Yaşam

Şener Yüzer’den Çanakkale için üç ayaklı yol haritası: “Tarım, turizm ve tarih birlikte planlanmalı”

Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı Şener Yüzer, Kaleninsesi’ne verdiği özel röportajda kentin geleceğini ulaşımdan otoparka, kentsel dönüşümden tarımsal üretime, istihdamdan turizme kadar birçok başlık üzerinden değerlendirdi. Çanakkale’nin günü kurtaran projelerle değil; tarım, turizm ve tarih dengesini koruyan uzun vadeli bir kent planıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Yüzer, “Geçmişte büyüklerimiz yaşadı bugün biz yaşıyoruz, yarın da çocuklarımız ve torunlarımız yaşayacak. Bunların h

Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı Şener Yüzer, Çanakkale’nin geleceğine ilişkin kararların seçim dönemlerinde açıklanan tekil projeler üzerinden değil, kentin bütün özelliklerini kapsayan ortak bir anlayışla alınması gerektiğini söyledi.

Çanakkale’nin sahip olduğu değerleri üç ana başlık altında topladı. Kentin tarım, turizm ve tarih potansiyelinin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Yüzer, ulaşım, yapılaşma, üretim ve istihdam politikalarının da bu üç temel değeri koruyacak biçimde oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Yüzer, kısa vadede dikkat çeken ancak yolcu kapasitesi, maliyet, güzergâh ve uygulanabilirlik hesabı yapılmayan projelerin Çanakkale’nin sorunlarını çözmeyeceğini ifade etti. Kent yönetiminde yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre hareket edilmemesi gerektiğini dile getiren Yüzer, “Çanakkale’de turizm var, tarım var, tarih var. Bu üçünü beraber, bir arada düşünebilirsek toplumumuza ancak o şekilde hizmet verebiliriz. Bugün biz yaşıyoruz. Yarın da çocuklarımız ve torunlarımız yaşayacak. Dolayısıyla bunların hepsini beraber düşünmek mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

Çanakkale’nin üç temel değeri: Tarım, turizm ve tarih

Çanakkale’nin Türkiye’nin en önemli tarım kentlerinden biri olduğunu belirten Yüzer, Çanakkale domatesinin yanı sıra şeftali, kiraz ve Yenice çileği gibi ürünlerin kent ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Tarımsal üretimdeki çeşitliliğin korunmasının yalnızca çiftçiler açısından değil, Çanakkale’nin ekonomik geleceği bakımından da önemli olduğunu ifade etti.

Turizmin ise yalnızca kent merkezi ya da belirli birkaç bölge üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Yüzer, Biga’dan Ayvacık ve Küçük Kuyu’ya uzanan kıyı hattının, Gökçeada ve Bozcaada’nın çok sayıda vatandaş için geçim kaynağı oluşturduğuna dikkat çekti. Kıyıların, adaların ve doğal alanların kent ekonomisi içerisindeki yerinin göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Yüzer, Çanakkale’nin üçüncü değerinin tarih olduğunu belirterek, antik medeniyetlerden Kaz Dağları çevresindeki kültürel mirasa ve Osmanlı dönemine kadar uzanan bütün tarihsel birikimin ortak bir kent anlatısı içerisinde ele alınması gerektiğini dile getirdi.

“Ulaşım araç değiştirerek değil, planlamayla çözülür”

Çanakkale’de uzun zamandır tartışılan tramvay projesini değerlendiren Yüzer, büyük ulaşım yatırımlarının popüler olduğu ya da seçim dönemlerinde ilgi çektiği için gündeme getirilmemesi gerektiğini söyledi. Bir ulaşım projesi hazırlanırken yolcu sayısının, yatırım maliyetinin, güzergâhın ve kentin mevcut yol kapasitesinin önceden hesaplanması gerektiğini söyleyen Yüzer, “Kaç tane yolcum var, ne kadar maliyetim var? Önce bunlara bakmak gerekir” dedi.

