SON DAKİKA
Hava Durumu

Öyle bir geçer zaman ki… (11.02.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 11.02.2021 08:47

Aradan bunca zaman geçmesine rağmen, ne yaşadığımız ülkede, ne bu şehirde nede hayatımızda fazla bir değişiklik olmadı.

Terör, son çırpınışlarının verdiği “can havliyle” gözünü kan bürümüş halde, hiçbir sınır tanımadan kanlı eylemlerini yapıyor.

Sözün bittiği yerdeyiz.

Ülke olarak, şehir olarak ve toplum olarak bir virajın ucundayız. Bir takım kararlar vermek durumundayız. Arkadaşlık ve dostluk adına da önemli kararlar almanın arifesindeyiz.

Söylediklerimiz, dille yaraladıklarımız, iftira kıvamında yalanlarımız.

Dostlukları “pamuk ipliği” ne bağlı olanlar, ne dost biriktirebilirler, nede dostlarına güven verebilirler.

Öfke ve hırsın şehvetine kapılanlar, en başta dostlarını yaralarlar.

Sonra birde bakarsınız ki yalnızdırlar, kalabalıklar içerisinde biçaredir.

İşte bunun özetidir, “Öyle bir geçer zaman ki” sözü.

Birkaç sezon süren bir dizinin adıydı. Hikayesi sağlamdı. Reyting sorunu yoktu. Oyuncuları mükemmel iş çıkarmış, belki bir sinema filmi düşüncesi de oluşmuştu.

Sevdiğim bir dostum, böyle bir uçarılık yaptı.

Bir öfkenin şehvetiyle, hem iftira attı, hem de hakaret etti.

Silmedim, silemedim O’nu.

Hakkındaki dedikoduların üzerine atlayıp, dillendirmedim.

Yani, O’nun bana yaptığını ben O’na yapmadım.

Çıktığı yolda yaralanmasını, saçma-sapan dedikodularla örselenmesini, bulunduğu konumda heyecan ve azminin tükenmesini, önemli bir aktör olacakken yolunun kesilmesini istemedim.

Yani, tıpkı O’nun yaptığı gibi kızgınlığın şehvetiyle dedikodu, yalan ve iftirayı mubah görmedim.

Sevgim dumura uğradı. Saygı konusunda ikircilik yaşadım. Vefanın İstanbul’da bir semt adı olmadığını bir kez daha tavsiye etmek adına, susmayı yeğledim.

En çokta utanmasını bekledim.

Aslında derdimiz ortak.

Birbirimizden hiç hazzetmediğimiz bazı arkadaşlarla da ortak değerlerimiz vardır. Bu bir şehir olabilir. Bu olabilirlikler içerisinde Çanakkale gönlümüzün bir köşesinde, Tokat yüreğimizde bir sızıdır.

Bu şehirlerin birikimleri, değerleri, tarih ve kültürel miraslarıyla bu asırda da yeni medeniyetlerin uğrak yeri olmalarına dair arzumuzda anonimdir.

Ve fakat, illa da dil yarası yok mu, o hep sol yanımızın sızısıdır.

Söz ve dildir bizi ele veren. Süreyya yıldızı gibidir tutum ve tavrımız. Buna söylem- eylem paradoksu da diyebilirsiniz. Esas olan nedir biliyor musunuz? Dostluk ve dost kalabilmek. Ezmeden üzmeden, ağzımıza kekremsi bir tat kondurmadan, müstehzi bakışları atmadan..seven, sevilen ve değer bilen olmaktır dost.

Esirimiz olan kimi sözler, ağzımızdan çıktıktan sonra bizi tutsak ediyorsa, bunun üzerine bir hayli düşünmemiz gerekir.

Çünkü, öyle bir geçer zaman ki, cinin şişeden çıktığı gibi, dönüşü olmayan bir yola revan oluruz.

Dostlukları, arkadaşlıkları yitiririz.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.