SON DAKİKA
Hava Durumu

HARF İNKILABI BİR İNKIRAZ MIDIR?

Yazının Giriş Tarihi: 09.11.2022 11:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.11.2022 11:25

 Şüphesiz Cumhuriyet dönemi devrimleri tartışılmaz değildir. Aklı ve bilimi kendisine kılavuz edinmiş ve kendi beyanıyla “ hiç bir dogma bırakmamış” Atatürk'ün elbette inkılapları da fikir hürriyeti kapsamında tartışılabilir. Esasen inkılaplar geçmişten bu yana da tartışılmıştır. Kimi inkılaplar halk tarafından benimsenerek gelecek kuşaklara aktarılmış, kimi yasalar da “İhmalen ilga” edilmişlerdir. Kimi uygulamalarından da Atatürk sağlığında rücu etmiştir.

  Sosyolojik ve psikolojik alt yapısı oluşturulmadan yapılacak radikal hamleler kaldırmak istediğiniz müesseselerin denetim ve kontrolden kurtulmasına ve istismar aracı vasfının artmasına sebep olabilir. .

 Bu haliyle inkılaplar özellikle Atatürk'ün ebediyete intikalinden sonra bizatihi istismar vasıtası olmuş, murad edilen ile gerçekleşen arasındaki çelişki Türk siyasi hayatının da ciddi konularından birini teşkil etmiştir. Dinden uzak yaşamanın Atatürkçü olmak için şart olduğuna hamleden zihin yapısı ile dinden başka bir şey okumaya gerek yoktur diyen zihin yapısı arasında çeşit çeşit zihin yapıları, düşün dünyamızda cirit atmış ve halen atmaktadır. Atatürk'ten marksizm çıkarmaya çalışan, Cumhuriyet Dönemi inkılaplarını sovyet lügatınca anlamlandıran siyaset zübüklerini de görmezden gelmemek gerekir. Atatürk bunlara Medeni Bilgiler kitabında açık reddiye yazmışsa da, aydın olmak için parti rozeti takmanın yeterli olduğu ülkemizde gereken karşılığı bulamamıştır.

 Konuyu dağıtmadan Harf inkılabının tahliline gelecek olursak, şu an kullandığımız Latin alfabesi bir Türk alfabesi olmadığı gibi genellikle Arap harflerinin kullanıldığı eski alfabe de Türk alfabesi değildir. Türkçülük zaviyesinden bakıldığında bir başka ulusun harfleri yerine diğer ulusun harflerini kullanmak, tek başına bizleri daha çok Türk yapmaz. Bu konuya ilişkin olarak Hüseyin Nihal Atsız'ın "Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferleri ve Çektiklerimiz" eserinde anlattığı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine yazdığı mektup anısını okumanızı tavsiye ederim.

  Buna mukabil İsmail Gaspıralı'nın, çoğunluğunu Arap harflerinin oluşturduğu alfabe ile Rusya ve Türkistan'da bulunan Türk ve Müslümanların okur yazar oranını Osmanlı ile kıyas edilmez miktarda artırdığı bir gerçekliktir. Bir kaç düzenleme ve basitleştirmeye eşlik edecek modern eğitim metotlarının biraz fazla gayretle okur yazar sayısını amaçlanan düzeye çıkarabileceği düşünülebilir.

 1914 Yılında İkdam Gazetesi'nde yayınlanan bir makalede Gaspıralı'nın başarıları anlatıldığı gibi, başka alfabeye geçmenin doğru olmayacağı zira ciddi bir edebi mirasın kaybedilmemesi gerektiği ifade edilmiştir. Mevcut harflerin basitleştirilmesinin okuma yazma ve matbuata müteallik problemleri çözeceği düşünülmüştür. Nitekim Enver Paşa bu yönde çalışmalar yapmıştır.

Öyleyse bu inkılabın sebepleri neler olabilir?

