NURDURAN DUMAN Kalenin Sesi olarak, dünyanın farklı ülkelerinden şair, yazar ve başka alanlarda öne çıkan imzalarla uygarlığın ortak dil kuran doğasını araştıran bir söyleşi dizisine başlıyoruz. Bu dizide, her biri kendi coğrafyasının ve çağının sesi sanat insanlarının, yaratım süreçlerinin derinliklerine, metinlerinin entelektüel omurgasına bakış atmayı amaçlıyoruz. Bir metnin ilk kıvılcımından son noktasına okura ulaşan yolculuğunu, dil ile kurulan özel ilişkiyi ve eserin etik sorumluluğunu inceleyip, özellikle sanatın dönüştürücü gücünün ülkeler ve kültürler arası anlayışa ne gibi katkılarda bulunabileceğini sorgulayacağız. İnsanlığın farklı kültür ve coğrafyasına özgü güzellikleriyle sanatın birleştirici büyüsü üzerinden iyileştirici ve renkli bir alan yaratmayı hedefliyoruz. Değerli okurlarımız, bu birlik çağrısına, entelektüel ve estetik keşif yolculuğuna açık davetlidir.
İlk konuğumuz Afrika kıtasından. Çok ödüllü Nijeryalı şair, yazar ve görsel sanatçı Ayo Ayoola-Amale. Splendors of Dawn Şiir Vakfı’nın yöneticisi. Yenilikçi sanat anlayışıyla tanınan ileri görüşlü bir şair olarak yaratıcılığı barış kurma çabalarıyla ustalıkla birleştiriyor. Gerçeküstü ve bedensel anlatım yollarıyla okurla güçlü bağ kuruyor, toplumsal adalet için söz alıyor. Yapıtı, yapısal dönüşüm ve toplulukların güçlenmesi için etkili bir katalizör. Şiiri ve görsel sanatı, ekonomik ve toplumsal konulara yeni bakışlar açan dönüştürücü araçlar olarak işliyor. Şiirleri birçok dile çevrildi, çok sayıda ulusal ve uluslararası seçkide ve dergide yer aldı. Afrika, Avrupa, Amerika ve Asya’daki şiir buluşmalarında sahne almayı sürdürüyor, özgün sesini küresel bir izleyici kitlesiyle paylaşıyor.
Metninizi oluştururken diliniz, kültürünüz, yaşadığınız yer ve çağınız sizin için nasıl bir kaynak?
Yaratıcı yolculuğumun canlı dünyasında, dil, kültür, değerler ve çevremden gelen öz, sürükleyici bir anlatıyı dokumak için iç içe geçiyor. Değerlerim ve kültürel mirasım, atalarımın ağırlığını, halkımın ritmini ve yaşanmış deneyimlerimin karmaşık inceliklerini içeren bir taşıyıcı görevi görüyor. Seçtiğim her sözcük, benden önce bu dünyada yürümüş olanların öykülerini yankılayan bir miras ruhuyla dolu. Tarih ve çeşitlilikle dolu bir toprağa derinden kök salmış bir Nijeryalı olarak, gür manzaralardan yeşil ufuklardan, canlı topluluklardan ve halkımın yılmaz ruhundan esinleniyorum. İçinde var olduğum, hem çalkantı hem de umutla damgalanmış çağ, sosyal adalet ve barışa olan tutkumu ateşliyor. Benimki gibi seslerin yükselmesini, yerleşik düzeni sorgulamasını ve uyumlu bir birlikte varoluşu savunmasını gerektiren bir zaman bu.
İlk esin ya da fikir kıvılcımından son noktaya yaratım sürecinizin omurgası nedir? Asla ödün vermediğiniz ilkeniz, yazma rutinleriniz var mı?
Esinin ilk kıvılcımından son noktaya değin uzanan yol, benim için hac gibi kutsal bir yürüyüş. Yaratıcı sürecim pazarlığa kapalı ilkelere dayanıyor: özgünlük, empati ve derin düşünce. Çevremdeki dünyanın bilincime sızmasına izin veren bir durma, dinginlik anıyla başlıyorum. Güzelliğin bir dışavurumu olan şiir, düşüncelerimi ve duygularımı dile getirmemi sağlayan estetikle derinden bağlantılıdır. Evim ve ofisim güzellikle dolu; iyi bakımlı çimler, bitkiler, çiçekler, sanat yapıtları ve diğer değerli işlerle bezeli. Bir sanatçı ve doğa tutkunu olarak, çevremden derinden esinleniyorum. Sık sık sabahın erken saatlerinde, çiçeklerle dolu sığınağımda kuşların yatıştırıcı ezgileriyle çevrili olarak yazıyorum, gelip geçici düşünceleri sözcüklere dönüştürüyorum veya tuval üzerine resim yapıyorum. Bir gece kuşu olarak, gece yazma oturumlarım sırasında cazın serin kucağında da teselli buluyorum. Fikirlerimi yanımda taşıyarak, zihnimde dans eden geçici düşünceleri, görüntüleri ve duyguları yakalıyorum. Yazma alışkanlıklarım kutsal ritüellerdir; her gün kendimi yaratma eylemine ister kâğıt kalemle ister tuvalle olsun, daldırmak için zaman ayırıyorum. Sesimin gücüne, içtenliğe ve özgünlüğe inanıyorum; böylece çalışmalarım çevremdeki dünyayla uyum içinde gelişiyor. Yarattığım her yapıt, aktarmaya çalıştığım gerçekle birlikte titreşen canlı bir varlık.
