SON DAKİKA
Hava Durumu

Anka Kuşu’nun 7 Günü (21.12.2020)

Yazının Giriş Tarihi: 21.12.2020 08:57

Tanrıçalar ve tanrılardan güç alan insanlar şehirler kuruyordu. Bazen doğru topraklar bulamadıkları için bazen de dünya gezegeni kentleri kurdukları yerleri sevmediği için yok oluyorlardı.

Anka Kuşu olan bitenleri hayretle izliyordu.

İnsanlar tatlı su kenarlarında, ince ırmakların çevrelerinde birikiyor, taşın üzerine taş koyarak evler, kasabalar, şehirler inşa ediyorlardı.

Sonra bazen yer küre bir sarsılıyor ve kent yıkılıyordu. Bazen bir volkan tüm insanlığı alevleri ve külleriyle yakıyordu. Bazen de salgın hastalıklar ya da açlıktan insanlar ölüyor, şehirleri terk ediyorlardı.

Kurulu kentler unutulmuş köhne yerlere dönüşüyor ve toprak oluyordu. Rüzgarlar orada sanki hiç insanlar yaşamamış gibi evlerin, tapınakların üzerini örtüyor, üzerlerinde yeniden tohumlar ekilsin diye bekliyorlardı.

Bu toprak parçalarına bazen uzun zaman insanlar uğramıyordu. Bu uzun zaman boyunca insanlar o yerin adını unutuyor, varlığı sadece hikayelerde kalan hayal ürünlerine dönüşüyordu.

Anka Kuşu tüm gezegenlerde olduğu gibi dünya gezegeninde de yok olan şehirleri hayretle izliyor, insanlığın nasıl unutkan olduğuna hep şaşıp kalıyordu.

İnsanlar unutkandı.

Öyle ya kendisini bile unutmuşlardı.

Tarih sahnelerinde o kadar boy göstermesine rağmen nasıl unutulduğunu kavrayamıyordu. İşine de geliyordu. Varlığının bilinmesi facialara yol açabilirdi.

Yıkılan kentlerin hafızasında, tapınaklarında, hikayelerinde, çömleklerindeki tasvirleri onu mutlu etmeye yetiyordu. Her küllerinden yeniden doğduğunda farklı coğrafyalarda doğduğu için her toprak parçasında başka bir isimle anılmaya başlamıştı. Onu görenler çocuklarına, torunlarına hayal güçleriyle birlikte anlattıkları için isminin farklılık göstermesiyle birlikte fiziksel görünüşü de farklılık gösteriyordu.

Anka Kuşu bunların farkındaydı. Sadece insanların kendi tarihlerini, sanatlarını, dillerini, dinlerini unutmalarına anlam veremiyordu.

Rivayete göre Anka Kuşu ne zaman bir arkeolojik kazı yapılmaya başlasa oraya konar ve izler. Tam bir Sanat Tarihçisi olarak insanların bulduklarını yorumlamalarını izler, onlara yol gösterir.

Söylenceye göre, antik kentlerin ve müzelerin koruyuculuğunu zamanla kendine görev edinmiştir. İnsanların geçmişten öğreneceği ve ders çıkartacağı, kendini geliştireceği çok fazla şey olduğunu bilir. Bu nedenle her zaman geçmişin koruyucusu geleceğin aydınlatıcısı olmuştur.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.