Türkeş, meteorolojinin hayatın her alanı için kritik bir rol oynadığını hatırlatırken, artık somut adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.
Bu yılın teması olan “Bugünü Gözlemlemek, Yarını Korumak” ifadesinin önemine dikkat çeken Türkeş, hava, iklim ve su kaynaklı afetlerin dünya genelindeki büyük felaketlerin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturduğunu hatırlattı. Doğru tahminler ve erken uyarı sistemlerinin ise bu riskleri azaltmada hayati bir görev üstlendiğini ifade etti.
Meteoroloji alanında uluslararası iş birliğinin önemine de değinen Türkeş, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün bu alanda veri paylaşımı ve bilimsel gelişim açısından önemli bir rol üstlendiğini belirtti.
Ancak Türkeş’e göre artık sadece farkındalık oluşturmak yeterli değil. Küresel ölçekte kutlanan bu tür günlerin, gerçekçi ve uygulanabilir projelerle desteklenmesi gerektiğini savunan Türkeş, özellikle Türkiye için acil adımların şart olduğunu söyledi.
Bu kapsamda dikkat çeken bir öneri de paylaştı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü öncülüğünde, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla birlikte “Aşırı Hava ve İklim Afetlerine Dayanıklılık” başlıklı çevrimiçi yüksek lisans programlarının hayata geçirilebileceğini dile getirdi. Böyle bir programın; tarım, enerji, ulaşım, su yönetimi gibi iklimden doğrudan etkilenen sektörlerde çalışanlara ciddi katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Türkeş, son olarak şu düşünceyi paylaştı: Dünya Meteoroloji Günü, Su Günü ya da Ormanlar Günü gibi önemli tarihler, sadece sembolik etkinliklerle değil; çözüm üreten, yol gösteren ve harekete geçiren adımlarla anlam kazanmalı. Ona göre zaman, konuşmaktan çok uygulamaya geçme zamanı.