SON DAKİKA
Hava Durumu

Rahmet Yolları Kesti (14.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2021 09:37

İki sol düşünür iki roman dediğimizde, kitaplara mesafeli olmayanlar bilir ki, kastımız Kemal Tahir ile Yaşar Kemal’dir. Romanları ise, İnce Memed ile Rahmet Yolları Kesti adlarını taşır. 1955 yılında Yaşar Kemal “İnce Memed” 1957 yılında da Kemal Tahir “Rahmet Yolları Kesti” romanlarını yayınladılar.

Her iki romanda, eşkiyalığa bakış perspektifini göstermekteydi.

Ama aslında, ortada daha derin bir sınıf farkı vardı. Bu fark, yazarların romanlarına da yansımıştı.

Yaşar Kemal Çukurovalı (Osmaniye) köylü bir ailenin çocuğuydu. Kemal Tahir ise, babası II. Abdülhamid’in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey, annesi ise II. Abdülhamid’in kızı Naile Sultanın hizmetlilerinden Nuriye Hanım’dır. Yani, Kemal Tahir İstanbul doğumlu, Galatasaray Lisesinde bir süre okumuş, aristokrat sayılabilecek bir aileye mensuptu.

Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” romanında, köylülük ve eşkiyalık konusundaki ağır eleştirisi, biraz da yetişme tarzından kaynaklanıyor.

Yaşar Kemal ise, Kürt kökenli bir Türk romancısıdır. Osmaniye doğumludur ve ilkokuldan öte okuma imkanı bulamamıştır. İnce Memed romanı da, bir Çukurova hikayesidir. Daha da ötesi, hala günümüzde varlığını hissettiren, zaman zaman el değiştiren feodaliteye (şimdilerde PKK terör örgütünün üstlendiği sistem) ağır eleştiri getirirken, esasen bir eşkıya olan romanın kahramanı İnce Memed’i de bir “Türk Robin Hud”u prototipi olarak tanımlar.

Tarihlere dikkat edilirse, İnce Memed 1955 yılında yayınlanırken, iki yıl sonra da yani 1957 yılında da Rahmet Yolları Kesti romanı neşredildi.

Yaşar Kemal İnce Memed romanında, feodalitenin zalım temsilcisi Abdi Ağa’ya karşı verdiği destansı mücadelede, aynı zamanda devlete karşı da bir başkaldırısı vardır.

Kemal Tahir’in Maraz Ali’si ise, düpedüz bir eşkiyadır. Çerçi Süleyman Ağa’nın yanaşmasıdır. Ve rezil bir adamdır. Rahmet Yolları Kesti romanında, İnce Memed gibi bir kahraman değildir, Maraz Ali… Zaten eşkiyalık da matah bir şey değildir.

Yaşar Kemal’in İnce Memed romanında eşkiyadan bir kahraman ortaya çıkarılırken, Kemal Tahir’in romanında da Maraz Ali alçağın tekidir. Her iki romanda da bir feodalite betimlemesi vardır ama, nerdeyse birbirinin antitezi özelliğinde olaylar gelişmektedir.

İnce Memed, gerçekten feodalitenin ağır dumanı içerisinde ki Çukurova’da geçerken, Rahmet Yolları Kesti, bir Orta Anadolu yani Çorum’un Sungurlu ilçesi ve köylerinde geçen bir hikayedir.

Kemal Tahir’in bir aristokrat aileden gelmesine rağmen, solcu kimliği bütün eserlerinde kendini gösterir.

Türkiye Cumhuriyetinin özellikle ilk dönemlerindeki “Osmanlı” kompleksine de ağır göndermeleri bulunmaktadır. Nitekim, CHP’nin “Milli Şef” döneminde hapis yatmış, 1950 yılında da DP iktidarı döneminde getirilen af ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Kemal Tahir, milli ve yerli bir sol ideolojiyi benimseyip, ömrü boyunca bu konuda ciddi makaleler yazıp, çalışmalarda bulunsa da, Türkiye’nin sol geçmişi, yerli sol konusunda mesafe alamadı.

Yasal ya da illegal sol örgütler, kendilerini ya Sovyet (Lenin-Stalin) ya da Çin yanlısı (Mao Zedung) kabul edip, öyle tanımladılar. Bu konuda Türk Solu’nun yerli olabilmesi için Ömer Laçiner, Refik Erduran, İsmet Özel ve Cemil Meriç gibi sol aydınların çabaları unutulmaz. Daha sonra, İsmet Özel ile Cemil Meriç’in Türk toplumu gerçeğine uygun olarak İslam mütefekkirliğinde karar kılmaları bir tesadüf değil, bulunduğumuz coğrafyanın ve ülkemizin moral değerlerine sahip çıkma farkındalığıdır.

Zindanlarda çürütülmek istenen Nazım Hikmet’in “Kurtuluş Savaşı Destanı” ile “Şeyh Bedrettin Destanı” isimli eserleri okuduğunuzda, bu ülkede yazar olmanın ağır bedelleri olduğunu bir kez daha anlarsınız. Çünkü Nazım Hikmet, 1925’ten 1938 yılına kadar hakkında açılan davalar nedeniyle 12yıl hapis yatar, çareyi ise ülkeden kaçmakta bulur.

Dönem arkadaşı Necip Fazıl Kısakürek’te aristokrat bir aileden gelmesine rağmen, ilk eserleri sol rüzgarda ve biraz da bohem hayatını yansıtan şiir ve nesirleri bulunur. Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle “yeniden doğuşu”, Seyyid Abdülhakim Arvasi’yi tanımasıyla başlar.

İşte bu değerler, yerli ideolojinin, milli perspektifin aydın temsilcileridir.

Bugün ise, yerlilik ve millilik anlayışına rahmet okutacak, ihanet kavramlarının tam karşılığı tutumları görüyoruz. TBMM’de bu milletin öz kaynaklarından nemalanan siyaset figürleri, milli değerlere özen göstermekten geçtim, hangi ülke düşmanımızsa koşa koşa oraya gidip Türkiye aleyhine pozisyon alıyorlar. Aydın sanatçı diye parlatılan Fazıl Say öyle değil miydi?

Sanatçı – yazar taifesini bu ihanet listesi içerisinde saymaya kalksak, inanın bu köşe yetmez.

“Fikri namus” denilen kavram, tam da budur işte. Kemal Tahir gibi, necip Fazıl gibi, Cemil Meriç gibi, Erol Güngör gibi, Osman Yüksel Serdengeçti gibi, 7 güzel adam gibi fikri namusu, ideolojik kardeşliği olmayanlar tarafından da kabul edilir olmaktır.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.