SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Çocuklar ve Ekran

Yazının Giriş Tarihi: 19.12.2020 09:58

Havalar iyice soğumaya başlamıştı. Soğuk havadan korkan çocuklar yavaş yavaş evlerine çekilmeye başlamışlardı. Çocuklar hem hasta olmaktan korkuyor hem de yer kürede oynadıkları topraklar güneş tarafından aydınlanmadığı için mutsuz oluyorlardı. Yer kürenin aydınlık olması onların oyun oynamalarını sağlıyordu.

Yerlere çizdikleri sek sek izlerini, birbirlerine attıkları topları, ağaca bağladıkları ipleri görmelerini sağlıyordu. Güneşin yer küreyi sevmeyi bırakması onlar için korkunç bir sürecin başlangıcıydı.

En azından bir zamanlar.

Anka Kuşu, bu hikayeyi 7 kıtada binlerce kez görmüştü. Her güz mevsiminde çocuklar evlerine kapanır, evin en sıcak yerlerinde kedi gibi kıvrılıp uyurlardı. Birbirlerine korku dolu hikayeler anlatırlar ya da büyüklerin anlattıkları hikayeleri dinlerlerdi. Bazen paşa çaylarına batırdıkları kurabiyeleri yerken pencereden karların lapa lapa yağışlarını izler bazen de sobanın üzerinde fokurduyan çayın sesini dinlerlerdi.

Kışında dışarı çıkarlardı. Ama baharla beraber dışarıda oynama süreleri çoğaldığı için baharı daha çok severlerdi. Anka Kuşu’da baharın gelişini çocukları izleyerek karşılardı.

Yıllar takvim yapraklarını kovaladı, rüzgar geçmişin izlerini savurup götürdü.

Anka Kuşu, Ay Dede’yle sohbet etmeye gitmişti. Dünya gezegeninin uçsuz bucaksız döngüsünü her birkaç bin senede bir gidip ona anlatırdı. Ay Dede sevdiği insanlara ve hayvanlara geceleri yol gösterirmiş. Kime yol göstermesi gerektiğini anlamak içinde Anka Kuşu’nun anlattığı hikayelere başvururmuş.

Anka Kuşu bin yıllık hikayeden birkaç olay anlattıktan sonra dünya gezegenine doğru yol almış. Tam da baharın geldiği tarihlerde Anadolu coğrafyasına yaklaşmış. Bu topraklara gelen cemreler ağaçlara çiçekler vermiş. Toprağın canına can katmış.

Anka Kuşu en sevdiği tepelerden birine oturup çocukları beklemeye başlamış. Çocuklar gelmemiş. Havanın çocuklar için yeterince sıcak olmadığını düşünen Anka Kuşu, oyalanmak için kendine uğraşlar buluş.

Bir yaprağı kanatlarını çırparak havaya kaldırmış. Rüzgarla dans etmesini sağlamış. Kuşların yuvalarına kadar çıkarttığı yaprağı çevrede yer alan bir su birikintisine kadar uçurmuş.

,Ama çocuklar gelmemiş.

Biraz daha oynamaya devam etmiş. Kuşlardan güvercinler çevresinde halka oluşturup onunla sohbet etmeye başlamış.

Ama çocuklar gelmemiş.

Serçeler şarkı söyleye söyleye Anka Kuşu’nun yanına gelmiş. Birlikte bahar şarkılarını ağaöların yeni filizlenen tazecik dallarına söylemişler.

Ama çocuklar gelmemiş.

Anka Kuşu yakınlardaki bir evin penceresinden bakmaya gitmiş. Çocuklar kitaba benzeyen ama ışık saçan bir şeye bakıyorlarmış. Anlayamamış. İnsanlığın o parlak ışıklar saçan şeye tablet dediğini çok sonradan öğrenmiş.

O bahar salıncaklar boş, kaydıraklar ıssız kalmış.

Rivayete göre Anka Kuşu, çocukların oyun oynamayı unuttuğunu düşünüp çok üzülmüş. Renklerinin biraz solduğu ve parlaklığının gittiği söylenir.

Söylenceye göre evrende ve dünya gezegeninde en çok kuşları, çocukları ve kadınları seven Anka Kuşu, onların yaşam sevincini hissedemediğinde rengi solar. Şimdilerde de Ay Dede’ye derdini anlatmaya gittiği için ortadan kaybolduğu söylenir.

 

 

 İlham alınan haber için, 

Uzmanlar çocuklar için aileleri uyarıyor