SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

FETÖ'nün mağduriyet algısı (11.06.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 11.06.2021 09:53

 

Herkes biliyor, herkes yazıyor. O nedenle en çok birbirimize söylediğimiz söz “Kurunun yanında yaşta yanmasın” lafzı. FETÖ kriptolarının yeni yöntemi, bu örgütle uzaktan yakından ilişkisi olmayanları “FETÖ’cü” diye ihbar etmek. Buradaki hesap ortada. Mağdur yığınlarını oluşturmak, dolayısıyla gerçek FETÖ’cüleri de “mağdur kapsamında” lanse etmek.

 

Yanlışlar yapıldı. Gözaltı, tutuklama, açığa alma ve özellikle memuriyetten atma işlemlerinde hatalar oldu. Zaten Fetullah Terör Örgütünün istediği ortamda buydu. Topluma, gördünüz mü ne kadar “mağduriyet yığınları var” demek isteniyordu. Bu film ve fırıldağın ikinci perdesinde de, domuz gibi FETÖ’cü bilinen isimler üzerinde tartışma parantezleri açmayı amaçlıyorlardı.

 

Buraya kadar, sonuca baktığımızda terör örgütü nispeten başarılı. Ülkede bir “mağduriyet kaosu” oluşturdular. Toplumda, bu kadar da fazla ama… sözleri söylenir oldu. Mümkün olduğunca hükümetin KHK’larını okumaya çalışıyorum. Metinlerin hukuki dil ve mantık bakımından işi bilenler tarafından hazırlandığı tartışılmaz.

 

FETÖ, 15 Temmuz’un rövanşını bir başka silahlı ve kanlı darbe/işgal girişimiyle alamayacağını bildiği için, ortaya bir şekilde “kehanetler ve komplo teorileri” öne sürüyor. Özellikle sosyal medya maharetiyle; dedikodu, isimler üzerine absürd iddialar, iftira ve hezeyanlar kol geziyor.

 

Algı operasyonları bağlamında, retoriklerde dibine kadar kullanılıyor. Kafiyeli cümleler, şiir gibi metinler, güçlü tasarımla insanların görsel bakışını etkileyecek çalışmalarla “mağduriyet edebiyatının” son örneklerini sunuyorlar. 15 Temmuz’da şehit olan 241 kişi, 2 binden fazla gazi ve bunların gerçek mağduru ailelerin yaşadıkları dram artık konuşulmuyor. Çünkü, FETÖ yeni bir filmi sahneye koydu. Bu filmde entrika, yalan-dolan, iftira, iddia ve asparagas yayınların tümünü birden devreye soktular.

 

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, vatanseverliği tartışılmaz isimlere yeni kehanetler anlatılıyor. Amaç belli, toplumda korku, endişe ve huzursuzluk sağlamak. Başarı endeksi ise, şaşırtıcı bir biçimde yüksek. Hedeflerine koydukları isimler, hakkında dedikodu çıkardıkları ve FETÖ’cü şüphesi yaydıkları kişiler, bulundukları toplumun en itibarlı insanları. Üstelik, terör örgütü bu kişileri kendi eylemleri için bir engel görüyor. FETÖ kriptoları, ısrarla bu isimlerle ilgili yeni iddia ve iftiralarla özellikle sosyal medyada yayın yapıyorlar.

 

Oysa gerçek şudur: Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) 40 yıllık darbe ve işgal planını ortaya koymuş, bunu yaparken de her alanda en güçlü pozisyondaydı. Türk Milletinin en feraseti ve sağduyusuyla birlikte destansı yiğit bir direniş örneği göstererek, bu alçak kalkışmayı püskürttü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu kıyamla tarihe kayıt düştü.

 

Sanki ortalık sakinleşmiş, ateş düşmüş ve 15 Temmuz ihaneti unutulmuş gibi, FETÖ yeni denemeleri durmaksızın sürdürüyor. Bunu yaparken de, ülkeyi yeni iddialar ve kehanetlerle kaos ortamına çekerek yapıyor. Bunlardan birisi, “mağduriyet” üzerinden yürümek, ikincisi de kehanetlerle topluma korku salmak… Daha öncede yazdım, 15 Temmuz kalkışmasında, örgütün en güçlü olduğu pozisyonda olmasına rağmen başaramamışken, ikinci bir denemesi başarılı olabilir mi?

 

Üstelik toplum, 15 Temmuz’da ciddi bir deneyim görmüş, bundan sonra ki yol haritası ise kıyam/direnişin en şanlısını yapacak bir noktadadır. Terör örgütünün bunu bilmemesi ve ıskalaması mümkün mü? Mümkün görmüyorum. Çünkü FETÖ, dış destekli bir taşeron örgüttür. FETÖ’nün yerli hainlerinin Türk Milletini tanımamış olmaları bir açmazları olduğu gibi, her türlü istihbarat ve toplum mühendisliğinin verileri elinde olan emperyalist işbirlikçileri de, öngörülerinde yanılmıştır.

 

Geçmişe yönelik, yani 1960, 1980, 1971 ve 1997 darbe envanterlerini esas alarak bu kalkışmayı öngördükleri için; dumura uğradılar. Türkiye’nin kara lekesi olan bu 4 darbenin intikamı 15 Temmuz 2016’da alınmıştır. Seçilmiş başbakan ve bakanların darağacında asılması karşısında ki sessizliğinin vicdani rahatsızlığının cevabını 15 Temmuz’da vermiştir.

 

Mağduriyetler yok diyemem. Ancak, FETÖ’nün mağduriyetler üzerinden yürüdüğünü de bilelim.