Gündem

Sumud’da neler oldu? Resul Can: “Gazze'de İnsanlık Kuşatma Altında”

Eğitim-Bir-Sen Çanakkale 1 Nolu Şube Başkanı Resul Can, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in saldırıları sonucu yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla katıldığı Global Sumud Konvoyu'nda yaşananları Kaleninsesi'ne anlattı.

Gazze'de aylardır devam eden savaş ve insani kriz sürerken, Filistin halkına yardım ulaştırmak amacıyla dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistin katılımıyla Mayıs ayının ilk haftasında başlayan Global Sumud Kara Konvoyu, 25 Mayıs’a kadar Libya'da bekletildi. Konvoyda yer alan Eğitim-Bir-Sen Çanakkale 1 Nolu Şube Başkanı Resul Can, Kaleninsesi'ne yaptığı değerlendirmelerde hem yardım yolculuğunda yaşananları anlattı hem de Gazze'de derinleşen insani felakete dikkat çekti.

Kaleninsesi Sosyal medya hesabından Canlı yayında yaşadıkları süreci değerlendiren Can'ın sözleri, yalnızca bir yardım girişiminin engellenmesini değil, İslam dünyasının yaşadığı koordinasyon ve dayanışma sorunlarını da gözler önüne serdi.

GAZZE YOLUNDA DURDURULAN VİCDAN KONVOYU

Gazze'de yaklaşık üç yıldır aralıksız süren savaş, abluka ve insani kriz milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkilerken, dünyanın dört bir yanından vicdan sahibi insanlar yardım ulaştırabilmek için yeni yollar arıyor. Bu amaçla oluşturulan Global Sumud Kara Konvoyu da Gazze'ye insani yardım taşımak ve yaşanan insanlık dramını dünya gündeminde tutmak için Mayıs aynın ilk haftasında yola çıktı.

Konvoyda yer alan Eğitim-Bir-Sen Çanakkale 1 Nolu Şube Başkanı Resul Can, Kaleninsesi'ne yaptığı özel açıklamada, Gazze yolculuğunun sadece bir yardım organizasyonu değil, aynı zamanda insanlığın vicdan sınavı olduğunu söyledi.

Can, 8 Mayıs tarihinde Memur-Sen Elazığ İl Başkanı İbrahim Bahşi, Mersin Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen İl Başkanı Ertuğrul Yıldız, Aydın Memur-Sen İl Başkanı Fatih Taşpınar ile birlikte 43 Türk aktivistin yer aldığı heyetle Libya'ya hareket ettiklerini anlattı.

Libya'nın Trablus ve Zaviye bölgelerinde yaklaşık bir hafta süren eğitim ve hazırlık çalışmalarının ardından konvoyun Gazze'ye doğru yola çıktığını belirten Can, "Amacımız sadece yardım ulaştırmak değil, Gazze'de yaşanan insanlık dramını dünyanın gündeminde tutmaktı" dedi.

BİR ASIRLIK SORUNUN YENİ HALKASI

Bugün Gazze'de yaşananların kökeni yalnızca 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmalara dayanmıyor.

İsrail-Filistin meselesinin temelinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından bölgenin İngiliz mandasına bırakılması ve sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler bulunuyor. Yahudi göçlerinin artmasıyla birlikte bölgede gerilim yükselirken, Birleşmiş Milletler'in 1947 yılında Filistin topraklarını Yahudi ve Arap devleti olarak ikiye ayırmayı öngören planı Arap ülkeleri tarafından reddedildi.

Yıllar boyunca savaşlar, göçler ve işgallerle derinleşen sorun, 2007 yılında Hamas'ın Gazze'nin kontrolünü ele geçirmesinden sonra yeni bir döneme girdi. İsrail'in uyguladığı abluka nedeniyle Gazze ciddi ekonomik ve insani krizlerle karşı karşıya kaldı.

Fotoğraf: İHA Arşiv

Son büyük savaş ise Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından başladı. İsrail'in Gazze'ye yönelik yoğun hava bombardımanı ve kara operasyonları, bölgeyi modern tarihin en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı.

İşte Global Sumud Konvoyu da bu kriz ortamında Gazze halkına nefes olmak amacıyla yola çıktı.

ZLİTEN'DEN MİSRATA'YA UZANAN YOLCULUK

Konvoyun ilk durağı Libya'nın Zliten kenti oldu.

Burada dünyanın farklı ülkelerinden gelen aktivistlerin katıldığı geniş kapsamlı bir konferans düzenlendi. Konferansa Güney Afrika'nın özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Nelson Mandela'nın torununun da katıldığını belirten Can, Gazze konusunda uluslararası farkındalık oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.

Ardından Misrata'ya geçen konvoy, buradan Libya'nın doğusunda bulunan ve Halife Hafter güçlerinin kontrolündeki bölgeye geçmek üzere harekete geçti.

Ancak işler tam da bu noktada değişti.

Konvoyun konaklamayı planladığı alana güvenlik güçleri tarafından izin verilmedi. Bunun üzerine aktivistler doğu ve batı Libya arasındaki tampon bölgede beklemek zorunda kaldı.

10 GÜN BOYUNCA SINIRDA BEKLETİLDİLER

Resul Can'ın aktardığına göre yardım konvoyunun geçişine izin verilmesi için yoğun diplomatik temaslar yürütüldü. Konvoy heyeti tarafından Hafter yönetimine iki ayrı resmi mektup gönderildi. Türk Konsolosluğu aracılığıyla da girişimlerde bulunuldu. Ancak tüm çabalara rağmen sonuç alınamadı.