Çanakkale merkezinin eski ve yoğun yapılaşmış bir kent olduğuna dikkat çeken Yüzer, geniş yollar üzerine kurulan şehirlerde uygulanan ulaşım modellerinin aynı biçimde Çanakkale’ye taşınamayacağını belirtti. Tramvayın Konya gibi yolları bu sisteme göre planlanmış kentlerde uygulanabileceğini ancak Çanakkale merkezinde aynı imkânın bulunmadığını söyleyen Yüzer, “Çanakkale’nin özelliği eski bir şehir olması. Özellikle merkezde tramvayı nereye yapacaksınız? Gerçekçi olmak lazım” sözleriyle teknik planlama çağrısında bulundu.

Çanakkale toplu taşımasının gündemindeki 17+1 kapasiteli araçlara da değinen Yüzer, yalnızca araçların küçültülmesinin ulaşım sorununu ortadan kaldırmayacağını söyledi. Araç değişiminden önce hatların, güzergâhların ve yolcu yoğunluğunun doğru belirlenmesi gerektiğini belirten Yüzer, “Ulaşımın rahatlayabilmesi için ilk önce trafik hatlarının iyi tespit edilmesi lazım” dedi. 17+1 araçların Adliye ve hastane bölgesi gibi bazı güzergâhlarda faydalı olabileceğini kaydeden Yüzer, aynı sistemin kentin bütün bölgelerine uygulanmasının yeni bir karmaşaya neden olabileceğini savundu. Yüzer, “Her yere uygun olmayabilir. Uygun olan yerlere yapılabilir ama bunu her yere sokarsanız zaten karışık olan yapı daha da karman çorman olur” ifadelerini kullandı.

“Önce Çanakkale’nin otoparkını çözün”

Çanakkale merkezindeki trafik yoğunluğunun temel nedenlerinden birinin otopark yetersizliği olduğunu belirten Yüzer, yeni ulaşım projelerinden önce kent merkezinde uygulanabilir bir otopark planının hazırlanması gerektiğini söyledi. Otopark sorununun geçmişi ve tarihî temeli bulunan birçok şehirde yaşandığını dile getiren Yüzer, Çanakkale’de hem yer altı hem de çok katlı yer üstü otoparkların farklı sorunlar taşıdığına dikkat çekti. Yer altına inilmesi durumunda arkeolojik kalıntılarla karşılaşılabileceğini belirten Yüzer, “Buraya bir kazma vurduğunuz zaman iki metre sonra bir iskelet çıkabilir. Biraz daha aşağıya inersiniz, bu kez bir temel çıkar. Otoparkı ya yukarıya ya aşağıya yapacaksınız; ikisinin de ayrı problemi var” dedi. Yer üstünde yapılacak çok katlı otoparkların ise kent silueti üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Yüzer, belediye ile diğer kamu kurumlarına ait alanların belirlenerek uzun vadeli bir çalışma yapılmasının doğru olabileceğini ifade etti.

Çanakkale’de motosiklet kullanımının otopark konusunda kısmen kolaylık sağladığını ancak trafik güvenliği açısından yeni riskler oluşturduğunu ifade eden Yüzer, motosikletlerin de ulaşım planlamasının dışında bırakılmaması gerektiğini söyledi. Kent merkezinde bütün hizmetlerin ve yapılaşmanın tek bir noktaya yığılmasını doğru bulmadığını belirten Yüzer, Çanakkale’nin kontrollü biçimde yatay olarak genişlemesi gerektiğini savundu. Yeni imar alanlarının yolları ve otoparklarıyla birlikte planlanması gerektiğini dile getiren Yüzer, yüksek katlı yapılaşmanın yalnızca kent görüntüsünü değil, sosyal hayatı ve mahalle kültürünü de değiştirdiğini söyledi.

Kentsel dönüşümde yalnızca binalar değil, kent hafızası da korunmalı

Çanakkale’nin bazı kesimlerinde kentsel dönüşüm olursa can güvenliği açısından risk taşıyan yapıların yenilenmesine karşı olmadığını ancak her mahallenin aynı yöntemle dönüştürülemeyeceğini belirtti. Çanakkale’nin kent kimliğini oluşturan tek ve iki katlı eski yapıların tamamının yıkılarak yerlerine yüksek apartmanlar yapılmasını doğru bulmadığını ifade eden Yüzer, mimari ve tarihî niteliği bulunan yapıların mümkün olduğu ölçüde aslı korunarak güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yüzer, “O yapıların kendi orijinali bırakılarak güçlendirilmesini ve ayakta tutulmasını savunmak bence daha doğru olur. Bunlar gittiği zaman Çanakkale’nin tarihinden ve güzelliğinden eser kalmayacak” dedi. Özellikle dönüşüm maliyetini karşılayamayan vatandaşlara uygun ve faizsiz finansman imkânı sunulabileceğini ifade eden Yüzer, insanların yalnızca ekonomik zorunluluklar nedeniyle yıllardır yaşadıkları mahallelerden koparılmaması gerektiğini ifade etti.

