Farklı alanlarda ve kulvarda bulunan isimler Çanakkale’nin güçlü bir turizm kimliğine sahip olduğunu vurgularken, bundan sonraki sürecin nicelik değil nitelik, kitle değil deneyim, ziyaret değil etkileşim ekseninde şekillenmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi
Görüşmenin odağında ise klasik turizm anlayışından uzaklaşarak yükselen yeni trend olan deneyim turizmi vardı.
Her iki isim de Çanakkale’nin güçlü bir turizm kimliğine sahip olduğunu vurgularken, bundan sonraki sürecin nicelik değil nitelik, kitle değil deneyim, ziyaret değil etkileşim ekseninde şekillenmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.
Aydeğer: “Çanakkale Turizminin Lokomotifi Kültür Turizmi”
Otel işletmecisi kimliğiyle sektöre sahadan bakan Armağan Aydeğer’e göre Çanakkale’nin temel gücü kültür turizmi.
Aydeğer, turizm algısının artık tek taraflı olmadığını belirterek deneyim kavramını şöyle tanımladı:
“Deneyimin ana unsuru, turistin gittiği bölgede etkileşim içinde olmasıdır. Gastronomi kültürü, spor etkinlikleri (yelken, sörf organizasyonları), maratonlar ve bisiklet parkurları spor deneyimi turizmi kapsamına girer. Kültür-sanat turizmi ise bienaller, sergiler, söyleşiler, bilimsel etkinlikler, konferanslar ve kongrelerle oluşur.”
Kültürel destinasyonların cazibe merkezi haline gelmesinde Troya Müzesi gibi simgesel alanların önemine dikkat çeken Aydeğer, ziyaretçinin yaşadığı deneyimin sürdürülebilir turizm açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Ulaşım Tartışması: Havalimanı mı, Karayolu mu?
Aydeğer, Çanakkale’de havayolu ulaşımının güçlü karayolu karşısında ekonomik bir etkide bulunmadığını ifade etti. İstanbul, Bursa ve İzmir’e yaklaşık 300 kilometre mesafede bulunan kentin güçlü karayolu altyapısı sayesinde erişilebilir olduğunu belirterek “Yakın illerden gelen biri için havalimanına erken gitme süresi de eklendiğinde, karayolu ile aynı zamana ulaşılabiliyor. Köprü ve güçlenen karayolu ağıyla ulaşım daha pratik hale geldi. Kaynakların doğru kullanılması açısından Ankara merkezli uçuş planlaması yerinde bir karar,” dedi.
Bu noktada Umut Kaya ise ulaşım konusunda daha farklı bir tablo çiziyor.
Kaya: “Karayolu Güçlü Ama Trafik Turizmi Zorluyor”
Organizasyon sektörünün içinden gelen Umut Kaya, Çanakkale ve Kuzey Ege’de etkinlik düzenleme deneyimlerinden yola çıkarak ulaşımın operasyonel etkilerine dikkat çekti:
“Karayolu güçlü bir ulaşım aracı ancak trafik nedeniyle 4 saati aşan yolculuk süreleri acentecilik hizmetlerini olumsuz etkileyebiliyor,” dedi.
Bu durumun özellikle büyük organizasyon planlayan markalar açısından maliyet ve zaman baskısı yarattığını ifade etti.
Fuarcılık Nereye Evriliyor?
Aydeğer’e göre klasik fuarcılık anlayışı da değişimin içinde. Klasik Fuarcılıkla ilgili yatırımların eskisi kadar olmadığını ve etkinliğini yitirdiğini aktaran Aydeğer, “Fuarlar, kurumsal firmaların bir araya gelerek sektörün geleceğini tartıştığı alanlar olması açısından önemli. Ancak iletişim teknolojileri değişti. Fuarcılık evrilmezse, klasik fuar yatırımları hayal kırıklığı yaratabilir,” dedi.
Çözüm olarak ihtisas fuarlarını işaret eden Aydeğer, Davos örneği üzerinden şunları söyledi:
“Mesela Çanakkale deniz mahsulleriyle öne çıkıyorsa, deniz mahsulleri ihtisas fuarı yapılabilir. Üretici, pazarlamacı ve aracıları bir araya getiren, iş insanlarına hitap eden fuarlar başarılı olur.”