Yaklaşık 10 gün boyunca tampon bölgede bekletilen konvoy, Gazze'ye ulaşmak için gerekli izni alamadı.

Can, yaşanan sürecin kendileri açısından büyük bir üzüntü olduğunu söyledi.

"50 TIR YARDIMI GEÇİREMEDİK"

Konvoyun taşıdığı yardım yükünün büyüklüğüne dikkat çeken Resul Can, şu bilgileri paylaştı:

"Gazze'deki kardeşlerimize ulaştırılmak üzere hazırlanan 50 tır temel gıda ve ihtiyaç malzemesi, 20 tır taşınabilir yaşam alanı ve 10 ambulans bulunuyordu. Tüm diplomatik girişimlere rağmen bunların geçişine izin verilmedi."

Can, yaşananları değerlendirirken en çok kendisini üzen noktanın Müslüman ülkeler arasında yaşanan koordinasyon eksikliği olduğunu vurguladı. Açıklamasında; "Ne yazık ki bir Müslüman ülkesini geçemedik. Ümmetin bugün içine düştüğü tabloyu kamuoyunun takdirine bırakıyorum" dedi.

10 AKTİVİSTTEN HABER ALINAMADI

24 Mayıs'ta yaklaşık 300 aktivist ve yardım malzemeleriyle birlikte yeniden sınır kapısına hareket edildi. Bu kez Hafter yönetimi yardım konvoyunun geçişine kesin olarak izin vermeyeceğini açık şekilde bildirdi. Bunun üzerine aktivistler arasından seçilen 10 kişilik heyet, görüşme yapmak amacıyla sınır kapısına gitme kararı aldı. Ancak Can'ın verdiği bilgiye göre bu heyetten günler boyunca sağlıklı haber alınamadı.

Türk konvoyu 25 Mayıs'ta Türkiye'ye dönüş kararı alırken, 9 Türk aktivist Libya'da kalarak gözaltına alınan arkadaşlarının durumunu takip etmeyi sürdürdü.

"BİZLER SEFERLE MÜKELLEFİZ"

Yaşananlara rağmen umutlarını kaybetmediklerini belirten Resul Can, mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Can konuşmasında; "Bizler seferle mükellefiz, zaferle değil. İnşallah Rabbim Gazze'nin özgürlüğünü ve zaferini de bizlere göstermeyi nasip edecektir" diyerek, konvoyun temel amacının yalnızca yardım taşımak olmadığını vurguladı.

Can'a göre asıl hedef, Gazze'deki insanlık dramının unutulmasını engellemek ve dünya kamuoyunun dikkatini bölgedeki trajediye çekmekti.

REFAH KAPISI'NDA BEKLEYEN YARDIMLAR

Gazze'deki insani durumun her geçen gün ağırlaştığını ifade eden Resul Can, bölgedeki yardım operasyonlarının çökme noktasına geldiğini söyledi.

Özellikle Mısır'daki Refah Sınır Kapısı'nda bekletilen yardım konvoylarının durumuna dikkat çeken Can, on binlerce yardım tırının bölgeye giriş yapamadığını belirtti.

Can, Refah Kapısı'nda yaklaşık 27 bin yardım tırının beklediğini, Gazze'ye ulaştırılamayan yardımların bölgedeki insani krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti.

ÇANAKKALE'DE İLK DURAK ŞEHİTLİKLER OLDU

Türkiye'ye dönüşünün ardından ilk olarak Çanakkale Şehitlikleri'ni ziyaret ettiğini anlatan Resul Can, burada yaşadığı duygusal anları da paylaştı.

Şehit mezarlarında Gazze'den gelerek Çanakkale'de şehit düşen askerlerin isimlerini gördüğünü belirten Can, bu manzaranın kendisini derinden etkilediğini söyledi.

"106 yıl önce insanlar Gazze'den, Filistin'den kalkıp bu toprakları savunmak için geldiler ve şehit oldular. Biz bugün onların fedakârlıkları sayesinde bu ülkede yaşıyoruz. Ancak bugün biz, siyasi gerilimler ve koordinasyon eksiklikleri nedeniyle Gazze'deki insanlara yardımlarımızı ulaştıramıyoruz" dedi.

YENİ KONVOY 17 TEMMUZ'DA YOLA ÇIKACAK

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yardım çalışmalarının sona ermeyeceğini belirten Can, yeni yardım konvoyunun 17 Temmuz'da yola çıkmasının planlandığını açıkladı.

Bu süreçte yaşanan aksaklıkların detaylı şekilde değerlendirileceğini, diplomatik temasların artırılacağını ve organizasyondaki eksikliklerin giderileceğini ifade eden Can, yeni girişimin daha güçlü bir hazırlıkla gerçekleştirileceğini söyledi.

"GAZZE GÜNDEMDEN DÜŞMEMELİ"

Röportajın sonunda kamuoyuna ve basın kuruluşlarına çağrıda bulunan Resul Can, Gazze meselesinin gündemde tutulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

"Basın açıklamalarıyla, sosyal medya çalışmalarıyla, sivil toplum faaliyetleriyle Gazze'nin sesi olmaya devam etmeliyiz. Çünkü bugün Gazze'de yalnızca bir şehir değil; insanlık, vicdan ve adalet kuşatma altındadır."

Fotoğraf: İHA Arşiv

Gazze'ye ulaşamayan yardım konvoyunun hikâyesi, yalnızca lojistik bir girişim değil; savaşın gölgesinde sıkışan milyonlarca insanın, kapalı sınırların ve uluslararası sessizliğin de hikâyesi olarak kayıtlara geçti.