SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA’NIN 7 GÜNÜ /Bayramiç beyazı (20.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 22.04.2021 11:49

Sevgili bereket tanrıçasının her toprak parçasında başka isimleri vardı. Bambaşka güzellikler filizleniyordu, ayaklarının bastığı topraklardan.

Her toprak, başka rüzgarlarla ısınıyor ve üşüyordu. Başka insanlarla buluşuyordu. Başka kuşlarla bütünleşiyordu. Başka kuşların sesleri ile canlanıyordu.

Her bir toprak parçası bambaşkaydı. Değerleri, onu oluşturan dinamikleri, sevgi ve saygının oluşturduğu her bir tane ile bütünleşik bir yapıyı oluşturuyordu.

Bereket tanrıçası da, ayaklarının değdiği yerde hayat filizlendiriyordu. Sadece topuklarının değdiği yerde daha da farklı güzellikler gökyüzüne doğru uzanmaya başlıyordu. Anka Kuşu, bereket tanrıçasının peşi sıra gitmeyi de bu nedenle çok severdi. Çünkü her bir toprak parçası, var olduğu dinamiklerle bambaşka mucizelere gebe idi. Ve o ilk hareketlilik izlenmeye değerdi…

Anka Kulu gibi Bereket tanrıçası Artemis, Bin Pınarlı İda’nın topraklarında gezmeyi çok severdi. Burada huzur buluyordu. Daha derin nefes alabildiği için, daha çok geziyor, koşuyor, kuşların şarkıları ile daha çok dans ediyordu. O dans ettikçe çevresinde yeni bitki türleri ortaya çıkmaya başlıyor, yeni çiçekler için başka diyarlardan gelen kuşlar da bu coğrafyada daha önce duyulmamış şarkılarını söylüyordu. Böylece Artemis daha çok dans ediyor ve tohumlarını daha çok toprak anaya saçıyordu.

Bu bir döngü idi. Hepsi birbirini tetikliyordu. Tetiklemeler durmuyordu. Hep geliştiren, şekillenen, süslenen bir döngü idi.

Anka Kuşu, bu gelişkin döngünün izlerini nerede olsa tanırdı.

Hatta bir gün Avrupa’nın derinliklerinde, metropollerden birinde, Bin Pınarlı İda’nın tohumlarından birini gördü. Bu tohumun etrafı yeşil bir koruyucu tabaka ile kaplanmıştı.

Şaşkındı. İda etekleri bu şehre hayli uzaktı. Bu meyvenin yanına gitti. Bir ısırık aldı. O kadar keyifli idi ki… Bin Pınarlı İda’nın hasreti bir nebze olsun dinmişti. Yediği yemiş, Bayramiç Beyazı idi. Kokusunu, tadını, rengini öyle özlemişti ki.

Söylenceye göre Anka Kuşu, Artemis’in izinden gider. Toprağın bereket zincirinde önemli role sahip olan Artemis, daima Anka Kuşu için biriciktir. Hatta bazen dans etmeyi bırakır. Özellikle de bereket zinciri bozulduğunda, toprak kirlendiğinde ve kuşlar öldüğünde…

Rivayete göre böyle zamanlarda taştan kabuğu içinde saklanan Artemis’i Anka Kuşu’nun şarkıları dışarı çıkartır. Anka Kuşu, o güzel çocukların, kuşların şarkıları ile neşelenir. Daha yeşil ve güzel bir dünya hayali ile şarkıları söylemeye başlar. Zaman zamanı kovalar. Bu heyecan büyür ve şarkıların kuvveti Artemis’e ulaşır. Artemis taşı kırar. Toprağı yarar ve dünya üzerinde görülmemiş bir canlı yeşerir.

Rivayetin asıl söylencesi de budur. Artemis, taştan kabuğu içinde Anka Kuşu’nun sesini duyduğu bir vakit, kabuğundan çıktığında ayağını bir toprağa başar. Bu toprak İda’Nın Bayramiç eteklerindedir. Oradan da Nektarinin beyazı doğar. Ve insanlar ona Bayramiç Beyazı der.

 

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.