uzanır. Ve Anka Kuşu’nun farklı coğrafyadaki dostlarına ‘Çanakkale’nin kadim zeytin ağaçlarının çocukları şifa dağıtır. Zeytinyağının kıymetini bilin. Buradaki reçel tariflerinin sırları evrenin sırlarından da büyüktür. O reçellerden tadın’ dediği bilinir.