SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ah leylim… (15.08.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 15.08.2021 11:10

 Usta şair, yürek işçisi Ahmed Arif’in ölümünün 30’uncu yılında onun anısına Dostlar Tiyatrosu tarafından bir müzikli oyun hazırlandı. Genco Erkal’ın Ahmed Arif’e ait satırları uyarlayarak, yönettiği ve rol aldığı müzik gösterisinin adı da ‘Şahdamarım’ oldu. Ercan ve Gökhan Çağıran kardeşler ise bestelerini yorumladığı ‘Şahdamarım’ Çanakkale Belediyesi tarafından düzenlenen 58. Uluslararası Troia Festivali’nin son perdesi olarak; kentliyle Amfi Tiyatroda buluştu. En sevdiğim şairlerden Usta ozan Ahmed Arif’in hayata sevda gözü ile bakmasına dair birkaç kelam etmeden olmaz…

***

‘Şahdamarım’ için Ahmed Arif’in satırları yorumlanmış… Bir de biz bakalım o satırlara. Satır aralarına…

Tek şiir kitabı olan Ahmed Arif’in birde kıymetli satırlarının yer aldığı kıymetli bir kitap daha vardır. O mektuplar ise Leylim’den.

Ahmed Arif; ‘Leylim leylim’ diye başlar mektuplara. Leyla Erbil’dir aslında Leyli… Leyla olmasa da ona Leyli ya da Leylim diye hitap eder miydi diye düşünmüşümdür hep… Sanki bir sevda sözcüğü, bir hayat yolu anlamını taşır; ‘Leylim’

Onlarca mektup yollar Leylim’e. Onlarca… Karşılığı da bulur ama yarı dolu bardak misali. Yüreğinin karşılığını bulamaz; dostluğunun bulsa da…

Ahmed Arif, Leylim’in saçlarının hayalinde harfler bulur. Sesinin tonunun rengi kulağına iliştiğinde harfler kelimelere ve mısralara dönüşür… Ahmed Arif böyledir işte; yürek işçisi. Öyle der; ‘Ve ben şairim, namus işçisiyim yani yürek işçisi, korkusuz, pazarlıksız…’

Yüreğinden geçen duyguyu kelimelere verir. Kelimeler alır çıkartır belki de.

Bir mektubunda; kardeşim der Leylim’e. Leyli’sine… O kadar içindedir ki o duygu; aynı bedende var olmuşçasına; kardeşliğin güçlü bağlarını kullanmışçasına der… Leylim de saklar mektupları. Günlerce, aylarca, yıllarca… Sevgili dostu Ahmed’in mektupları onda kalır. Ahmed Arif’e gönderdiği mektuplar ise kayıptır. Nerede ve ne olduğuna dair de bir bilgi yoktur.

Ünlü yazar Leyla Erbil’e Ahmed Arif’in 1954-1957 ve en son 1977’de olmak üzere 60’ın üzerinde gönderdiği mektup Ruken Kızıler editörlüğünde ‘Leylim’ ismiyle can bulur. Sayfa olur. Kelam olur. Söz olur. Gönül olur. 

‘Sen nasılsın ömrüm’ diye sorar Leylim’e.

‘Hınca hınç mısra doluyum. Kara ve yeşil fon, hepsinde hâkim. Biraz kendime geleyim, mendillerine, bluzlarına, yastığına mısralar serpeyim. Ha?’ diye de ekler Ankara’da yazdığı bir mektubuna.

Ahmed Arif; Leylim’e mektupları ilk yazmaya başladığında ise henüz 27 yaşındadır. ‘Leyla, zalım leyla’ diye başlar mektup ve ‘senin’ olarak bitirir…

Sözcük seçimleri öyle yürekten ve yabanıl gelir ki bana. Yabanda bir yerlerde; gökyüzündeki yıldızı görmüşçesine; baharın kokusunu kör karanlık, zifiri ölüm ırak bir köşe de koklamışçasına…

‘Canım’ der.

‘Seni anlatabilsem seni...

yokluğun, cehennemin öbür adıdır

üşüyorum, kapama gözlerini...’ diye yakarır…

Ahmed Arif, rüyalarında şiirler yazdığından da bahseder. Edebiyat biraz hayal bulutları arasında biraz gerçeklik sarmalından geçerek satır olur. Hangisinden ne kadar geçeceği şaire kalır; Ahmed Arif şunu göstermiştir. Rüya; gerçek yaşamın ta kendisi. Bilincimiz ve bilinç dışımız. Karakterimizin yanı sıra kabullenmediğimiz korkularımız, acılarımız ve mutluluklarımızın en yalın ve görkemli hali. Rüyada yazdığı düş satırları da bu denli gerçekçi kılan bu olmalıdır.

Ve en nihayetinde; Ahmed Arif bir yürek işçisidir.

Ve bir ümitsizlik anında; belki de satırlarda ümidi gördüğü bir sıra da demiştir ki;

‘En leylim gecede ölesim tutmuş

Etme gel,

Ay karanlık…’