İçeriye giriş, adeta bir sınır kapısını andırıyor. X-ray cihazları, güvenlik kontrolleri, evrak kontrolleri… İnsanlar sırayla içeri alınıyor. Yüzlerde ortak duygular: Umut, tedirginlik, çaresizlik…
O anda zihnimde yankılanan cümle şuydu:
“Neden biz, başka bir ülkeye geçmek için insanların kapısında bekliyoruz?”
Aslında mesele sadece bir vize almak değil; bu bir itibar, hatta bir saygı testi. Belki birçok kişi için sadece birkaç belge ve birkaç gün beklemek gibi görünebilir ama bir Türk vatandaşı olarak bana bu durum onur kırıcı geliyor.
Çünkü biz, geçmişi imparatorluk olan; dünyaya yön vermiş bir medeniyetin mirasını taşıyan bir milletiz.
Bugün ise başka ülkelerin temsilciliklerinin önünde saatlerce bekliyor, kimi zaman hor görülüyor, kimi zaman yok sayılıyoruz.
Bu Algı Nereden Geliyor?
Bu durumun nedeni sadece bugünün politikaları değil, aynı zamanda tarihsel kırılmalar.
Osmanlı’nın son döneminde yaşanan diplomatik zayıflıklar, Batı’nın gözünde “bizim dışımızdaki halklar” algısını derinleştirdi.
Bugün hâlâ o gölgenin içinden çıkmaya çalışıyoruz.
Ancak bir başka gerçekle daha yüzleşmemiz gerekiyor:
Gelişiyoruz ama bu gelişimi doğru anlatamıyoruz.
Eğitimde, insan haklarında, teknolojide sağlam adımlar atmadıkça bu algı değişmeyecek.
Bu noktada artık şunu kabul etmeliyiz:
Biz bugün sadece Almanya vizesi almak için belge toplamıyoruz; bir ülkenin gözünde “güvenilir vatandaş” olma mücadelesi veriyoruz.
Pasaportlarımızda değil, sistemimizde bir sorun var.
Eğer kendi vatandaşımıza hak ettiği değeri verirsek, kendi ülkemizi herkesin yaşamak isteyeceği bir yer hâline getirirsek…
İnanın, bir gün bizim kapımızda bekleyecekler.
⸻
Türk Lirası Geçmez Mi?
Vize başvurusu sırasında karşılaştığım başka bir detay ise bu tabloyu daha da acılaştırdı.
İşlem yapılan kurumun tabelasında kocaman “Türkçe Vezne” yazıyor.
Ancak ödeme noktasına geldiğinizde şu yanıtı alıyorsunuz:
“Türk Lirası geçmiyor, sadece Euro veya Dolar kabul ediyoruz.”
Durun bir dakika…
Ben kendi ülkemdeyim.
Bu işlem Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde gerçekleşiyor.
O hâlde neden kendi param burada geçmiyor?
Bu sadece bir ödeme tercihi değil; bu bir egemenlik ve itibar meselesidir.
Yabancı bir ülkenin aracı kurumu, benim ülkemde, benim vatandaşımı kendi parasına mahkûm ediyorsa…
Orada ciddi bir egemenlik zafiyeti vardır.
Bu kabul edilemez!
Bu Durum Derhâl Sorgulanmalıdır
Yetkili kurumlara açık çağrımdır:
• Türk Lirası bu ülkede yasal ödeme aracı değil midir?
• Türkiye’de faaliyet gösteren bu tür aracı kurumlara neden dövizle işlem yapma ayrıcalığı tanınıyor?
• Devletin kendi vatandaşına, kendi parasını kullanarak hizmet verememesi, hangi uluslararası anlaşmanın dayatmasıdır?
⸻
Saygı, Marşlarla Değil, Uygulamayla Kazanılır
Her gün kürsülerde, mitinglerde, reklamlarda “Türk Lirası’nın itibarını koruyacağız” deniyor.
Ama önce kendi ülkemizde, kendi vatandaşımıza değer verelim.
Kendi topraklarımızda, kendi paramız geçmiyorsa, neyi savunuyoruz?
Milli gurur; sadece nutuk atmakla değil, günlük hayatta paramıza, dilimize ve insanımıza sahip çıkmakla yaşatılır.
Bugün vize kuyruğunda sıradayız.
Ama bu görüntü bir kader değil.
Bu bir uyarıdır.
Daha adil, daha saygın bir ülke olmak elimizde.
⸻
Unutmayalım: Saygınlık başka ülkelerin kapısında değil, kendi milletine gösterdiğin değerle başlar.