“Çiftçi ne kadar ekeceğini ve kime satacağını bilmeli”

Çanakkale ve Türkiye tarımındaki temel problemin plansız üretim olduğunu söyleyen Yüzer, çiftçinin hangi üründen ne kadar ekeceğini ve hasat sonrasında ürününü kime satacağını önceden bilemediğini söyledi. Bir yıl yüksek fiyatla satılan ürüne ertesi yıl çok sayıda üreticinin yöneldiğini, üretim miktarının artmasıyla fiyatların düştüğünü ve ürünlerin tarlada kalabildiğini ifade eden Yüzer, “Bugün domates eken üreticinin ne kadar ekmesi gerektiği, ektikten sonra bunu nasıl satacağı belli mi? Tahıl ürünlerinde kimin ne kadar ekeceği ve nereye satacağı belli mi?” diye konuştu.

Üretim sezonu başlamadan önce iç piyasanın, sanayinin ve dış pazarların ne kadar ürüne ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi gerektiğini kaydeden Yüzer, üretim planının çiftçilerle birlikte hazırlanmasını istedi. Çiftçinin ürününü kaç liraya ve hangi şartlarda satacağını önceden bilmesi gerektiğini belirten Yüzer, kooperatiflerin daha etkin hâle getirilmesini ve devlet denetimindeki kurumlar aracılığıyla alım garantisi sağlanmasını önerdi.

Yüzer, “Kooperatif kanallarıyla olabilir. Ürüne alım garantisi sağlayacak kurumlar oluşturursak üretici ile tüketici arasındaki farkı düşürebiliriz” dedi. Ürün kalitesinin ve üretim standartlarının da aynı sistem içerisinde belirlenebileceğini ifade eden Yüzer, çiftçinin piyasa karşısında tek başına bırakılmaması gerektiğini söyledi. Çanakkale’de yetiştirilen ürünlerin İstanbul gibi büyük pazarlara ulaştırılması sırasında ortaya çıkan nakliye, hâl ve komisyon giderlerinin çiftçinin kazancını tükettiğini dile getiren Yüzer, “Nakliye parası üreticinin eline geçen paradan daha fazla oluyor. Ürün hâle gidiyor, başka masraflar çıkıyor. İstanbul’a şeftali gönderiyorlar, sonunda borçlu çıkıyorlar. Var mı dünyada böyle bir şey?” ifadelerini kullandı.

Üreticinin tarlada aldığı fiyatla vatandaşın pazarda ya da markette ödediği fiyat arasındaki farkın yalnızca satış noktalarının denetlenmesiyle kapatılamayacağını belirten Yüzer, üretimden nakliyeye ve son satışa kadar bütün zincirin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Yüzer, üretimin bütünüyle piyasa şartlarına bırakılması hâlinde çiftçinin emeğinin karşılıksız kalacağını ifade ederek, “Herkesi kendi başına bırakırsanız neticede karpuzu tarlada bırakır gelirsiniz” dedi.

Üniversite gençliği Çanakkale’de neden kalmıyor?

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde eğitim alan gençlerin mezuniyet sonrasında kentten ayrılmasına da değinen Yüzer, bunun temel nedeninin yeterli üretim ve istihdam alanının bulunmaması olduğunu söyledi.

