SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Müzesi

Yazının Giriş Tarihi: 29.01.2021 09:44

Anka Kuşu bu koca taş parçalarından dünya gezegenine ayrı bir önem veriyordu. Bu önemin nedeni Olympos ve Kafdağı idi.

Bu iki dağ ve eteklerinden çıkan hikayeler, masallar ve destanlara şahit olmak onun için paha biçilmezdi. Zamanın ötesinden kanat çırpan Anka Kuşu, bu iki dağın sırlarını çözecekken dünya gezegeninin her bir karışında bambaşka sırlar olduğunu fark etmişti. Dünya gezegeninde, Olympos’un eteklerinde yer alan Bin Pınarlı İda Dağı’nı ziyaret ettiği sırada, Çanakkale Boğazı’nda biraz vakit geçirdi.

Boğazın hemen kıyısında büyük görkemli bir taş vardı. Bu taş nasıl olmuşsa cana bürünmüştü. İnsanlar bu canlı taşı, oymuşlar ve desenler vererek parçalara ayırmışlardı. Bazı parçaları Gelibolu yarımadasında bazıları ise denizin diğer kıyısında kalmıştı.

Bazıları da daha eski tarihlerden itibaren tabyalarda kullanılmıştı. Sayısız yaşam, savaş ve en nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti’ni görmüşlerdi.

Dilleri yoktu anlatmaya. Neler oldu, neler bitti?

Anka Kuşu o büyük canlı kaya parçasından kopan ve kentin dört bir yanına dağılan taşları senelerce takip etti. Onlarla sohbet etmeye gitti her bir İda’ya geldiği tarihte. Bazılarının izini kaybetti ama.

Kayıp taşları bulmak için kuşlara haber saldı.

Ağaçlara ve rüzgarlara söyledi. Neredeydiler? Tuzla buz mu olmuşlardı? Bambaşka binaların yapıtaşları mı olmuşlardı? Nelere tanıklık etmişlerdi? Hangi yaşamın günleriyle yüzleşmişlerdi? Hangi insanlarla neler konuşmuşlardı?

Savaşın rüzgarında nerelere savrulmuşlardı? Kaç asker görmüşlerdi? Kaç Ayvacık tüyleri terlememiş genç onların yanında sevdiklerini, eşlerini, annelerini, sevgililerini özlemişti?

Anka Kuşu bütün bu soruları deli gibi merak ediyordu. En sonunda kayıp taşlardan birini buldu. Bu taş bazı sorularını cevaplasa da bambaşka meraklar uyandırmıştı onda.

Söylenceye göre bu taşlardan bazılarını birbiri üstüne koyduklarında bir bina olmuştu. Sahil Sıhhıye Binası. Anka Kuşu, en son Çanakkale Kordon Boyundaki yer alan Sahil Sıhhıye Binası restorasyon çalışmalarında o tesadüf eseri karşılaştığı taşa sorular yağdırmaya başladı. İlke kez bu karşılaşmada Anka Kuşu’nun yüreğine su serpilmişti. Çünkü bu yapı birkaç ay sonra Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Müze olacaktı. Her taşı bulamasa da bu Araştırma ve Müze Merkezinde sorularının büyük bir kısmına cevap bulacağına inanıyordu.

Rivayete göre Anka Kuşu soru sormayı cevap bulmaktan daha çok sever. Her bir soruyu yönelttiği varlık içinde o soru bir aydınlanma yaratır. Her bir merak yeni bilinmeyenleri öğretir. Bu nedenledir ki o son bulduğu canlı taş parçasının yanına bir şans tüyü iliştirmiştir Ana Kuşu. Restorasyon çalışmasından sonra her bir insan burada sorularına cevap bulsun diye…