SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Acının rengi (26.10.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 26.10.2021 09:27

Her insanın yaşadığı zorluklar ise farklılık gösterdiği gibi derinlikleri, yansımaları ve çevresine etkisi de farklıdır. Kimi zorluklar, toplumsal yıkıcılığa sahiptir.

Toplumda meydana gelen bir ‘olay’ tüm toplumu sarsar. Ama ne kadar uzak bir coğrafyadaysa bu sarsılmanın şiddeti de o kadar azalır. 

Ama yara, yaradır.

Can yakar.

Canı kanırtır.

Yaranın iyileşmesi için zaman gerekir. Zaman acıyı dindirir. Gündelik hayatın içindeki dinamikler, birer birer yaşandıkça, tarihi geçtikçe acının yaşandığı günden uzaklaşınca sanki acıdan da kaçmış olursun.

Nasıl olur, bilinmez. Acının şekli değişir. Yastan başka bir boyuta taşınır. Ölümün adı bile değişir kimi zaman.

Ama ansızın, bin yıllar sonunda daha o ilk andaki şeyi hissedersin. O yokluğu, boğazın yutkunamayışını hissedersin. Sanki zaman akmamıştır, o anda durmuştur.

Yaraların birden bire kanamaya başlar.

Neredeyse bir yanardağ kadar sıcak bir alev akar. Ama yavaş yavaş değil. Bir barajın patlaması gibi… Tüm bir coğrafyayı ansızın sarar. Toprağın emeceği acı eşiği çoktan dolmuştur.

Acının yarası, gönül sızı diner gibi gelir. Ama asla dinmez. Daima oradır. Kanatır. Acıtır. Yara, yaralamaya başlar.

O en derinde hissettiğiniz zaman, bir sargı bezi dindirir o kederi.

Bir şekilde, yaşam yaşanılır olur. Birileri, yaşamı yaşanılır kılar. Acılara, ölüme, kedere, haksızlıklara, eşitsizliklere, katliamlar doğa talanına rağmen; yaşamayı anlamlı kılarlar.

Belki de daha önce hiç tanımadığınız bazı insanlar, sizin gönlünüze köprü kurar. Hiç konuşmasınız da seversiniz birbirinizi. Saygı duyarsınız.

Bu bin yıllar sürecek olan dostluğun tahtının ilk anlarıdır.

O taht öylesine görkemlidir ki…

Kuru dallardan yapılmıştır. Yaş ağaçlar incitilmesin diye, ormanın derinliklerinden, kimsenin gitmeye cesaret edemeyeceği mağaralardan dallar taşınmıştır. Yontulmuştur ve bir taht, bir şato kurulmuştur.

Zaman geçiştir. Acılarla, bir şato kurulmuştur.

Bazı insanlar, siz renginizi belli etmemek için mücadele etseniz de; yüreğinizin hangi ritimle aldığını bilirler. En büyük yaslarınızı, daha önce hiç tanımadığınız insanlarla yaşamışsınızdır. Yaşamaya da devam ediyorsunuzdur.

Yasların şekli başta sadece karanlıktır. Koyu bir renk. Ama genellikle gri.

O insanlar, karanlığı bıçaklar saplar. Güneş ışığı içeri girebilsinler diye…

Gökkuşakları beliriverir, acının ovasında.

Eskisi gibi değildir gökkuşakları. Bir rengi ya da birkaç rengi eksiktir.

Ama yine gökkuşağı oma görevini sonsuza kadar sürdüreceklerdir. O insanlar, sizin dostlarınızdır. Acısı ve tatlısıyla, siz ne kadar hoyratsanız, onlar o kadar şefkatlidir.

Ne kadar hayata kızgın ve öfkeli iseniz, ne kadar bunu onlara yansıtıyorsanız, onlarda o kadar şefkatlidir.

Onlar merhemdir. Onlar nefestir.

Dostlar, seçilmiş ailelerdir.

İyi dostlar biriktirin. Merhemde olabilsinler neşe de.

İyi dostlar biriktirin…