Türk siyaset tarihi “Yapacağım” diyenler ile “Yaptırmam” diyenlerin çekişmesi olarak geçmiştir. Her seferinde “Yapacağım” diyenler kazanmıştır.
Çanakkale’de ne zaman bir kamu yatırımı gündeme gelse, benzer itirazlar yükseliyor: “Yanlış yer”, “yanlış proje”, “yanlış zaman”… Bu itirazların bir kısmı artık adeta bir “İstemezük lobisi” refleksiyle dile getiriliyor.
Şimdi de yeni Hükümet Konağı ve kamu kampüsü üzerinden aynı tartışma sürüyor. Gerekçe yine trafik ve otopark sorunu.
Ama gerçek şu ki, bu şehirde trafik karmaşası ve park sıkıntısı yeni değil.
Son 10 yılda araç sayısı ciddi şekilde arttı. Bunu herkes görüyor. Peki aynı oranda otopark yapıldı mı? Hayır. Yaz aylarında nüfus artıyor, şehir daha da yoğunlaşıyor. Böyle bir tablo varken, henüz yapılmamış bir projeyi tüm sorunun kaynağı gibi göstermek ne kadar doğru?
Üstelik Karayolları’nın o bölgeden taşınmasıyla birlikte otopark sorununun ortadan kalkmadığı da görüldü. Bu da meselenin tek bir bina ya da kurumla ilgili olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Bu proje yokken de insanlar park yeri arıyordu. Cumhuriyet Meydanı’ndan İskele’ye, Çarşı’dan Kordon’a kadar yıllardır aynı sorun konuşuluyor. Yoğun saatlerde park yeri bulmak için tur atan sürücüler artık alışılmış bir manzara. O halde sormak gerekiyor: Bu sorunun sebebi gerçekten yapılmamış bir bina mı?
Bir de yapılaşma meselesi var. Şehir merkezinde yıllardır çok katlı binalar yükseliyor. Her yeni bina beraberinde yeni araçlar getiriyor. 20 dairelik bir apartmanın bile onlarca araca karşılık geldiğini düşünürsek, yükün nasıl arttığı ortada. Nüfus artıyor, araç sayısı artıyor ama yollar ve otopark alanları aynı kalıyor.
Zaten birçok kamu binası da aynı bölgede yer alıyor. Bu yoğunluk yeni değil, yıllardır var.
Buna rağmen bu durum çoğu zaman göz ardı ediliyor. Ama konu kamu yatırımı olunca herkes bir anda trafik uzmanı kesiliyor.
Oysa otopark üretmek ve ulaşımı planlamak yerel yönetimlerin temel sorumluluğu. Şehir büyüyorsa buna uygun çözümler de geliştirilmeli.
Yer altı otoparkları yapılabilir, katlı otoparklar artırılabilir, toplu taşıma güçlendirilebilir. Bunlar imkânsız değil, sadece planlama ve kararlılık gerektiriyor.
Kamu yatırımlarını durdurmak çözüm değil. Şehir gelişirken hem altyapı güçlendirilir hem de hizmet binaları yenilenir. Bunlar birbirine engel değil, birlikte yürütülmesi gereken süreçler.
Çanakkale’nin ihtiyacı yatırımlara karşı çıkmak değil; büyüyen şehrin ihtiyaçlarına akılcı çözümler üretmek.
Burada şu soru akla geliyor: Gerçekten trafik ve otopark mı düşünülüyor, yoksa bazı kesimler her kamu yatırımına alışkanlık gereği mi karşı çıkıyor?
Bir başka nokta da şu: Belediye binası yapılırken neden aynı hassasiyet gösterilmedi? O projenin de yoğunluk yaratacağı hiç mi düşünülmedi?
Çünkü yapılan eleştirilerin bir kısmı çözüm üretmekten çok taraf belirlemek gibi görünüyor. Yıllardır biriken sorunlar konuşulmazken, devletin yapacağı her yatırımın bu kadar sert eleştirilmesi düşündürücü.
Yatırıma karşı çıkmak kolay.
Zor olan, o yatırımın şehre ne katacağını konuşabilmek.
Artık aynı tartışmaları tekrar etmek yerine somut adımlara odaklanmak gerekiyor. Yerel yönetimler ulaşım ve otopark planlarını güncellemeli, ilgili kurumlar projeleri açık şekilde anlatmalı, vatandaş da sürece yapıcı katkı sunmalı. Şimdi karar zamanı: Ya aynı sorunları konuşmaya devam edeceğiz ya da çözümün parçası olacağız. Çanakkale’nin geleceği, bugün vereceğimiz bu karara bağlı.