ANTİK BUĞDAY: SİYEZ

Siyez ilk kez 9900 ila 10.600 yıl önce Güneydoğu Anadolu'da Karaca Dağı'nda yetiştirilmeye başlandı. Daha sonra “Bereketli Hilal” bölgesinin kuzey kısmından Kafkasya, Balkanlar ve Orta Avrupa'ya yayıldı. Balkan ülkeleri (İspanya, Almanya, İtalya, İsviçre, Fransa ve Fas), Kuzey Anadolu'nun yanı sıra bugün hala marjinal tarım alanlarında ekim yapılan yerlerdir. Şu anda Türkiye'nin kuzeybatısında yaygın olarak yetiştirilmektedir.

Siyez ( Triticum monococcum L. ssp. monococcum ) eski bir üründür. Poliploid buğdaylarla karşılaştırıldığında daha yüksek miktarda protein, çoklu doymamış yağ asitleri, fruktanlar ve tokoller, karotenoidler, fitosteroller gibi fitokimyasallar içerir.

Antik buğday çeşitlerinin ortak, açık ve kesin bir tanımı yoktur; ancak antik buğday türlerinin geçtiğimiz yüzyıl boyunca değişmediği ve en popüler antik buğday türleri olarak kılçıksız buğday, siyez, emmer ve horasan olduğu kabul ediliyor. Araştırmalar, eski buğdayların modern yaygın buğdaylardan daha değerli bir besin profiline sahip olduğunu ortaya çıkarıyor.

Antik buğdayın çoğunda, değirmende çıkarılması gereken bir kavuz bulunur ve bu da ona "kabuklu buğday" adını verir. Kabuklu buğday türleri, buğday tanelerini kaplayan kavuzlara (kabuklara) sahiptir; kavuzlar güçlü, sert ve dayanıklıdır. 

Çeşitli çalışmalar, tam tahıl tüketimi ile kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve bazı kanser türlerinin riskinin azalması arasında açık bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Tam tahılın faydalı özellikleri temel olarak mikro besin ve fitokimyasal içeriğine atfedilmektedir. Tahıllar fenolik asitler açısından en zengin gıdalar arasındadır. Ayrıca bazı tahıllar lutein ve zeaksantin açısından zengindir. Mikro besinler ve fitokimyasallar esas olarak tahılların dış katmanlarında yoğunlaşmıştır ve bu yüksek tam tahıl tüketimiyle ilişkili önleyici etkileri açıklayabilir.

Eski buğday çeşitlerinin, glikozu, insülini, lipitleri ve inflamatuar risk faktörlerini düşürmek de dahil olmak üzere birçok sağlık faydası vardır. Kalp-damar hastalıkları, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklar dünya çapında yaşam kalitesinin düşmesine ve ölüm oranlarının artmasına neden oluyor ve bu durum temel olarak yetersiz beslenmeyle bağlantılı. Bu nedenle araştırmacılar, insanların çoğunluğunun temel gıdası olan buğdayı incelediler ve insan çalışmalarından elde edilen klinik bulgular, eski buğday türlerinin anti-inflamatuar ve antioksidan kapasitesini kanıtlamış durumda. Bunun bir örneği, kan insülini, glikoz, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterolü ve damar hastalıklarının önlenmesi üzerinde olumlu etkiye sahip olan organik horasan buğday ürünleridir.

Antik buğday çeşitlerinin gıda ürünlerine dahil edilmesi, tüketicilere ek besinsel faydalar sunabilir. Bu nedenle sürdürülebilir ve sağlıklı gıda kaynağı olarak bu çeşitleri yetiştiren yerel çiftçilerin desteklenmesi önemlidir. Mevcut araştırmaların analizine dayanarak, eski buğdayların besinsel özelliklerinin haritalandırılmasında uygun analitik yöntemlerin kullanılmasının çok önemli olduğu sonucuna varılabilir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beslenme Notları- Diyetisyen Eda İrem Önder - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kaleninsesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kaleninsesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kaleninsesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kaleninsesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.