Çanakkale’nin yalnızca öğrenci, memur ve emekli kenti olarak tanımlanmasının yeterli olmadığını belirten Yüzer, üniversite mezunlarının eğitim aldıkları alanlarda iş bulamadıkları sürece kentte kalmalarının beklenemeyeceğini ifade etti. Üretimi Saadet Partisinin temel anlayışı olarak gördüklerini kaydeden Yüzer, “İş yeri açmadan, üretim olmadan insanların huzur içerisinde yaşaması mümkün değil” dedi Bu kapsamda Ezine Organize sanayi bölgesine de değinen Yüzer, Çanakkale’de üretim ve istihdam açısından önemli olduğunu dile getirirken bir taraftansa Ezine OSB’nin şu anki kurumlar arasındaki siyasi ve idari çekişmelerin yatırımların önüne geçmemesi gerektiğini söyledi. Yüzer, “Oradaki siyasi çekişmeler biterse organize sanayi bölgemiz için hayırlı olur. ‘Senin adamın, benim adamım’ gibi basit şeylerle boğulup gidersek hiçbir problemimize çözüm bulamayız” ifadelerini kullandı.

“Çanakkale’nin tarihi yalnızca Troya’dan ibaret değil”

Çanakkale’nin tarihî kimliğinin yalnızca belirli dönemler üzerinden anlatılmasını yeterli bulmadığını söyleyen Yüzer, Troya ve antik çağ mirasının tanıtılmasının önemli olduğunu ancak Osmanlı döneminin de kent anlatısında daha görünür hâle getirilmesi gerektiğini savundu. Yüzer, “Troya’yı gündeme getiriyorsunuz, bu güzel. Ancak Osmanlı burada 600 sene yaşamış. Hiçbir şey mi olmamış?” ifadeleriyle Çanakkale tarihinin bütün dönemleriyle değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Osmanlı’nın Balkanlar’daki tarihî mirasına örnek veren Yüzer, Bosna Hersek’in Travnik kentindeki bir ana caddede yaklaşık 8-10 vezir kabrinin bulunduğunu ve bu nedenle bölgenin “Vezirler Caddesi” olarak anıldığını söyledi. Bu örnek üzerinden tarihî mirasın şehirlerin kimliğine ve günlük yaşamına nasıl dâhil edilebileceğine dikkat çekti. Osmanlı’nın Rumeli’ye geçişinde Çardak ile Gelibolu arasındaki güzergâhın taşıdığı öneme de değinen Yüzer, bu tarihî olayın yalnızca protokol ve resmî törenlerle sınırlı biçimde anılmaması gerektiğini belirtti. Yüzer, “Her sene Osmanlı’nın Rumeli’ye geçişi kutlanıyor ama nasıl? Bu çok büyük bir olay” diyerek, Rumeli’ye geçişin Osmanlı’nın Balkanlar’a açılmasında ve bölgenin tarihinin şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Troya’dan Osmanlı’ya, Çardak’tan Gelibolu’ya uzanan tarihî mirasın birbirinin karşısına konulmaması gerektiğini ifade eden Yüzer, bütün dönemlerin ortak bir Çanakkale anlatısı içerisinde korunmasının ve tanıtılmasının turizme de katkı sağlayacağını kaydetti.

Çanakkale halkına verdiği söz: Adaletli yönetim

Röportajda kendisine, Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı olarak kent halkına vereceği en somut sözün ne olacağı da sorulan Yüzer, projelerin öncesinde güvenilir ve adaletli bir yönetim anlayışının kurulması gerektiğini söyledi. Çanakkale halkına vereceği temel sözün “adaletli ve adil bir yönetim” olduğunu belirten Yüzer, devlet ile vatandaş arasındaki güven yeniden kurulmadan açıklanan projelerin kalıcı sonuç vermeyeceğini ifade etti. “Devletle millet kaynaşacak. Millet devletine, hükümetine ve idarecisine güvenirse bu kaynaşmayı sağlarız ve meseleleri çözeriz” diyen Yüzer, kent için ortaya konulacak projelerin hesaplanabilir, uygulanabilir ve israftan uzak olması gerektiğini söyledi.

Yüzer, Çanakkale’nin ulaşımından tarımına, sanayisinden turizmine kadar bütün sorunlarının ortak bir planla çözülebileceğini belirterek, kentin geleceğinde günü kurtaran vaatler yerine üretime, adalete ve uzun vadeli planlamaya dayalı bir yönetim anlayışının esas alınması çağrısında bulundu.