SON DAKİKA
Hava Durumu

ANKA'NIN 7 GÜNÜ / Anka Yumurtası

Yazının Giriş Tarihi: 25.12.2020 11:20

Kimi zaman baharın gelişini bile kaçırıyorlar bazen de kuşların cıvıltısını, çocukları neşesini bile duymuyorlardı.

Ormanların en derinliklerinde yer alan yerlerde, en yüksekte kalan mağaralarda ya da geçit vermeyen ırmakların kenarlarında yaşamlarını sürdürüyor, yaban hayvanlarından, ejderhalardan, titanlardan kaçıyorlardı.

Günlerden bir gün, güne henüz gündüzü doğurmamışken bir çocuk ses duymuştu. Sesin merağına yenik düşerek yola koyuldu. Uyudukları köhne yerin biraz ilerisinde birkaç gün önce bir mağara görmüştü. Seslerin buradan gelebileceğini düşünen çocuk ilerlerken onun peşine de başka bir çocuk takıldı.

İki ufaklık korkarak mağaranın girişine kadar geldiler. Mağaranın derinlerinde oldukça küçük ama bir o kadar parlak bir ışık gözüküyordu.

Birkaç adım daha attıktan sonra ateşin büyüdüğünü fark ettiler. Devasa bir kuşa benzeyen bir varlık ateşler içindeydi sanki.

Bu Anka Kuşu’ydu.

Anka Kuşu, bu yaşamının son anlarını yaşıyordu. Bu derin ve karanlık mağarada onu kimsenin bulamayacağını düşünmüştü. Yaşamının son anları çok acı dolu olacaktı. Bu acının nedeni de son 500 yıldır dünya gezegeni de dahil olmak üzere gördüğü bütün kederlerin birleşmesiyle oluşuyordu. Onu bu halde kimse görmemeliydi. O kadar yorgundu ki çocukların geldiklerini fark edemedi bile.

Anka Kuşu’nun her ses çıkartışında yarasalar çığlık atarak uçuyor, çocukları daha da çok korkutuyorlardı. Çocuklar her şeye rağmen birkaç adım daha atarak Anka Kuşu’na yaklaştılar. O kadar büyük ve görkemli kanatları vardı ki Anka Kuşu’nun. Ama çok soluktu.

Birden bire yanmaya başladı. Ne kadar uzun sürdüğünü kimse bilemezdi. Zaman durmuş ve Anka Kuşu yanmaya devam ediyordu.

Çocuklar onu kurtarmak için koşmaya başladılar. Nereden bileceklerdi ki küllerinden yeniden doğduğunu. Anka Kuşu, parlak beyaz ateşler saçarak yandı. Çocukların aileleri bile yattıkları yerden saçılan ışıkları görebiliyorlardı.

Anka Kuşu, yana yana bitti. Kül oldu. Kül yığınına sarılıp ağlamaya başlayan çocukların minik parmaklarına yuvarlak bir şey dokundu. Bu Anka Kuşu’nun değerli yumurtasıydı. Çocuklar ona sarıldıkları sırada yumurta çatladı. Ve Anka Kuşu külleri arasındaki yumurtadan bir kez daha doğdu.

Söylenceye göre çocuklar Anka Kuşu’nun yüreğindeki sevgiyi hissettikleri için ondan korkmamışlardı. Anka Kuşu yumurtasının kabuklarını çocuklara vermiş ve onların bu sihirli kabuklar sayesinde titanlardan ve ejderhalardan korunmalarını sağlamışlardı.

Rivayete göre o çocuklar büyüdüklerinde o kabuklardan kolyeler yapmış ve boyunlarına asarak asla kaybetmemişlerdi. Tarihteki ilk takının o iki kolye olduğu söylenir.

İlham alınan haber,

Çanakkale'nin Cevheri Gülce Dereli

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.