Bugünün dünyasında şiirin işlevini nasıl görüyorsunuz; bir metnin etik sorumluluğu ve dönüştürücü gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bugünün dünyasında şiir, yapıcı toplumsal değişim için güçlü bir araç. İtirazı dile getirir, ortak mücadelelerimizi ve zaferlerimizi yansıtır. Savunmasız olanlara ses vermek, adaletsizlikleri sorgulamak ve dışarıda bırakılan bakış açılarını güçlendirmek, farklı topluluklar arasında anlayışı geliştirmek ve toplumsal değişim hareketlerine esin vermek gibi benzersiz bir yetiye sahiptir; farklı topluluklar arasında anlayışı çoğaltır ve toplumsal değişim için hareketleri esinler. Şiirin dönüştürücü gücü, duyguyu uyandırma, diyaloğu başlatma ve eylemi tetikleme kapasitesinde yatar. Ayrılıkları köprüleyebilir; iyileşmek ve bağ kurmak için ortak bir zemin sunabilir. Şairler olarak, dizelerimizin değişimi ateşleyebileceğini, empatiyi besleyebileceğini ve daha adil bir dünya yaratabileceğini bilip kabul ederek, sözcüklerimizi bilinçli kullanmalıyız. Şiirin toplumsal amacı öncelikle bilgi ve öğreni yoluyla edinilen değerin hazzını sunmak ve öğrenil eğlendirmektir. Bunlar onun başlıca toplumsal işlevleridir.
Şiir, özellikle günümüzde barış inşasına ve kültürlerarası anlayışa ne gibi katkılarda bulunabilir? Biz, şairler dünya barışı için ne yapabiliriz?
Şiir, barış inşası ve kültürlerarası anlayış alanında özgün bir konuma sahiptir. Kültürü biçimler, kültürel farkındalığı artırır ve çevremizdeki dünyaya verdiğimiz değer duygumuzu derinleştirir. Sınırları aşarak insana özgü ortak deneyime seslenir. Anlatı aracılığıyla bizi birbirimize bağlayan ortak zorlukları ve arzuları görünür kılar. Şairler, farklı sesleri bir araya getiren diyalog platformları kurabilir. Örneğin “Splendors of Dawn Poetry Foundation”, on yılı aşkın süredir şiirle toplumsal değişime omuz veriyor; toplumu anlatının bağlamı içinde gerçekçi biçimde görünür kılıyor. Farklılıklarımızı kutlayan ama ortak insanlığımızı da vurgulayan şiirler yazarak anlayışa katkı sunabiliriz. Barış kültürünü besleyebiliriz. “Dünya Barışı” için uluslararası ortak projeler üretmeli, atölyeler düzenlemeli ve şiirin uzlaşma ile birliği mümkün kılan bir araç olarak yeşereceği alanlar açmalıyız.
Metinleriniz başka dillere çevrilirken nelere öncelik veriyorsunuz? Çevirmenle bir ilişki kurup hedef dilin okurları ve kültürel bağlamıyla etkileşimde bulunuyor musunuz?
Metinlerim başka dillere çevrilirken, sözcüğü sözcüğüne çeviri yerine iletinin özünün aktarılmasına öncelik veriyorum. Çevirmenle ilişki kurmak esastır. Onun bakışını, hedef dilin kültürel inceliklerini anlamaya çalışıyorum. Yeni dildeki okurlarla iletişim kurmak da önemli. Yapıtımın duygusal çekirdeğinin onların kültürel bağlamında yankı bulmasını gözetiyorum. Bu işbirlikçi süreç şiirimi zenginleştiriyor; sınırları aşmasına ve dünyanın dört bir yanında kalplerle bağ kurmasına olanak sağlıyor.
Türk okurlara ne söylemek istersiniz?
Değerli Türk okurlarıma en sıcak selamlarımı yolluyorum. Güzel ülkenizde bulundum ve zengin kültürünüz, tarihiniz ve yılmazlığınız bana derinden esin veriyor. Ortak insanlığımızda bizi birbirine bağlayan şey çok yüce; sınırları ve farklılıkları aşmakta. Sizleri, farklı deneyimlerimizi anlamanın, iyileşmenin ve kutlamanın bir yolu olarak şiirin güzelliğini keşfetmeye davet ediyorum. Sözcüklerin gücünü barışı, merhameti ve birliği büyütmek için kullanalım. Birlikte, kıyılarımızda ve ötesinde yankılanacak bir umudu esinlendirebiliriz.