"Ulusal kalkınmayı desteklemeyi hedefliyoruz"
Erdoğan, bu toprağın insanları olarak, tarihi sorumluluk üstlenip, parçası oldukları kadim hikayeye kulak verdiklerini vurgulayarak, "Hep birlikte bu hikayeyi, yaşadığımız dünyada yeniden anlamlandırma yolculuğuna çıkıyoruz. Bu projeyle Anadolu'muzun yerel ve geleneksel ürünlerini tanıtmayı, yeniliklerle günümüze taşımayı, vatandaşlarımız ve tüm insanlığın istifadesine sunmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda, yerel ürünlerimizi markalaştırarak ve küresel pazarlara taşıyarak ulusal kalkınmayı desteklemeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Geçen günlerde, Efes Deneyim Müzesi'nin teknoloji, tasarım ve sergi alanında "Dünyanın En İyi Müzesi" ünvanına layık görüldüğünü aktaran Erdoğan, böylesi başarıların söz konusu eserin yanı sıra çevresindeki ürünleri de parlak bir meşale gibi aydınlatarak görünür kıldığını söyledi.
"Anadolu'nun Yıldızları Tükenmez"
Emine Erdoğan, "Anadolu'nun yıldızları tükenmez, yeter ki bizler, özgün hikayelerimizi koruyarak, zenginliğimizi sürdürülebilir kılmayı bilelim. Zira Zerzevan'dan Truva'ya, Göbeklitepe'den Çatalhöyük'e, Dara'dan Boğazköy'e teknoloji ve sanatın diline tercüme edebileceğimiz pek çok özel yere sahibiz. Tarihin seyrini, yalnızca göğsünü düşmana siper eden kahramanlar belirlemez. Hatta tarih öyle anlarla doludur ki kalemin keskinliği kılıcı geçer." değerlendirmesini yaptı.
Medeniyetleri kuranlar ve yaşatanların, hayatın seyrini değiştiren kaşiflerle toplumları dönüştüren ilim ve kültür insanları olduğuna işaret eden Erdoğan, Cezeri'nin makinelerinin, Evliya Çelebi'nin seyahatlerinin, Piri Reis'in haritalarının tanıtımına yapılacak her yatırımın ülkenin marka değerine sunduğu katkıyla bütün yerel değerlerin hikayesini güçlendireceğini, böylelikle Midyat'ın telkarisini, Antep'in kutnusunu, Kütahya'nın çinisini, Bursa'nın ipeğini de dünyanın en işlek caddelerindeki vitrinlere çıkaracaklarını bildirdi.
Emine Erdoğan, 12 bin yıl önce Göbeklitepe'de ilk tohumu toprakla buluşturan, ilk buğdayı öğüten, ilk ekmeği pişirenlerin hikayelerini dünyaya anlatma çağrısını yaparak, şöyle devam etti:
"İlk kumaşın 9 bin yıl önce Çatalhöyük'te dokunduğu bilgisinin arkeoloji ve tarih kitaplarında kalmayarak, kıtalar dolaşmasını sağlayalım. Bergama ile İskenderiye Kütüphaneleri arasındaki yarış nedeniyle icat edilen parşömen kağıdının dünyayı değiştiren yolculuğunu duyuralım. Yurdumuzun doğal bir film platosu niteliğindeki güzelliklerini, bu güzellikleri görünür ve yaşar kılan kültürümüzü yeni nesil çocuk kitaplarına, romanlara, filmlere aktaralım. İnanıyorum ki bu anlamlı projenin her bir destekçisi, insanlığın asırlardır ilmek ilmek dokuduğu Anadolu medeniyeti kumaşına, kendi ipliğinden bir düğüm atacak, yaşatmak istediğimiz mirası daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacaktır."
"Anadolu Bereketi Bilgelik Yetiştiriyor"
Bereketin Anadolu'da en çok bire bin veren, her rengi çeşitliliğiyle bağrında büyüten toprakla anıldığını anlatan Erdoğan, toprağa düşen her tohumun, ait olduğu bölgeye göre değişen renk, tat ve kokuyla kendine has bir lezzet ve şifa deposuna dönüştüğünü dile getirdi.
Emine Erdoğan, bu coğrafyada yetişen Çanakkale'nin üzümünden Kırşehir'in cevizine, Bursa'nın incirinden Giresun'un karadutuna sayısız
çeşitlilikteki ürünün mutfak kültürünün engin birikiminin de temelini oluşturduğundan bahsetti.
Bu birikimin açlığı gidermenin çok ötesinde bir anlam taşıdığını, manevi dünyalarını da şekillendirerek, kendilerine bir bilgelik kazandırdığını kaydeden Erdoğan,
"Örneğin zıt tatları müthiş bir şifa dengesiyle buluşturan sirke şerbeti, Mevlana'nın beyitlerinde, hayatın zorlu yanını sembolize eden sirke ve lütuflu yanını sembolize eden balın verdiği uyumla bir öğretiye dönüşür. Böylelikle sirke şerbetinin, İbn-i Sina, Hipokrat gibi tıp bilginlerinin tavsiyelerinden bugüne uzanan şifa yolculuğu, Mevlana'nın beyitlerinde manevi bir sırra dönüşerek ruhumuza da hitap eder" dedi. Erdoğan, topraklardaki bereket ve kültürdeki birikimin beceriyle yoğrularak, Anadolu'ya has bir zanaat kültürüne hayat verdiğini dile getirdi.
Hafifliğiyle türkülere konu olan Sakarya'nın şimşir tarağı, tarihsel yolculuğuna Hititlerle başlamış Avanos çömleği, her bir örgüsüne bin zahmetin eşlik ettiği Gülağaç sepeti gibi el işi ürünlerin üretim ve becerisinin bu toprakların vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösterdiğine dikkati çeken Erdoğan, ne yazık ki günümüz dünyasında, yerel değerlerin giderek aşındığını, insanların tek bir küresel kültürü benimsemeye zorlandığını belirtti.

