Yaratıcı insanlara hep imrenmişimdir, fazlasıyla üretici, fazlasıyla hayata bakış açıları farklı oluyor. Hiç düşünmediğin, aklına hiç gelmeyen bir yerden tutup önüne getiriyor bakış açılarını, demek ki nöyle de olabiliyormuş dedirtiyor. Dönemimizde her şey öylesine tekdüze ve birbirinin aynısıyken, bir şeyler üretmek, bir şeylere ruhunu üflemek bana fazlasıyla takdire şayan geliyor. Bir insanın hissettiklerini kelimelere dökmesi, sonra yok olmadı diyip şiirlerle, benzetmelerle, hayatından içinden alıp bambaşka bir dünyaya götürmesi. Sonra bir insan gelip acımı dışarıya yansıtmam gerekiyor, başkalarıyla yapmam gerekiyor ve başlıyor aklının içindeki curcunayı çizgilere dökçeye, kelimelerin yetmediği yerde boyası, plaeti giriyor devreye; madem kelimeler yetersiz geliyor o zaman çizimlerin yardımcı olsun sana diyor. Bir başkası gelip de çok mutluyum ama bu mutluluğumu böyle heba etmemeliyim, paylaşmalıyım birileriyle diyor, başlıyor notaların arasında dans etmeye. Böyle böyle eşsiz şekillerde kendini ifade ediyor insanlar, kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerlerde devreye hayalgücü giriyor, aklının içinde yaşadığı o dünyayı dış dünyaya yansıtmaya başlıyor. İmreniyorum böyle insanları, iç dünyasında yaşanan tüm karmaşayı, tüm doludizgin akan mutluluğu, üzüntüleri, kederleri dış dünyasına aktarmayı biliyor. Bazıları sadece iç dünyasında kalır, sessiz, sakin ve bir gün son bulacağını bilir.
Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?
Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?
Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla
Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu
düşler marketinin,
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben! /Nilgün Marmara