Tarım Bakanlığı tarafından geçici olarak durdurulduğu açıklandı. Durdurma yazısı, İçişleri Bakanlığı tarafından tüm valiliklere ve emniyet birimlerine gönderildi.
Terör örgütünün nitelikli patlayıcılar yanında ağırlıklı olarak amonyum nitrat gübre kullanımı yeni bir şey değil. Niye bu zamana kadar beklendi? Özellikle de terör bölgelerinde niye kontrol altına almak akla gelmedi? Neden çiftçi kayıt sisteminden takip yapılmadı?
Sıralanabilecek neden ve niçinler o kadar çok ki.
Giden geri gelmiyor.
Ateş düştüğü yeri yakıyor…
VİZYONA GİREN FİLİMLER
Kusuruma bakmayın biraz geç oldu. Gerçi hafta sonu bolca okur ve izlersiniz. Vaktiniz varsa tabi…
Efendim Çanakkale’de bu hafta vizyona giren filmlerden bahsedeceğim kısa olarak. Tamamen yerli.
Başrolleri yazmayacağım çünkü reklama giriyor. Bedelsiz yaptığımız için ödemesi, şusu, busu ile bizi uğraştırmayın mübarek günde.
Vizyona giren ilk film senaryosu; bir bölümü Demircioğlu Caddesi’ne, diğer bir bölümü Yalı Caddesi ve değişik mekânlarda oturup kaleme alındı. Filmin adı: “YERLEŞİK DÜZENDE KELLE AVCILIĞI.” Gerilimin trajedi komikliğe dönüştüğü sahneleri yok ‘tuvaletim geldi’, ama ‘cipsim bitti’ deyip sakın kaçırmayın.
Bir kasabaya atanan şerif ile kıyı balıkçısının yaşam öyküsünü konu alan film. Merkeze bağlı Kepez’de çekilmiş çoğu sahneler. Final sahnesi için dev bir platform hazırlanmış olmalı ki, boğaz ayaklar altında.
Kaçırmayın izleyin.
Yine bu hafta vizyona giren yerli bir film. Fragmanını izledim, çok seyirci çekmez ama olsun ben yine de bahsetmiş olayım. Filmin adı “KINA BENİ. ” Senaryoyu kim yazdıysa, hayli acemi belli ki. Yoldan geçerken bırakılan kurşunu alıp saraya kadar taşımış. Filmin adından da belli değil mi matrak olduğu. Başrol oyuncuları biri bayan diğeri erkek.
Tarla sokaktan atılan mektup deniz kıyısında üç mesajla karşılık buluyor. Gazete manşetlerinden çok çabuk etkilenen oyunca hemen emir erine talimat verir. Mesajlardan biri Setboyuna kadar uzanıyor. Gülmekten kırılacaksınız. Mutlak izleyin…
Vizyona girenler içinden seçtiğim üçüncü film ise “SELEKTÖR KAMİL.” Ankara-Çanakkale arası kara yolunda geçiyor filmin hikayesi. Gerçi senarist hava yolunu tercih ediyor genellikle ama neyse. Son bombalı terör saldırılarından etkilenmiş. Polisiye ama içerik anlamında ceza tutanaklarını artırıcı ve sürücü tepkisi çekebilecek bir film. Sürücülerin kara yollarında ceza yememesi için birbirini uyarması ve sakıncaları işleniyor. Burada küçük bir eleştiri yönelteyim; (teröristler, işini selektöre bırakacak kadar Kamil mi?)
Vizyondaki son film “HABAMAM ÇANAKKALE.” Başrol oyuncusu 18 Mart mezunu ama Merkez’in haklarını savunuyor. Sadece başrolle kalsa iyi. Gazi mezunu rol oyuncuları da Merkez için filme girmiş. Keşke keplerini de taksalardı diye peşin eleştirimi yaptıktan sonra fenerci yardımcıyla çalışan Yunanlı rejisöre de kolaylıklar dilemek lazım. Pardon unuttum, özür dileyerek GS mezunu özel kalemciden de bu film için proje desteği almak lazım..
İyi hafta sonları, bol eğlenceler..
ELAZIĞ İLE FARKIMIZ
O kadar çok farklıyız ki birbirimizden; batı kenti, çağdaş, medeni, uygar v.s diye böbürlenip dururuz.
Barışın şehri deriz, kültürden bahsederiz, dev afişler hazırlatıp kendimizi aynada öyle gösteririz ki, al beni yaratılsa da içimiz, rengimiz bellidir.
Keza basınla ilgili söylem ve eylemler de şehir özellikleriyle benzerlik taşır.
Ya STK’lar !... Resmi, yarı resmi, özel ve tüzel kişilikler farklı mı?
Şehrin sesi, şehirde yaşayan halkın tercümanı, halk ile kamu arasında köprü, denetleyen, izleyen ve her türlü yasal engellere rağmen sahibinin sesi olma yerine halkın sesi olmayı tercih eden gazeteciler. Her türlü cambazlığa, sinsiliğe, engellere rağmen idealizmi savunlar. İlke kabul edenler. 3 abonelik için ayak yalamayanlar. Sıkı durun vereceğim örnek karşısında;
Elazığ TSO Başkanı İdris Alan..
“Yerel Gazetemi Okuyorum” kampanyasını Elazığ’da başlatan isim. Üstelik de odaya, şahsına kim çok daha yakın veya kim karşısında, niye eleştiriyor gibi hiçbir ön yargı ve sorgulama ihtiyacı duymadan yerel basına bakış açısını ve kampanyaya öncülük etmesini şu sözlerle özetliyor “Biz oda olarak ilimizin kalkınma ve gelişmesinde çok önemli bir yeri olan medya kuruluşlarımıza her zaman destek verilmesinden yanayız” (ELAZIĞ (bik.gov.tr) -25 Mayıs 2016)
Buyurun Çanakkale ile Elazığ kıyaslamasını siz yapın…
Kim kimi nasıl destekliyormuş öğrenin…
Bir de dönüp Çanakkale’ye süzgece koyun..
Tortu o kadar çok ki…
Haberi olmayan mı kaldı?