Çanakkale doğumlu olduğunu ve yaşamının büyük bölümünü kentte geçirdiğini belirten Kaya, Troya Çevre Derneği’nin çalışmalarının yalnızca çevre başlığıyla sınırlı olmadığını söyledi. Derneğin temel çalışma alanının iklim değişikliğinin yereldeki etkileri olduğunu ifade eden Kaya, “İklim değişikliği dediğimiz kavramın bütün çevre olaylarını ve bütün yaşantımızı, insan yaşantısını çok hızlı bir şekilde etkileyeceğini fark ettik. Bu farkındalığı daha da yaygınlaştırmak için bu derneği oluşturduk” dedi.
“Çanakkale’nin en acil sorunu su ve kuraklık”
Çanakkale’nin çevre açısından en acil sorununun su ve kuraklık olduğunu belirten Kaya, iklim değişikliğinin etkilerinin bölgede giderek daha fazla hissedildiğini söyledi. Kaya, “Çanakkale’nin çevre açısından en acil sorunu su. Su ve kuraklık. Çünkü iklim değişikliğinin etkileri çok hızlı bir şekilde bizim de bölgemizde gösterilmeye başlandı ve görülmeye başlandı” ifadelerini kullandı.
Çanakkale’nin hızlı kentleşen bir şehir olmamasının önemli bir avantaj olduğunu vurgulayan Kaya, buna karşın su kaynaklarının azalmasının kent açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirterek, “Çanakkale çok hızlı bir şekilde kentleşen bir şehir değil. Bu çok büyük bir avantaj. Ama su kaynaklarının azalması Çanakkale’nin en büyük sıkıntısını hayata geçirmekte” dedi.
“Kepez’in su sorunu beş yıldır çözülemedi”
Su sorunlarının çözümünde merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çeken Kaya, Kepez’de yaşanan süreci örnek gösterdi. Farklı karar mekanizmalarının sorunların çözümünde zaman kaybına yol açtığını belirten Kaya, “Yerel yönetim ayrı bir karar merkezi olarak görünüyor. Doğal olarak ikisi arasında bir uyum sağlanamaması da Çanakkale’deki sorunların çözümü için bir zaman kaybına neden oluyor” dedi.
Kepez’in baraj sistemine bağlanması konusunda uzun süredir çözüm bekleyen bir süreç bulunduğunu ifade eden Kaya, “Kepez beldesi iki seneden beri halen baraja bağlanabilmiş değil. Beş senedir çözülemeyen bir olay ve orada yaşayan en azından 70 bin tane insan var” diye konuştu.
Bölgede üniversite ve hastane gibi önemli kurumların bulunduğunu da hatırlatan Kaya, “Üniversitemiz var, hastanemiz var orada. Yani hepsi çok önemli ama biz hâlâ o bölgenin su sorununu çözebilmiş değiliz” ifadelerini kullandı. Kaya, sorunun temelinde merkezi ve yerel yönetimlerin farklı bakış açılarının bulunduğunu savundu.
“Eleştiriyoruz ancak yapıcı bir dil kullanıyoruz”
Çevre mücadelesinde kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirliği yapmanın eleştiriden vazgeçmek anlamına gelmediğini belirten Kaya, dernek olarak eksik gördükleri uygulamaları dile getirdiklerini söyledi.
Kaya, çevre mücadelesinde yapıcı bir dil kullanmayı tercih ettiklerini belirterek, kamu kurumlarıyla birlikte çalışırken gerekli eleştirilerin de ortaya konulduğunu ifade etti. Kaya, “Kamu kurumlarıyla birlikte çalışmamız, eleştirilerimizi geri planda tuttuğumuz anlamına gelmiyor. Gerektiğinde eksik gördüğümüz noktaları da dile getiriyor ve çözüm için yapıcı bir yaklaşım sergiliyoruz.” dedi.
Troya Çevre Derneği’nin çeşitli ulusal ve uluslararası projelerde yer aldığını belirten Kaya, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Türkiye Belediyeler Birliği ve İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik faaliyetler yürüttüklerini söyledi.
Çevre mücadelesinde kullanılan dilin önemine dikkat çeken Kaya, “Önemli olan yıkıcı değil, yapıcı bir yöntemdir. Biz bu yapıcı yöntemi tercih ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Enerjiyi sadece ‘devlet üretir’ anlayışı değişmeli”
Troya Çevre Derneği’nin tarım kooperatiflerini yenilenebilir enerjiyle buluşturmaya yönelik çalışmalarına da değinen Kaya, yenilenebilir enerjinin vatandaş açısından daha ulaşılabilir hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Enerjinin yalnızca devlet tarafından üretilen ve vatandaşa sunulan bir kaynak olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kaya, “Bizim önerdiğimiz enerji üretimi, kendi bahçenin, kendi tarlanın kenarında, kendi evinin çatısında bir elektrik üretimi yapıp kendi elektrik ihtiyacını karşılamak, fazlasını da komşuna verdirmek” ifadelerini kullandı.
Dernek binasının çatısında bulunan güneş enerjisi sistemini de örnek gösteren Kaya, vatandaşlara yenilenebilir enerjinin uygulanabilirliğini doğrudan göstermek istediklerini söyledi.
Çanakkale’de yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla kullanılmasını isteyen Kaya, “Her tarafı güneş veya rüzgâr panelleriyle doldurun. Güneş panelleri ve rüzgâr santralleriyle doldurun. Ve işin sonunda tertemiz bir dünyaya bakalım” dedi.
“Çanakkale’de sivil duyarlılık yüksek”
Çanakkale’de çevre bilincinin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Kaya, kentte yaşayan yurttaşların çevre başta olmak üzere farklı toplumsal konularda yüksek bir sivil duyarlılık gösterdiğini söyledi. Çevresel konularda kamu kurumları ve yerel yönetimlere yönelik taleplerin de arttığını belirten Kaya, vatandaşların karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasının önemine dikkat çekti.
“Bireysel çaba değil, örgütlü mücadele gerekiyor”
Çevre sorunlarının çözümünde yalnızca bireysel tüketim alışkanlıklarını değiştirmenin yeterli olmadığını belirten Kaya, toplumsal ve örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaptı.
Bireysel olarak plastik kullanımını azaltmak veya yeniden kullanılabilir ürünler tercih etmek gibi adımların değerli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını söyleyen Kaya, çevre politikalarının değişmesi için vatandaşların karar alma süreçlerine ve çevre çalışmalarına aktif şekilde katılması gerektiğini ifade etti.
Kaya, Troya Çevre Derneği’nin kurulma amacının da bireysel çabaları örgütlü bir yapıya dönüştürerek kalıcı ve uygulanabilir çevre politikalarının hayata geçirilmesine katkı sunmak olduğunu belirtti.