SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Acıyı yaşamak... (28.04.2021)

Yazının Giriş Tarihi: 28.04.2021 10:21

 

 

İnsan hayatında planlamadığı acılar yaşar.

 

Beklemediği, ummadığı, öngörmediği ve uzak gördüğü acılardır, bunlar.

 

Toplumsal acılar ise, değerlerin değersizleştirilmesiyle birlikte, adına “toplumsal çürüme” denilen sosyolojik bir vakıayla kendini gösterir.

 

Şuan 30-32 yaşında olan gençler, bu ülkenin hep PKK terör örgütüyle yaşadığını düşünüyor.

 

Oysa, terör örgütü vetiresinin bidayeti yarım asırlık bir tortu değildir.

 

Türkiye’nin terörle hemhal oluşu, salt PKK ile başlamıyor. Bunun ASALA’sı var, DHKP-C’si var, Moskof kalkışması var, 1979’da başlayan “İran rejim” transferi var.

 

Bu ülke büyük ülkedir ve kökleri bin yıllık bir devlet geleneğine yaslanır.

 

İyidir, kötüdür. Belki, özellikle Osmanlı İmparatorluğuna yakıştırılan “emperyalist” kavramı, bir yafta gibi dile de dolanır. Türk devlet geleneğindeki “Kızıl Elma” olgusunu bilmeyenler, emperyalizm kavramı üzerine kelimelerle dans edebilirler.

 

Bütün bunlardan ziyade, içimizi acıtan olgu acılarımıza bigane kalmamızdır.

 

“İdeolojik kamplaşma” adına yapılıyor olduğuna inanmıyorum.

 

Çünkü keskin ve kesif bir ideolojik kamplaşma, artık ne bu ülkede, nede dünyada söz konusu değil.

 

ABD gibi, AB gibi, Rusya gibi ve Çin gibi ülkelerin ideolojiler yerine, dünyayı yönetme hatta en çokta sömürme üzerine kurdukları örgü, gelişmemiş ya da gelişmekte olan bütün ülkelerin “ortak tehlikesi”şeklinde gündemdedir.

 

Akla ziyan “insanlık dramı”, tek dişi kalmış canavar şeklinde tezahür ederken; ne yazık ki yüreğimizi burkan, içimizi kanatan acılarımızı da ayrıştırma ve ötekileştirme çabalarıyla dumura uğratılmak isteniyor.

 

Büyük planlar, yüzlerce yıllık projelere öykünen, biraz da “Nostradamus Kehanetleri” ni andıran mevzulara aklım ermiyor. Bizim bazı okumuş aydınlarımızın da dahil olup merak sardığı “komplo teorileri”, aslında rasyonel verilerle harmanlanarak, kafamı karıştırıyor.

 

Cizre’de, Silopi’de PKK terör örgütünün acımasız infazlarından kaçan Kürt vatandaşlara HDP’ninmilletvekili Pervin Buldan’ın “özrü kabahatinden büyük” lafzına uygun sosyal medya paylaşımı da, aslında bu olguya tüy dikti. Özetle Buldan diyor ki: Kaçıp gidiyorsunuz ama, geriye hangi yüzle geleceksiniz…

 

Sırtına empirmiş bir valiz, kucağına 3 yaşlarında bir kız çocuğu almış koşarcasına giden Kürt kadınına diyor bunları. Başka, belki de evindeki tek değerli mal varlığı olan buzdolabını sırtlamış Cizre’den kaçan bir Kürt erkeğine diyor.

 

Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi hiç düşündünüz mü?

 

Ebeveynler neyse nede, ya o çocuklar. Cizre’de, Silopi’de, Diyarbakır Sur’dan kaçıp gitmese, o çocuklar ne olacak? Bir PKK teröristinin serseri kurşununa kurban mı olacaklar?

 

Tıpkı, Tahir Elçi gibi.

 

Demek ki, devletin ve hükümetin şefkatli, hoşgörülü, barış umuduyla başlattığı “Çözüm Sürecini” PKK terör örgütü ve onun siyasal uzantısı HDP’nin elemanları ya anlamamışlar, ya da yanlış anlamışlar.

 

PKK terörü, 7 bin dolayında civanmert askerimizi, polisimizi şehit ederken, en çokta sözde haklarını savunduğunu iddia ettiği Kürtlere namluyu doğrulttu. Kürt gençlerini dağa kaçırdı. Kürt kızlarının ömür boyu hayallerini süsleyen gelinliği çok görüp, tecavüz ettiler.

 

Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan dramı, en başta PKK terör örgütü yaşattı/yaşatıyor.

 

Kadın, silah ve uyuşturucu ticaretinin adeta “ipek yolunu” oluşturan PKK terör örgütü, artık bir takım iddiaların ve ideolojinin temsilcisi değil. Ticaretin, ölümler, kanlar ve gözyaşılar üzerine kurulan bir “terör holdingi” niteliğinde çalışıyor PKK.

 

Dolayısıyla, işbirliği yaptığı ülkeler, tröstler, Türkiye üzerinde sürekli bir hesabı ve hesaplaşması olan emperyalist güçler, PKK terör örgütünü bir örgüt statüsünden çok daha öte bir konumda değerlendiriyor. Artık “vatana ihanet” kavramı bile yetersiz.

 

Kendi tebasına, ırkdaşına namlu doğrultan, bebek, çocuk, genç, yaşlı ve kadın demeden üzerlerine namlu doğrultup, gözünü kırpmadan tetik düşüren PKK teröristleri, ilk kez devletin etkin bir mücadelesiyle karşı karşıya kaldılar. Siyasal uzantısı HDP elamanlarının çıldırması bundandır.

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümetinin terörle mücadelesindeki yol haritası, PKK terör örgütüne büyük darbeler vuruyor.

 

Kandil ve HDP grubunda ağlaşmalarının sebebi budur.

 

Acıyı yaşamak, ama hep birlikte.

 

Bin yıllık Türk Kürt kardeşliğinin hukukuna riayet ederek yaşamaktır, esas olan.

 

Fakat, Kürtlerde artık PKK terör örgütünün ne yapmak istediğini anlamalıdır, aralarına salt mesafe koymak yetmez, onurlu bir kıyamı da başlatmalıdırlar.

 

Bunu en başta da, dindar Kürtler yapmalıdır.