Cumhurbaşkanı Kararı ile SGK ve vergi borcu bulunan üreticilere, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren düşük faizli tarım kredisi verilmeyeceği açıklandı. Düzenleme, 30 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu nedenle SGK prim ve vergi borcu bulunan çiftçilere sübvansiyonlu Ziraat Bankası kredisi verilmemesi yönünde uygulamaya geçildi. Karar, Türkiye genelinde olduğu gibi Çanakkale’de de çok sayıda üreticiyi zor durumda bıraktı.
Ziraat odaları başkanları ve üreticiler, söz konusu uygulamanın tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vereceğini belirterek karara tepki gösterdi.
“BORCU OLMAYAN ÇİFTÇİ YOK”
Kaleninsesi’ne özel açıklamalarda bulunan Bayramiç Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Şen, Bayramiç ve Çanakkale genelinde çiftçilerin üretim sürdürebilirliği için ellerinde zaten bu yıl çok birikim olmadığını buna rağmen kredi çekemeyerek daha zor durumda kaldığını aktardı.

Şen, SGK prim ve vergi borcu bulunan çiftçilere sübvansiyonlu kredi verilmemesinin üreticileri daha da çıkmaza sürüklediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Borcu olmayan çiftçi yok ki. 300 bin, 500 bin, hatta 1 milyon TL başvuru borcu olan çiftçilerimiz olduğunu biliyoruz. Çiftçi zaten borç batağında olduğu için kredi çekiyor.
Çiftçi üretemiyor, üretebilmek için kredi çekiyor,” dedi.
“2025 ÇİFTÇİ İÇİN TAM BİR KABUS”
2025 yılının üreticiler açısından adeta bir felaket yılı olduğunu vurgulayan Şen, çiftçilerin aynı anda birçok sorunla mücadele ettiğini dile getirerek; “Kuraklık bir yandan, afetler bir yandan, piyasa şartları bir yandan, ürünlerin girdi maliyetinin altında satılması bir yandan… 2025 yılı çiftçimiz için tam bir kâbus olmuştur. Çiftçiye zorluk değil, destek gerekir.” açıklamasında bulundu. Şen, özellikle zirai don, kuraklık, hastalıklar ve ağır ekonomik koşullar nedeniyle üreticilerin üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
“BORCUN VARSA KREDİ YOK DEMEK, ÜRETİME DARBE VURUR”
Yeni kredi uygulamasının tarımsal üretimin geleceğini tehlikeye attığını belirten Şen, şu değerlendirmede bulundu:
“‘Borcun varsa kredi vermem’ şartı, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir.
Biz borç ertelemesi veya borcun yapılandırılmasını beklerken, böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük sıkıntıya sokmuştur,” dedi.

“ÖNCE BORÇ YAPILANDIRILIR, SONRA KREDİ VERİLİR”
Konuya ilişkin çözüm önerilerini de belirten Mesut Şen, öncelik sıralamasının yanlış olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Öncelikle faiz indirimi yapılmalı, borçlar yapılandırılmalı, üreticiye kolaylık sağlanmalıdır. Ardından borcun tahsiline gidilmelidir. En önce yapılması gereken, en son yapılıyor. Burada çiftçilerin mağduriyeti giderilmiyor,” ifadelerini kullandı. Açıklamalrında; Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmeli, ya da yapılandırma yoluna gidilmelidir,” dedi.
SGK VE VERGİ BORÇLARI ÜRETİCİYİ KÖŞEYE SIKIŞTIRIYOR
Zor bir dönemden geçen üreticilerin hem gelir kaybı yaşadığını hem de yüksek primler nedeniyle SGK borçlarını ödeyemediğini belirten Şen, bazı çiftçilerin ziraat odalarından muafiyet belgesi alarak SGK’dan çıktığını, bazılarının ise vergi borçlarını ödeyemediğini aktardı. “Zor günler geçiren üreticilerimizin önündeki bu engeller acilen kaldırılmalıdır,” dedi.
“BİR YILDA TÜM FELAKETLER ÜST ÜSTE GELDİ”
Zirai don ve kuraklığın yalnızca üretimi değil, gıda tedarik zincirini ve tüketici fiyatlarını da etkilediğini belirten Şen, toplumun tüm kesimlerinin bu süreçten zarar gördüğünü ifade etti. “Hemen her yıl bir zorluk yaşanır ama 2025 yılı özellikle Çanakkale ve Bayramiç’li üreticiler için tam bir felaket yılı oldu. Zirai don, kuraklık, susuzluk, yangınlar ve ardından ekonomik kriz oldu. Üstelik gıda toptancılarının fiyat düşürmesi de eklenince tüm bu olumsuzluklar tek bir yıl içinde üst üste yaşandı. Üretici açısından inanılmaz zor bir yıl oldu,” Her yıl, bir önceki yılı arar olduk, girdi maliyetlerinin orantısız yükselmesi çiftçiyi zor durumda bırakan bir faktör oldu,” şeklinde ekledi.
“HER BÖLGENİN İKLİMİ FARKLI, KARARLAR BUNA GÖRE ALINMALI”
Çanakkale’nin iklim açısından dört farklı bölgeye ayrıldığını hatırlatan Şen, kuraklık ve zirai donun bazı bölgelerde daha sert hissedildiğini ifade etti.
“Bu tür kararlar alınırken mutlaka bölgedeki ziraat odalarıyla görüşülmeli, yerel koşullar dikkate alınmalıdır.”
ZEYTİNDE “YOK YILI”, ÜRETİCİ TOPRAĞINI SATMA NOKTASINDA
Ezine’de zeytinde “yok yılı” yaşandığını, Bayramiç’te de üretimin ciddi şekilde düştüğünü belirten Şen, üreticinin geleceğe dair umudunun azaldığını söyledi:

“Ezine’de zeytin de yok yılı gerçekleşti biliyorsunuz, inanın ki Bayramiç te de bir o kadar üretim zayıf kaldı. Ne olacak bu durumda insanlar yok pahasına zeytinlerini satmak zorunda kaldılar. Benzer şey meyve, sebze üretiminde de yaşandı. Maliyetini karşılayamayan üretici arazisini satma derdine düşüyor artık,” dedi.
PAZAR OLMADAN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ZOR
Girdi maliyetlerinin orantısız yükselmesinin ve ürünlerin değerinde satılamamasının üreticiyi daha da zorladığını belirten Şen, ihracat desteğinin artırılması gerektiğini vurguladı: “İç pazar belli bir noktaya kadar tüketiyor. Dış pazara açılmadan sürdürülebilirlik olmaz. Bakanlığımız ihracat konusunda daha fazla destek sağlamalıdır,” şeklinde konuştu.
2026 SEZONU İÇİN KRİTİK UYARI
Önümüzdeki 2026 üretim sezonuna dikkat çeken Şen, çiftçilerin gübre, ilaç, mazot ve tohum alabilmek için krediye ihtiyaç duyduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Artık veresiye bir şey alınmıyor. Üretici her şeyi peşin almak zorunda. Üretimi sürdürmek istiyorsak, çiftçinin lehine kararlar verilmelidir.”
Kendisine Kaleninsesi olarak teşekkür ederiz.





