Eylül ayının prostat kanseri farkındalığı açısından önemli bir dönem olduğuna dikkat çeken Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, prostat kanserinin dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti.
IARC’ın GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye’de 2022 yılında 17 bin 274 yeni prostat kanseri vakası görüldü. Prostat kanseri, erkeklerde akciğer kanserinin ardından en sık görülen ikinci kanser türü olarak kayıtlara geçti.
Yaş ve aile öyküsü riski artırabiliyor
Prostat kanserinde yaşın en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Polat, birinci derece akrabalarında prostat kanseri bulunan erkeklerde ve bazı genetik özelliklere sahip kişilerde riskin daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle erkeklerin ailelerindeki hastalık öyküsünü bilmelerinin ve kişisel risk durumlarını hekimleriyle birlikte değerlendirmelerinin önem taşıdığını ifade etti.
2026 yılı itibarıyla Avrupa Üroloji Birliği yaklaşımında kişiselleştirilmiş ve risk temelli erken tanının ön plana çıktığını belirten Polat, ortalama risk grubundaki erkeklerde erken tanı görüşmelerinin 50 yaş civarında başlamasının önerildiğini kaydetti.
Aile öyküsü bulunan erkeklerde değerlendirmenin daha erken yaşlarda yapılabileceğini ifade eden Polat, BRCA2 gibi bazı genetik riskleri taşıyan kişilerde ise erken tanı sürecinin daha erken yaşlara çekilebildiğini aktardı.
“PSA yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmiyor”
Prostat kanserinin değerlendirilmesinde kullanılan PSA testine ilişkin de bilgi veren Polat, PSA değerinin yüksek çıkmasının tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmediğinin altını çizdi.
İyi huylu prostat büyümesi, prostat enfeksiyonu ve bazı farklı sağlık durumlarının da PSA seviyesinde yükselmeye neden olabileceğini belirten Polat, test sonucunun kişinin yaşı, aile öyküsü, klinik bulguları ve hekim değerlendirmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir
Erkeklerin yalnızca bir sağlık sorunu veya şikâyet ortaya çıktığında doktora başvurmaması gerektiğini vurgulayan Polat, prostat kanserinin erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebileceğini söyledi.
İdrar yapmada güçlük, idrar akışında zayıflama, gece sık idrara çıkma ile idrarda veya menide kan görülmesi gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda mutlaka hekime başvurulması gerektiğini belirten Polat, bu belirtilerin bulunmamasının da prostat kanseri olmadığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarına dikkat
Düzenli fiziksel aktivite yapılması, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, dengeli beslenme ve tütün ürünlerinden uzak durmanın genel sağlık açısından önemli olduğunu ifade eden Polat, bununla birlikte herhangi bir besinin, vitaminin veya yaşam tarzı değişikliğinin prostat kanserini kesin olarak önlediğinin söylenemeyeceğini belirtti.
“Kontrolü ertelemek önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olabilir”
Erkeklere sağlık kontrollerini ertelememeleri çağrısında bulunan Polat, “Özellikle erkeklerin sağlık kontrollerini ertelememeleri gerektiğini düşünüyorum. Sağlık konusunda çekinmek, utanmak veya ‘bir şeyim yok’ düşüncesiyle kontrolü ertelemek, erken tanı açısından önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olacaktır” ifadelerini kullandı.
Prostat kanserinde doğru yaklaşımın, kişinin kendi risklerini bilmesi ve kendisi için uygun erken tanı planını hekimiyle birlikte oluşturması olduğunu belirten Polat, Türk Kanser Derneği olarak prostat kanseri konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasını, erkeklerin doğru bilgiye ulaşmasını ve sağlık kontrollerini zamanında yaptırmasını önemsediklerini ifade etti.
Polat, erkeklere yönelik çağrısını şu sözlerle sürdürdü:
“Unutulmaması gereken en önemli nokta; prostat kanserinde erken tanının tedavi seçeneklerini ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilmesidir. Bu nedenle erkekleri risklerini öğrenmeye, sağlık kontrollerini ertelememeye ve prostat sağlığı konusunda hekimleriyle görüşmeye davet ediyorum.”




