SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

BU PERDE KAPANMAYACAK (13.04.2021)

Troya Müzesi emin adımlarla geleceğe yürüyor. Troya’nın katmanlarında bulunan 10 ayrı antik kentin tanıtılması ve yurt dışına kaçırılmış eserlerin geri getirilmesini amaçlayan Troya Müzesi, Troya markası için son sürat çalışıyor. Müze Müdür Rıdvan Gölcük, “Biz bu güzel işleri kendimizi tanıtmak için ve Troya’nın marka kimliğini kuvvetlendirmek için bir şans olarak görüyoruz” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 13.04.2021 09:53
https://www.kaleninsesi.com
kapak resmi

Troya Müzesi, kapılarını ziyaretçilere açtığı 2018 Troya Yılı’ndan itibaren dünyanın adından söz ettiği bir müze olma özelliğini koruyor. Uluslararası basında da sıklıkla yer alan ve Time Dergisinin 2019 yılında yayınlanan ‘Dünyada Görülmesi gereken 100 Yer’ listesinde yer alan Troya Müzesi, pandemi sürecinde de tarih, sanat tarihi ve arkeoloji severlerin ilgi odağı olmaya devam etti. 1 milyonu geçkin sanal izleyiciye kapılarını açan Müze, 2021 Şubat ayı itibari ile de Konservasyon ve restorasyon çalışmalarını her hafta Çarşamba günü 11.00-16.00 saatleri arasında laboratuvarlarını ‘Perdeleri Açıyoruz’ projesiyle izleyicilerle buluşturdu. Troya markasının daha güçlü olması için mücadele ettiklerini kaydeden 2. Troas Sempozyumu webinarında konuşan Troya Müze Müdürü Rıdvan Gölcük , “Troya Müzesi bizim için oldukça önemli. Troya Müzesi’ni tanıtmak konusunda büyük bir gayret sarf ediyoruz. Görünür olmak konusunda kuvvetli bir arzumuz ve isteğimiz var” dedi.

“RESTORASYON VE KONSERVASYON İLKELERİ VAR”

Gölcük, “Restoratör bir müzeye bağımlı ya da bağımsız olarak kültürel mirasın korunmasında eserin teknik bakım ve onarımını gerçekleştiren kişidir.  Konservatör ve Restoratör Örgütleri Avrupa Konfederasyonu bazı ilkeler koymuş. Konservatörlerin, eserin tarihsel değerine, estetiğine, manevi önemine ve fiziksel yapısına saygı duyarak hareket etmelidir. Çalışmalarında esere, çevreye zararsız maddeler kullanmalıdır. Geri dönülebilir müdahaleler yapılmalıdır.

“2012 KIRILMA NOKTASI”

Türkiye’de ilk restorasyon ve Konservasyon çalışmalarına dair bilgi veren Gölcük, “İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde laboratuvar konuşuluyor ve Topkapı Sarayı’na ait Fodla Fırını ve Mescidi olarak kullanılan alanda kimyahane olarak isimlendirilen bir laboratuvar kuruluyor. Anlattıklarım Kültür ve Turizm Bakanlığı ölçekli. İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez Laboratuvarı ise 1984 yılında eski Darphane Binası’nda kuruluyor. 1984 tarihinden sonra en büyük kırılma noktası ise 2012 yılı. O tarihe kadar İstanbul tüm Türkiye’ye yetişme konusunda gayret gösteriyor. Ve 2021’de 9 yeni laboratuvar daha açılıyor.  Bu 10 laboratuvar müzelerdeki tüm eserlerle ilgilenmeye çalışıyor. Ve bizim gibi az sayıdaki müzenin ise kendi laboratuvarları var. Burada 4 arkadaşımızda burada bu konuda kendi bölgemizdeki ve kendi müzemizdeki eserlere katkı vermeye çalışıyoruz” dedi.

