Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, TÜKODER olarak yaptıkları açıklamada; uygulamanın tüketiciler aleyhine, özel şirketler lehine sonuçlar doğuracağını belirterek, kararın kamuoyuyla ve ilgili meslek örgütleriyle tartışılmadan hayata geçirildiğini ifade etti.
Çanakkale Şube Başkanı Ali Rıza Berkit ise yaptığı değerlendirmede elektrik dağıtımı ve perakende satışının özelleştirilmesiyle birlikte kamusal yararın geri plana itildiğini, şirket kârlılığının esas alındığını aktardı.
“HAYATİ BİR KARAR BİR GÖRÜŞ OLMADAN ALINDI”
Berkit açıklamasında; Yıllık tüketim sınırının düşürülmesinin son derece hayati bir karar olduğuna dikkat çekerek, “Bu süreçte ne meslek odaları ne de tüketici örgütleri dikkate alınmıştır. Özelleştirmenin yarattığı yapısal sorunlar görmezden gelinmiştir. Bu yaklaşım, kamu yararı yerine özel sektör çıkarlarını önceleyen bir anlayışın ürünüdür” sözlerine yer verdi.
Uygulamanın hanelerin gerçek ihtiyaçlarını değil, şirketlerin gelir artışını esas aldığını ifade eden Berkit, milyonlarca hanenin kamu sübvansiyonunun dışına itilerek özel şirketlerle sözleşme yapmaya zorlandığını belirtti.
“KALABALIK AİLELER HAKSIZ YERE CEZALANDIRILIYOR”
Aynı konutta yaşayan kişi sayısının fazla olmasının zorunlu olarak tüketimi artırdığını vurgulayan Berkit, bu durumun lüks tüketim olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Berkit, “Kalabalık aileler ‘yüksek tüketici’ olarak etiketlenmekte, özelleştirilmiş sistemin finansman yükü bu hanelerin sırtına yüklenmektedir” ifadelerini kullandı.
Alım gücünün düşmesi ve yüksek kiralar nedeniyle birden fazla ailenin aynı evde yaşamak zorunda kaldığını hatırlatan Berkit, yeni uygulamanın bu kesimleri doğrudan mağdur edeceğini dile getirdi.
“TEK TİP SINIR EŞİTSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİR”
Elektrikli ısınmanın zorunlu olduğu bölgeler, düşük gelirli haneler ve dezavantajlı gruplar için tek tip tüketim sınırı belirlenmesinin sosyal adaleti zedeleyeceğini söyleyen Berkit, “Bu bir sosyal devlet uygulaması değil, piyasa devleti anlayışıdır. İnsan hayatı bir maliyet kalemi olarak görülmektedir” dedi.
Evde yaşam destek cihazı kullanan yurttaşlar için herhangi bir istisna tanınmamasının da dikkat çekici olduğunu belirten Berkit, bunun enerji hizmetinin artık kamusal bir sorumluluk olarak görülmediğinin açık göstergesi olduğunu ifade etti.
“TÜKETİCİ RİSK ALTINA SÜRÜKLENİYOR”
Destek dışına çıkarılan tüketicilerin özel tedarikçilerle sözleşme yapmaya mecbur bırakıldığını söyleyen TÜKODER Derneği, bu sözleşmelerde uzun vadeli bağlayıcı maddeler, cezai şartlar ve tek taraflı fiyat artışlarının yer alabildiğine dikkat çekti. “Asıl sorun, tüketicinin bu risklere zorunlu olarak maruz bırakılmasıdır” denildi.
Fiilen rekabetin işlemediğini, riskin tüketiciye devredilirken kazancın özel şirketlere bırakıldığını vurgulayan Berkit, tüketicinin gerçek anlamda bir seçim özgürlüğünün bulunmadığını söyledi.
“ENERJİ YOKSULLUĞU ARTACAK”
Uygulamanın enerji yoksulluğunu derinleştireceğini belirten Berkit, özellikle kış aylarında kesinti riskinin artacağı ve hanelerin ciddi mağduriyet yaşayacağı uyarısında bulundu. Kamu tarafından tüketiciyi koruyan açık ve kalıcı bir güvence mekanizmasının bulunmadığını ifade eden Berkit, mevcut tablonun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.
Berkit, açıklamasında; “Enerji maliyetlerinin hanelere devredilmesi, kamusal hizmetten vazgeçilmesi anlamına gelir. Sosyal devlet temel ihtiyaçları piyasaya terk etmez. Bu uygulama derhal kaldırılmalıdır. Elektrik yeniden kamusal bir hizmet olarak ele alınmalı; enerji herkes için ulaşılabilir, adil ve sürdürülebilir olmalıdır. Elektrik bir ayrıcalık değil, insanca yaşamın ön koşuludur. TÜKODER olarak bu hakkın piyasa kurallarına teslim edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.” sözleriyle tamamladı.




