SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ak sakallılar yahut 2 bin yıllık ezoterik örgüt… (17.03.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2021 08:29

 

İlgiyle takip ediyorum. Devrekli Selman Kayabaşı’nın seriye bağladığı kitapları, Türk Milletinin gizemli zekası ve ezoterik örgüt yapısının hikayesinden etkilenmedim dersem, yalan olur.

 

Belki hayaldir, kim bilir belki de hayallerimize yüzme öğretiyordur. Olsun, kendimi iyi hissetmeme ciddi katkı verdi. Diriliş Ertuğrul dizisinde “İhtiyar Heyeti”, yıllar önce başlayan Kurtlar Vadisi dizisinde “Ak sakallılar” olarak zihnimize nokta atışı yapılan bu ezoterik örgüt, Selman Kayabaşı’nın peş peşe yayınladığı Teşkilat, Muhafız, Hanedan ve Operasyon kitaplarıyla adeta ete kemiğe büründü.

 

İlginç sahneler, ilginç replikler, ilginç ve gizemli tarihsel veriler, bu milletin iki bin yıllık devlet geleneğinin nasıl şekillendiğini anlatıyor. Salt Siyonizm’in milattan önceden günümüze gelen planlarının olmadığı, aynı zamanda Türk Milletinin de böyle bir ezoterik örgüt eliyle kuşaktan kuşağa aktarılan emanetler silsilesi olabileceği ihtimali çok heyecan verici. Üstelik, tarih okumalarından bunun zaman zaman ipuçlarını görebiliyorsunuz.

 

Selman Kayabaşı’nın 4 kitaplık serisiyle ilgili yapılan analiz şöyledir:

Kurtlar Vadisi Pusu’nun konsept danışmanı olarak sosyal medyada reklamı dönen Selman Kayabaşı’nın iddialı bir serisi var: Teşkilat! Teşkilat Serisi 4 kitaptan oluşuyor: seriye ismini veren Teşkilat, Muhafız, Hanedan ve Operasyon. Hepsi de bir çırpıda okunabilecek romanlar. Kaldı ki Selman Kayabaşı, Kurtlar Vadisi Pusu dizisine yaptığı danışmanlığın referansı ile bir çok online satış mağazasında kitaplarıyla ilk sırada olan bir isim. 2000 yıldır Türkleri yöneten bir güç var” gibi iddialı bir cümlenin arkasını doldurmak adına ortaya belgeli, akıcı eserler sunmak zorundaydı ve bunu 4 kitabının hepsinde olmasa da kısmen başardı diyebilirim.

 

Seriyi okurken şaşırdığınız ve “acaba?” dediğiniz bölümler çoğunlukta: örneğin Rahip Barroso ve Aleksandır Litvinenko’nun Müslüman olma ihtimallerine göndermeler var. Bunun yanında Süleyman Demirel, Tansu Çiller gibi isimlerin hiç çekinilmeden yazılması da ilginç gelebilir, tabii ki “yazılması gereken isimlerin” yazılmayarak es geçilmesi de…

 

Seride yer alan kitaplarda ardı ardına komplolar anlatılsa da –ki sanki çoğu gerçek gibi geldi!- bazı hikâyeler beni, ecdadımın zekâsına tekrar hayran bıraktı: mesela Fatih Sultan Mehmed’in, daha gencecik çocukken İstanbul’u fethetmeyi dile getirmesi, çocukluk arkadaşı Sadık’ı Roma’ya “Hıristiyan biri” olarak göndermesi, Sadık’ın Kardinalliğe kadar yükselmesi bu büyük zekânın sadece yarını değil, yarınları da düşünüp hareket ettiğinin göstergesi adeta. Kaldı ki bazı tarihçiler eğer Fatih zehirlenmeyip Roma’ya sefer düzenleseydi, sonraki Papa’nın gerçekte Müslüman bir rahip olacağını, bu kişinin de Fatih’in çocukluk arkadaşı olacağını söyler ki: tarih eğer bu şekilde tecelli etseydi, acaba günümüz dünyası nasıl şekillenirdi diye insan düşünmüyor değil! Yazar belki de bu tarihi soru üzerinden hareketle kurguya güzel bir ekleme yapmış diyebilirim.

 

Yakın tarihimizde ise, bu ezoterik Türk örgütünün hassa şahsiyetleri arasında; 2. Abdülhamid Han, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan var…

 

  1. Abdülhamid Han’ın katıldığı askeri diploma töreninde, Yüzbaşı rütbesiyle beratını alan Mustafa Kemal Atatürk’e padişahın “Demek geldin, hoş geldin. Allah yardımcın olsun” repliği, kökleri iki bin yıl öncesine giden bir Teşkilat’ın devleti devir teslim edilişinin gizemli parolası olarak veriliyor.

 

İster tarihsel birikimimizi başka açılardan okuma ve yorumlama olsun, isterse Türk Milletinin tarih sahnesinde 16 Türk Devletinin serüvenine etki eden gizli oluşumlar olsun; 16 devlet başta olmak üzere, Göktürk İmparatorluğu, Hun İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun tarihi hikayelerinde önemli anekdotlara da rastlamamız mümkündür.

Bütün mümkünlerin kıyısında, Ak sakallılar ya da İhtiyar Heyeti gibi ezoterik Türk örgütlerinin asırlardır bilgi aktarımı neden sürmemiş olsun. Osmanlı İmparatorluğunda 5. Murat, iki sadrazam ve bir çok paşanın Siyonist-Mason olduğu bir tarihi gerçeklikte, bırakında Türklerinde yazdığı tarih içerisinde bu tür bir yapının da varlığı olsun.

 

Hiçbir tarihi birikimi olmayan uluslar, uydurdukları destanlarla yeryüzündeki varlıklarını bir şeye dayandırmaya uğraşırken, tarihi varlığı güneş kadar berrak olan Türk Milletinin de bu tür hikayelerinin olması yadırganamaz.