SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir harf öğretenin talebesi bile olamadık… (24.03.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 24.03.2021 08:41

24 Kasım Öğretmenler Günü. Ne güzel, onlara olan minnet ve vefasızımızı bir gün de ödüyoruz. Tıpkı, annelerimize ve babalarımıza olduğu gibi. “Sevgililer Gününü” saymıyorum, bile. Çok zorlama, durumdan vazife çıkarma günü gibi geliyor bana.

 

Bilgi ve imanın yılmaz kalesi Hazreti Ali, “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” demişti. “İkra bismi Rabikellezi halak” yani oku/anla,  (Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.) Rabbinin ismiyle başlayan bir kitabın ve dinin mensubu olarak, biz ne yaptık? Okumadık, öğrenmedik, araştırmadık, hiçbir buluş için çaba göstermedik, insanların işini ve hayatını kolaylaştıracak hiçbir icada imza atmadık.

 

Bu ne yaman çelişki, bu nasıl bir ironidir? Hep okumayı ve öğrenmeyi anlatan, eğiten ve öğretmenlerimizi ise 657 sayılı yasaya tabi bir memur statüsünde harmanladık. Oysa öğretmenlik sıradan bir meslek değildir. Ve elindeki ürün bir insandır.

 

Hangi meslekte pedagoji diye bir bilim olmazsa olmazıdır. Öğretmen ile pedagoji ayrılmaz iki parçadır. Pedagoji bilimi, çocukların duygusal, zihinsel ve de sosyal gelişimlerini inceleyerek ruh sağlığı hakkında bilgiler edinmeye çalışan bir bilimdir. Buda yetmiyor. Birde Pedagojik formasyon gerekiyor, öğretmenlik için. Pedagojik formasyon, öğretmenlik mesleğini yapabilmek için eğitim ile ilgili dersleri kapsamaktadır. Öğretmenlik, salt bizim ülkemizde değil, bütün gelişmiş ülkelerde en kıymetli meslek gurubu olarak baştacı ediliyor. Bizim ülkemizde ifadesini de ironi olsun diye kullandım.

 

Çünkü, yukarda ifade ettiğim gibi, öğretmenin statüsü tapu memurunun statüsüyle, tahrirat katibinin yasal haklarıyla aynıdır. Her bakan, Finlandiye eğitim sistemini örnek verir. Finlandiye eğitim sistemini örnek verirken, bu başarının mimarı öğretmenlerin statüsü, yasal hakları ve özel bir kanuna tabi olduklarına ilişkin tek kelime etmezler.

 

Öğretmenlerin maaşı, total 657 memur statüsündekilerle birlikte değerlendirildiği sürece, her yıl değil, ayda bir öğretmenler günü kutlasanız ne olur, kutlamasanız ne olur?

 

Türkiye’deki eğitim sistemi, her yeni bakana göre değişen, ülkemize özgü milli ve sosyo-ekonomik durumu gözetilmeden yapılagelen curcuna sistemlerdir. Öğrenciler kadar öğretmenlerinde özgür olabileceği alanlar açılmamıştır. Göstermelik ve ideolojik sendikalara mahkum edilmiş öğretmenler; idarecilik atamaları ve tayinlerde “ehliyet-liyakat” yerine, başka vasıflar aranır olmuştur.

 

Bu durum yeni değildir. Osmanlıdan bu yana gelen maarif sistemi, cumhuriyet döneminde de 90 yıldır, bize özgü koşullara uygun hale getirilmemiştir.

 

Öğretmen salt öğretici-eğitici değildir. Öğrencinin ilk hamurkeri olarak öğretmen, aynı zaman gözlemci ve hayata insan hazırlar. Bunu yapabilmek için de, istisnasız olarak bütün öğretmenlerin başka ülkelere gidip, hem kendi alanında inceleme yapması, hem de o ülkeleri yerinde tanıması gerekiyor. Ülkesi dışına gitmemiş bir öğretmenden, masa başında oluşturulan sistemi uygulama dayatması, başarı getirmiyor.

 

Umuyor ve diliyorum, önümüzdeki 24 Kasım 2018’de, öğretmenlerle ilgili bu sorunları konuşmak yerine, okullarımız başarısını, okullardaki sınıfın yarışını, bilim ve icatların oluşunu, Türkiye’den ve hassaten Tokat’tan öğretmen ve öğrencilerin insanların hayatını kolaylaştıran ürünlerin sunumunu konuşur ve yazarız.

 

Türk Milleti, zekası ve çalışkanlığıyla bunu yapacak güçtedir.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.