SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

‘YAZMA İŞİ GÖNÜL İŞİ’ (18.06.2021)

Çanakkaleli araştırmacı yazar Ahmet Kaşıkçı yazım hayatında çocukluk deneyimlerinin açtığı yolda devam ediyor. Kaşıkçı, yazım hayatına annesi ve anneannesinin büyük katkısı olduğunu ve eşinin büyük destek verdiğini kaydederek, “Okul gazetesinde yazdığım yazıları öğretmenler okurlar ve taktir ederlerdi. O zaman ilk şiirlerimi yazmaya başlamıştım” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 18.06.2021 10:05
https://www.kaleninsesi.com
kapak resmi

Çanakkaleli araştırmacı yazar Ahmet Kaşıkçı, geçtiğimiz günlerde ‘Rumeli Fatihi, Şehzade Süleyman’ isimli son kitabını yayınladı. 1964 yılında Gelibolu’da doğan Kaşıkçı, öğretmenlikten okul müdürlüğüne, Çanakkale Olay TV Genel Müdürlüğünden Çanakkale Turizm Tanıtma Derneğine bir çok alanda bir çok alanda görev yaptı.

Yazım hayatına Gelibolu Sanat Enstitüsü’nde çıkarılan okul gazetesiyle başlayan Ahmet Kaşıkçı, 24’üncü kitabı için ilk fikirlerini de Kaleninsesi Gazetesi ile paylaştı. Bir Varmış, Birileri Daha Varmış’ kitabında da anneannesinin anılarını okuyucu ile paylaştığını belirterek, “Hem Gelibolu'nun tarihi hem de savaş döneminde orada yaşayan halkın bir nevi anatomisidir” diye söyledi.

“KİTAP YAZABİLMEK İÇİN TEMEL OLMALI”

Yazım hayatına nasıl adım attığını sorduğumuz Ahmet Kaşıkçı, “Bu kadar kitap yazabilmenin temeli olmalı. Geliboluluyum. Gelibolu'da doğdum. Dört duvar kitap arasında doğdum. Annemi Azize Kalfa diye anlatırlardı. Çocukken kalfanın ne olduğunu bilmezdik. Sonradan anladık. Anneanneme de Fatma Molla derlermiş. O zaman öğretmenlere verilen sıfat bu. Anneannem o bölgenin öğretmeni” sözlerine yer verdi.

“GELİBOLU İSMİ GEÇEN KAYNAKLARI NOT EDERDİM”

Anneannesinin Gelibolu Bölgesinde tanındığı ve mahalle için çalıştığını kaydeden Kaşıkçı, “Bütün çevresindeki kişilere yardım etmek için her türlü çabayı harcardı. O bölgenin o mahallenin  her şeyini bilirdi. Selçuklu İmparatorluğunu anlatan bir dizidede ‘hace’ diye bir kelime geçer. Her şeyi bilen anlamına gelir. Anneanne öyle bir insandı” dedi.

“Ben hep onların etkisiyle yetiştim. Hangi kaynakta Gelibolu ismi bulursam not ederdim. Ve çok soru sorardım. Anneannem bilhassa cuma günleri bütün mahallenin çocuklarını, gençlerini, yaşlılarını toplardı. Bilhassa çocukların geleceğine hitap etmek için toplardı” diye ifade eden Kaşıkçı, “Onlara tarihi olayları bir masal gibi anlatırdı. ‘Bir Varmış, Birileri Daha Varmış’ kitabı onun anıları aktarır. Hem Gelibolu'nun tarihi hem de savaş döneminde orada yaşayan halkın bir nevi anatomisidir” diye söyledi.

“EŞİM ÇOK BÜYÜK DESTEK VERDİ”

Kendisini anneannesi ve annesinin yetiştirdiğini vurgulayan Kaşıkçı, “Eşimde 4 sene evvel kaybettim. O da çok büyük destek verdi yazmam için. Yazacağım zaman yazma odam da bütün kitapları yayarım. Odaya kimse girmez. Hangi kitaptan hangi bölümleri kurgulayabileceğimi o kurgu ile anlarım. Son yazdığım Gazi Süleyman Paşanın kurgusu için evde 13 ayrı Osmanlı tarihi vardı. Hepsi 1300'lü yıllara ait. Kitapların ilgili bölümlerini açtım ve kaybetmemek için de açık bıraktım. Sergi gibi. Bir an önce kontrol edebilmek için” dedi.

“PLANLI ÇALIŞACAKSIN”

“Yazma işi biraz daha gönül işi. Gayretli olacaksın. Sebahat edeceksin. Planlı çalışacaksın. 'Hadi bugün çalışmayı vereyim' çok önemli sebepler hariç bu plan uygulanmalı” sözlerine yer veren yazar Kaşıkçı günlük yaşamında da belli bir rutin içinde yaşadığını ve buna her zaman uyduğunu belirtti.

“YAZILARIMI ÖĞRETMENLER TAKTİR EDERLERDİ”

Öğretmen olduğu zaman müzikle çocukların ilgilisini çekebildiğini kaydeden Kaşıkçı, “Gelibolu Sanat Okulu Mezunuyum zaten. O bilgileri kullanarak Gelibolu Sanat Enstitüsünde ilk defa okul gazetesi çıkarttım. Bilhassa Türkçe ve edebiyat öğretmenleri ilgililerdi.