Her melanetin Cumhuriyetle başladığını zanneden anlayışın kavrayamadığı hususlardan bir tanesi Atatürk'ün sadece belirli bir felsefenin takipçisi olmadığı aynı zamanda ciddi bir devlet adamı olduğudur. Türkçülük akımının önemli simalarının Atatürk ile yakın teşriki mesailerinin olduğu açıktır. Ata'nın, Azerbaycan, Türkistan ve Tatar coğrafyasından gelen düşünürlerle doğrudan veya dolaylı irtibatı bulunmaktadır. Kesinlikle irdelenmesi gereken bir husus da Türkiye dışındaki Türkler'de de alfabe tartışmasının bulunduğudur. Mevcut harflerin ıslahı ile Latin alfabesine geçiş fikirleri uzun süre tartışılmıştır. Daha 1917 yılında Yakutlar Latin alfabesine geçmişlerdir. 1926 Yılında yapılan 1.Bakü Türkoloji Kongresinde muhtelif gerekçelerle Türk Dünyası'nın Latin alfabesine geçmesi karar altına alınmıştır. Bu kongreye Türkiye'den, Fuad(Köprülü) ve Hüseyinzade Ali (Turan) katılmıştır. Atatürk kongreyi yakından takip etmiştir.

Kongre sonrasında önce Azerbaycan ardından Türkiye, Özbekistan ve Türkmenistan Latin alfabesine geçmiştir.

 GÜNÜMÜZDEKİ DURUM:

 Harf İnkılabı yapıldığı dönemde okur yazar kesim zaten eski harfleri bildiği gibi, sonrasında yapılan okuma yazma ve eğitim reformları ile Türkiye okur yazar oranını ideal seviyelere eskisi ile kıyaslanamayacak seviyelere çıkartmıştır. Atatürk Türkiyesi, hem Türkistan'dan hem Batı'dan beyin göçü alabilen bir ülkedir. Avrupa'daki huzursuzluklar Türkiye'ye ilmi sahada fayda sağlamış, SSCB ile yürütülen dengeli ilişkiler Türkiye'nin doğudan destek alabildiği bir iklimi oluşturmuştur. Günümüzde Azerbaycan yeniden Latin alfabesine geçmiş, Özbekistan ise 2023 yılından itibaren her kurumunda Latin alfabesi kullanmayı karara bağlamıştır. Yani Latin alfabesi Türk Dünyası için ortak alfabe olma yolundadır. Atatürk döneminin koşulları yeniden oluşmaktadır. Harf İnkılabı konusundaki tartışmalar tarihin tozlu sayfalarındaki entelektüel tartışmalardan ibaret olup bunları dile getirmek son derece yanlıştır. Türkiye'de bazı zihin yapıları hadiseyi doğru değerlendirememektedir. Bir Entelektüel bir edebi eseri herkesin okumasını isteyebilir, bunu kültür hazinesi kabul edebilir. Harf inkılabına üzülebilir de... Ancak unutulmaması gereken en önemli şey 300 milyon Türk'ün birbiriyle daha rahat anlaşmasının oluşturacağı kültürel, ekonomik ve siyasi ortamdır. Sorumlu siyasetçinin dikkate alması gereken ana husus budur. Devlet romantizmle değil akıl ve bilimle yönetilir. Teknolojinin ve yazılımın ilerlediği ortadayken, her kültür hazinesinin daha kolay yeni harflere çevrilebileceği açıktır.

Harf inkılabı muhafazakarlığa halel getirmez. Mütareke döneminde İstanbul'da sefaletin kol gezdiği, müslüman ahalinin adeta açlıkla ve salgın hastalığın pençesinde ne hallere düştüğünün okunması son derece elzemdir. Devleti güçlü ekonomi, sağlam bir toplumsal düzen korur. Siyasetçilerimiz eski alışkanlıklarından kurtularak karşılaştırmalı okumaya ve empati kurmaya daha çok önem vermelidir. Saygılarımla...

Av. Kaan Tonka

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.