Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel’in Dalyan’da inşa ettiği villa ve kıyı kenar kanuna aykırı devasa istinat duvarı hakkında önceki gün yaptığımız yayında Geyikli Belediye Başkanı Mevlüt Oruçoğlu’na sorularımızı yönelterek; bu garabete nasıl göz yumduğunu sormuştuk. Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel’i korumak için adeta siyasi kariyerini riske atan Oruçoğlu, ilgili yerin imarı olduğunu ve Yüksel’in yaptığı yapıların kaçak olmadığını belgeleriyle anlatmak yerine sadece kuru bir konuşma yapmayı ve haberi yaptığımız için bize saldırmayı tercih etti.

TARTIŞMAYI BELGELER BİTİRECEK
Kamuoyunda dile getirilen iddiaların doğru ya da yanlış olduğuna ilişkin en sağlıklı değerlendirme, resmi belgelerin incelenmesiyle yapılabilir. Bu nedenle tartışmanın odağında artık iddialar değil, paylaşılacak belgeler bulunuyor. Başkan Oruçoğlu’nun “belediyemizin kapıları açık” açıklamasının ardından gözler, kamuoyunun merak ettiği teknik sorulara verilecek ayrıntılı yanıtlara çevrilmiş durumda. Çünkü şehircilik, imar ve kıyı mevzuatı gibi konularda kamuoyunu tatmin edecek en güçlü açıklama, yorum değil resmi belge olacaktır.

DOKUZ SORU, SIFIR MUHATTAP
Başkan Oruçoğlu’nun açıklaması kamuoyundaki tartışmalar açısından önemli olmakla birlikte, açıklamayla birlikte bazı teknik sorular da önemini koruyor.
Özellikle kamuoyunun merak ettiği şu hususların resmi belgelerle açıklığa kavuşturulması bekleniyor:
Parsel, Kıyı Kanunu kapsamında kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 50 metrelik bölüm içerisinde kalıyor mu? Kalıyorsa bu alanda hangi yapılaşmalara izin veriliyor? Parsel doğal sit, arkeolojik sit veya başka bir koruma statüsü içerisinde yer alıyor mu? Bu parsele bugüne kadar verilmiş yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, tadilat ruhsatı, güçlendirme ruhsatı veya benzeri izinler bulunuyor mu? Bulunuyorsa bunlar halen geçerli mi? Bölgedeki eski imar planlarının mahkeme kararlarıyla iptal edildiği yönündeki iddialar doğru mu? Doğruysa iptal sonrasında yeni planlar yürürlüğe girdi mi? Parsel için Yapı Kayıt Belgesi (imar barışı) düzenlendi mi? Düzenlendiyse bunun kapsamı nedir ve mevcut yapının hukuki durumuna etkisi nedir?

Özellikle, söz konusu taşınmaz için düzenlendiği belirtilen Yapı Kayıt Belgesi’nin (imar barışı) gerçeğe uygun beyanlarla alınıp alınmadığı ve mevcut yapı açısından hukuki durumunun ne olduğu açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
Zira Yapı Kayıt Belgesi, mevcut bir yapının belirli şartlar altında kullanılmasına ilişkin bir düzenleme niteliği taşıyor. Kamuoyunda tartışılan konu ise, bu belgenin kapsamı ve sonrasında taşınmazda gerçekleştirildiği öne sürülen işlemlerin bu kapsamla uyumlu olup olmadığına ilişkin sorular.

Bunun yanında, yaklaşık 20–30 yıl önce düzenlendiği belirtilen yapı ruhsatlarının, daha sonra bölgeye ilişkin imar planlarının mahkeme kararıyla iptal edilmiş olması halinde hukuki durumunun ne olduğu da kamuoyunun merak ettiği bir diğer konu. Bu ruhsatlar bugün de geçerli kabul edilmekte midir, yoksa sonraki planlama ve yargı süreçleri nedeniyle yeniden değerlendirilmeleri gerekmekte midir?
İmar barışından faydalanmak demek, yapının mevcut haliyle affedildiği anlamına gelir. Söz konusu yapı, imar barışından faydalandığı haliyle mi duruyor yoksa eklenti yapıldı mı?
Tüm bu soruların yanıtı, yapılacak hukuki değerlendirmeler ve paylaşılacak resmî belgelerle netlik kazanacaktır.
İlker Ülker