O dönemlerde  disiplin daha fazlaydı. Dışarı çıkma yasağı vardı. Öğrenciler dışarda görüldüğünde ertesi gün yazılır, idareye gönderilir,sorguya çekilirdi. Benim o açıdan özgürlüğüm vardı. Gazete çıkardığım için olayları takip etmek gerektiğini ifade ederdim. Bu da beni o dönem biraz şımartmıştı. Yazdığım yazıları öğretmenler okurlar ve taktir ederlerdi. O zaman ilk şiirlerimi yazmayabaşlamıştım” sözlerine yer verdi.

Gelibolu’nun kurtuluş yıl dönümlerinde düzenlenen şiir okumalardan etkilendiğini ifade eden Kaşıkçı, “23 Nisan şiirleri 29 Ekim şiirleri yazarak idareye verirdim. Onlarda idareye kuturlardı. Onlarda öğrencilere okuturlardı” dedi.

“OKULA GİTMEDEN ANNEMDEN ÖĞRENMEYE BAŞLADIM”

“Sınıf öğretmenin annemin mahalleden arkadaşıydı. Annemde hem eski yazıyı hem de yeni yazıyı biliyordu. Öğretmenlik için başvuracaktı ama evli olduğu içi eşinin izin vermesi gerekiyordu. Babam, 'Arkadaşın öğretmen oldu ama o bekar. Sen ona yardımcı olursun zaten' diyerek bir nevi engellemiş oldu. Ama annem bana evde öğretirdi. Bana okula gitmeden kıtaları öğretmişti mesela. Demekki o zamandan beri bilgileri yüklemişim” diye belirten Kaşıkçı, “Bulamadığımız konular hakkında şiirler yazdık. 1982'de Öğretmenler Günü kutlanmaya başlandı. Öğretmenler gününde şiir yarışması açılmıştı. O şiirleri de kitaplaştırdım. İlk kitabım olan, 'Bir Öğretmenim Var' ı yayınladım. 60-70 sayfalık bir kitap oluştu. İnsanın ilk eseri olunca sanki dağları bir biz yaratmışız gibi oluyor” dedi.

“RUHUMUZ OKŞANDI”

İlk kitabı olan 'Bir Öğretmenim Var' adlı eserinin baskılarını Milli Eğitim bakanlığı tarafından okullara dağıtıldığını kaydeden Kaşıkçı, “Bir kaç baskı yapılı. Okullara dağıtılması da bizim ruhumuzu okşamış oldu. Atalarımız ne der, 'Marifet iltifata tabidir' Marifet nedir? Bir alkıştır, bir takdirdir. Bir teşekkürdür. Ya da maddi bir karşılıktır. Sanatta öyle. Gitar çalarsın, alkış alırsın. Bu senin ruhunuokşar. Hepimizin buna ihtiyacı var. İlkokul öğretmenleri neden daha sevecen davranırlar? Öğrencilerinin sanata yatkın yönlerini bulabilmek ve onları değerlendirebilmek için. İlkokul öğretmenimizi bu nedenle unutmayız. O bir anne gibi, baba gibidir. Bizi hayata hazırlar” ifadelerine yer verdi.

“İSTEĞİNİ ORTAYA ÇIKARMAYA ÇALIŞ”

Gençlere girişimde bulunmalarını öğütleyen yazar ve emekli öğretmen Ahmet Kaşıkçı, “

Belki önceleri hoş karşılanmayabilir. Büyüklerin hoş karşılamayabilir. Kendi istekleri olabilir. Seni oraya doğru yönlendirmek isteyeceklerdir. Ama sen kendi içinde olan isteği ortaya çıkarmaya çalış” dedi.

“İLK ESER, İNSANIN EN KIYMETLİ ESERİ OLUYOR”

“İlk eseri, insanın en kıymetli eseri oluyor. İlk eserim olan ‘Bir Öğretmenim Var’ isimli kitabımın içinde 20-25 şiir var. Zaten bir süre içinde ilk eserdeki şiirler de ezberleniyor. Ondan sonra yazacaklarım o kitap yanında minicik kalıyor. Haliyle en son yazdığımız en güzel oluyor. En son yazdığım ise 'Şehzade Süleyman' isimli eserimde de her zaman anlatmak istediğim Gelibolu'nun tarihini işledim. Bu pandemi buna neden oldu. Yeniden Gazi Süleyman Paşa'nın kabrini Bolayır’da ziyaret ettim. Kaynakları da araştırmaya başlayınca ilk aklıma takılan nokta, 3 mezar vardı yan yana. Birinde kendisi, diğerin de atı bir diğerinde ise lala diye yazar. Fakat Lalası incelediğim 13 tane Osmanlı Tarihini konu eden kitap içinde ne ismi geçiyor ne cismi geçiyor. Şehzade Murat'ın babası hem tarihte geçiyor hem savaşlarda geçiyor” sözlerine yer verdi.

Damla YELTEKİN

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar