SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Çanakkale Geçilmez

Yazının Giriş Tarihi: 18.03.2021 10:47

Bu zamanların üzerinden de neredeyse yüzyılı aşkın süre geçti. Zamanın sonrasına kendisini atabilse... Ah bir atabilse ne mutlu olacaktı. Kalbi dayanmıyordu bu acılara…

Yaşayan gezegen dünyayı gezmeye başladı. Çok hareketliydi, yeryüzü.

Onlarca kafile bir o yana bir bu yana gidiyordu. Binlerce kilometre öteden görebiliyordu olan bitenleri.

Anka Kuşu, bu hareketlilikten hiç hoşlanmamıştı. En çok sevdiği topraklara geldi. İda’ya. Oradan Anadolu’ya kanat çırptı. Anadolu’dan insanlar, akın akın Çanakkale’ye gidiyorlardı. Bir terslik vardı ama. Çocuklar, büyük gibi giyinmişlerdi.

Çocukların yüzlerinde görünmez maskeler vardı. Çocuklar, çocuk neşelerini evlerinde, anne kucaklarında, arkadaşlarıyla oyun oynadıkları bahçelerde, tarla sürmeye gittiklerinde koşuşturdukları patikalarda, okul sıralarında, sınav kağıtlarında, asla bilemeyecekleri gençliklerinde bırakmışlardı.

Adım adım yola koyuldular. Anka Kuşu, bunun haklı bir sebebi olduğunu biliyordu. Ama, çocuklara yine de ve asla kıyamıyordu.

Çocuklar, bambaşka coğrafyalardan, Anadolu’nun kıyılarında içlerinden, yörelerinden, şehirlerinden çıktılar ve Çanakkale’ye vardılar. Belki de ilk defa denizi görmüşlerdi. Yüzme bile bilmeden gözlerini, sonsuz ışığı görebilmek içinde kapatacaklardı.

Tarihin bu sayfalarındaki satırların tamamı kanla yazıldı. Anka Kuşu her bir ölüm için lanetler yağdırdı. Bu güzide topraklara, manda ve himaye girmesin diye dileklerde, dualarda bulundu.

Gözlerindeki yaşlar, Çanakkale boğazına karıştı.

Tek dileği çocuklar için mutluluktu… Ama bazen mutluluk için de acı çekmek gerekirdi. Çocukların tamamı o yıl orada kaldı. O yıldan sonrada. Ve sonsuza kadar orada kalacaklardı.

Toprak ana ile bedenleri birleştiği vakit, çocuk neşeleri yeniden onlara geldi. Küçücük bedenleri, kendilerinden çok daha büyük insanların taşıyamayacakları yükleri kaldırmışlardı. Bir merminin ağırlığı ne kadar mı olur? Çocuklar için çok ağırdır. Ölümcül derece de ağır. Ama mandaya ve himayeye karşı ayakta duran cesur çocuklar için çok hafif. Hava kadar hafif.

Söylenceye göre, Anka Kuşu 18 Mart gecesi son gözyaşını dökmüştür. Yüreğindeki acı alev olup, onu yakmış, kül etmiştir. Küllerinden yeniden doğmuştur. Yaşamını yitiren her bir kahraman için, özellikle de çocuklar için başka bir dünya gerekti.

Rivayete göre, ölümü kabullenemese de bilirdi, Anka Kuşu. Manda ve himaye kabul edilemez. Başkalarının boyunduruğu altında yaşamak, insanlara, Anadolu insanına yakışmazdı. Hürriyet her şeydi…

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.