Kaya da fuarcılığın artık turizm mantığıyla düşünülmesi gerektiğini, deneyim unsurunun burada da belirleyici hale geldiğini belirtti.
Turizmde değişen trend “Deneyim yaşama”
Sektörün farklı kulvarlarında duran her iki isim de turizmin geleceğini deneyim odaklı görüyor
Armağan Aydeğer Çanakkale kenti için kitlesel Turizme özgü görüşü daha çok niceliğe değil niteliğe odaklanmak üzerine kurulu. Bu doğrultuda; şehirdeki konaklamalı turizmde özellikle; Kapasite artışı yerine nitelikli kapasite olması gerekliğini aktardı. Yani küçük gruplara yönelik, deneyim temelli turizm olması yönünde fikir belirtti.
Umut Kaya’da Destinasyon festivalleri, gastronomi, kültür-sanat ve spor organizasyonları üzerinden bazen kitlesel bazen ihtisaslı yaklaşım gerektiren konsept turizm unsurlarının artması yönünde fikrini belirtti. Mesela Kuzey Ege ve Çanakkale bölgeleri için; Bitki turizmi, kozmetik turizmi, sabun ve aromatik bitki atölyeleri gibi alternatifler yaratılabileceğini belirtti. Kaya bu şekilde; “En iyi reklam kulaktan kulağa olandır. Misafir memnun kaldığında deneyimini çevresine aktarır. Deneyim turizmi bu yüzden öne çıkıyor. Bu sayede o bölgede esnafta kazanır, halk ta kazaır şeklinde konuştu.
Konaklama Kapasitesi: Yeterli mi?
Aydeğer, Çanakkale’nin mevcut altyapısının yoğun dönemleri karşılayabildiğini ancak aşırı büyümenin riskli olduğunu söyledi. Açıklamasında; “Çanakkale’nin taşıma kapasitesi var. Ancak olması gerekenden fazla nüfus artışı memnuniyetsizlik yaratabilir. Önemli olan çok yatak değil, nitelikli hizmet,” dedi.
Kaya ise özellikle büyük organizasyonlar açısından daha fazla 5 yıldızlı tesise ihtiyaç duyulduğunu, aksi halde markaların büyük komşu illeri tercih edebildiğini belirtti.
“MICE Turizmi dünyada 4 Trilyon, Türkiye’de 2 Milyon Dolar”
Kaya, etkinlik organizasyonlarının turizmin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulayarak küresel bir örnek verdi: daha önce makale yazdığı konu üzerinden “Dünyada MICE(Meetings, Incentives, Conferences and Exhibitions) turizminin oluşturduğu hasılat 4 trilyon dolar civarında. Türkiye’de ise bu rakam yaklaşık 2 milyar dolarda kalıyor. Potansiyel yüksek ama yeterince kullanılmıyor,” ifadelerini kullandı.
Kültürel Miras
Tüm değerlendirmeler ışığında ortaya çıkan tablo net: Çanakkale güçlü kültürel mirası, tarihi derinliği ve doğal zenginlikleriyle turizmde sağlam bir zemine sahip. Ancak sektör temsilcilerine göre bundan sonraki süreçte belirleyici olacak unsur, kitleyi artırmak değil, ziyaretçiye unutulmaz ve etkileşimli deneyimler sunabilmek. Deneyim turizmi geleceğin ana ekseni olarak görülürken, ihtisaslaşmış organizasyonlar ve tematik fuarlar kentin marka değerini yükseltecek adımlar arasında gösteriliyor. Konaklamada ise nicelikten çok nitelikli tesisleşme ve planlı büyüme öne çıkıyor. Ulaşım konusunda sektör içinde farklı görüşler bulunsa da, erişilebilirlik meselesinin turizm yatırımlarında belirleyici başlıklardan biri olmaya devam edecek görülüyor.
Çanakkale turizmi artık yalnızca gezilip görülen bir şehir olmanın ötesine geçerek, ziyaretçisine yaşanmışlık sunan bir destinasyon kimliğine doğru evriliyor. Bu dönüşümün başarısı ise deneyimi merkeze alan, kaynakları doğru kullanan ve kenti uzun vadeli planlamayla büyüten bir turizm yaklaşımına bağlı görünüyor.



