SON DAKİKA
Hava Durumu

Dran dran söylerim... (03.02.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 03.02.2021 08:19

 

İrtifa kaybeden insanlık ve insani değerler, ne yazık ki bundan duygularımızda etkilendi. Adam gibi sevmek deyimi, tam da bu hallerimiz için söylenmiş. O sebeple, yıllar önce bir şiir yazmıştım, İstanbul'un zemheri bir soğuğunda. Bıyıklarım, buzdan sarkıtlar gibi olduğu ayaz bir sabahta, Sarıyer'de servis beklerken dökülmüştü dudaklarımdan. Ve demiştim ki:

 

Saklıkent'te saklıdır serseri sözlerim

Dran dran söylerim ben gülüm

Söğüt dalı gibi eğilip bükülmem

Ne varsa doğrudan söylerim gülüm

 

Hayata hiç küsmedim. Benim için biçilen rol her ne ise yüksünmeden oynadım. Bazen öyle bir hale geldim ki, çorak bozkırda gül aradım. Bazen kardelenleri yoldaş edindim. Hayatın acımasız, insafsız ve hücrelerime kadar incitici tutumuna karşın derin bir nefes alıp, bunlar da geçer ya hu deyip, umudumu yüreğimde yeşerttim.

 

Yaşamak bu muydu? Bu ise, bu nasıl bir yaşamaktı? İçimi tırmık tırmık kanatan sözler, unutulası değiller. Söz vardır kese başı, söz vardır kese savaşı der koca derviş Yunus. Sonra, ötelerden gelen bir öğreti yön verir, "Oha vardır öküz durdurur, oha vardır zelve kırdırır."

 

Mesele nedir? Mesele odur ki, sahici değiliz, gerçekleri yaşamıyoruz. Bunlardan daha kötüsü, sevmiyoruz, sevgiyi sahte ve parlak jelatinle ambalajlıyoruz. Dijital bir dünyada tırıslama giderken, dokunuşları, göz değişleri ve sahici, hayatın içinden sözleri unuttuk.

 

Telefonumuza, tablet ya da laptop'un klayelerine aşığız artık. Belki ilerde olur, beslenmemizi dahi gramlık haplarla yaparız. Öyle bir yapay, öyle bir sunni, öyle bir gerçek dışıyız ki, hergün kendimizi tekrar etmekten usanmadık.

 

Düşünsenize, koca bir dünyanın kahır ekseriyeti düne uyanıyoruz. Yaşadığımız bugün, aslında yarındır ve hoyratça yarını tüketiyoruz. Aşka dair bir cümle kuramıyoruz. Sevdiğimiz insanı yüreğimizin en mahrem yerinde saklayamıyoruz. Çünkü herşeyimiz ortada, bize dair herşey eğreti.

 

Dran dran söyleyebiliyor muyuz? Diyelim ki söylüyoruz. Peki söylediklerimiz doğru mu,? Dudaklarımızla yüreğimiz arasındaki mesafe kaç kulaç muhterem? Seviyorum diyen dilin kalbe yakınlığı ne kadar? Bu işte biraz da yitirdiğimiz moral değerlerimizle alakalıdır.

 

Adam gibi sevmeye yabancı kalışımızın temelinde de bu vardır. Gerçekten sevmenin nasıllığı kousunda bir nebze düşünüp, yüreğimiz çarpabiliyor mu? Sevdiğini gördüğünde güvercin ürkekliğinde, üzer miyim, incitir miyim nöbetlerine tutuluyor muyuz?

 

Eskilerde kaldı değil mi bunlar. Onlar eskilerde kaldıysa, ben de eskilere giderim gülüm, eskilere...

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.