ZİYARETÇİLERİMİZ İÇİN YENİLİK YAPTIK

‘Perdeler Açılıyor’ projesi kapsamında her hafta Çarşamba günleri 11.00-16.00 arasında yan yana bulunan 3 laboratuvarın perdelerini açarak izleyici ile buluştuklarını kaydeden Gölcük, “İzleyiciler çok yakından izleyebiliyorlar. Laboratuvarlarda beyaz bir tahta üzerinde işlem yapılan eserin adı, nereden geldiği, yapılan uygulamalar gibi detaylar yer alıyor. Müze uzmanları eşliğinde yapılan ziyaretlerde cam önünde bulunan uzmanımıziçerdeki işlemi tarif ediyor. Dünyada açık Konservasyon uygulamaları var. British Museumda var bu uygulamalar. Biz ziyaretçi ile ekstra bir etkileşim için bir uzman arkadaşlarımızı aracı yaptık. Bu konuda bir yeniliği var. Hem izleyebiliyorlar hem de merak ettikleri soruları sorabiliyorlar. Bizim 4 restoratör arkadaşımız var ama mesela tekstil uzmanı olan arkadaşımız yok. Ya da uzmanlık alanı olup, laboratuvarlarımızın imkanlarının her esere hizmet edemediği durumlar oluyor. Troya Müzesi Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarlarının ana amacı önleyici koruma. En ana meselemiz restorasyon konusunda eserin sağlık durumunu stabil tutabilmek” ifadelerine yer verdi.

“ÖNCELİĞİMİZ ÖNLEYİCİ KORUMA”

“Müdahale konusunda mutlaka bağlı bulunduğumuz bölge müdürlüğü ile işbirliği yapmayı tercih ediyoruz. Çünkü kendi laboratuvarlarımızda yaptığımız çalışmaları 3 ayda bir bölge laboratuvarları ile paylaşıyoruz. Onların periyodik zamanları var. Periyodik bakım zamanlarında onları misafir ediyoruz” diye belirten Gölcük, özel durumlara dair, “Özel bir esere özel bir müdahale gerekiyorsa tüm bu sürece bakmaksızın iletişime geçip onlardan destek istiyoruz. Onların desteği bu konuda çok önemli. Dolayısı ile önce yapmamız gereken şey önleyici koruma. Buna odaklanıyoruz” dedi.

“NEM METAL ESERLERİ ETKİLİYOR”

Eserlerin bozulma hızını ve oranını yavaşlatmak, bozulmaya neden olan faktörlerin giderilmesi için çalışmalar yaptıklarını kaydeden Gölcük, “Çanakkale bulunduğu konum itibari ile denize çok yakın. Dolayısı ile yaşadığımız bölgede çok kuvvetli bir nem sorunu var. En yakından izlenmesi gereken en çok dikkat edilmesi gereken eserlerimiz metal eserlerimiz oluyor. Birinci önceliğimiz de ziyaretçiye her zaman maruz kalan, onlarla aynı atmosferi paylaşanteşhirdeki eserlerimizi çok yakından izliyoruz. Onların Konservasyonu önceliklerimiz arasında” sözlerine yer verdi.Troya Müzesi’nde  çocukların kandil fotoğraflarını birleştirmek için oluşturulan bir alan olduğunu belirten Gölcük, “Çünkü Konservasyon işine bu noktada bakmamızın temel sebeplerinden biri de eğitim konusunda da bu alanı kullanmak istiyoruz. Eminim ki çocuklar yetişkin olduklarında da kültür varlığı ve tarihe bakışları konusunda son derece aydın insanlar olacaklar. Bu uygulamamıza basın oldukça ilgi gösterecek” dedi.

“PROJENİN SONLANMA TARİHİ YOK”

Basının sıklıkla ‘Perdeler Açılıyor’ projesinin ‘ilk mi’ olduğunu sorduğunu ifade eden Gölcük, “Aslında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde restorasyonu süren bir lahidin etrafına bir perde yapıldı ve cam ekranın ardından izleyiciler bunu izleyebiliyor. İstanbul’daki örnek bizden önce fakat ordaki uygulama bittiğinde kalkmış olacak. Bizim başlattığımız bu projenin bir sonlanma tarihi yok. İnşallah bu müze, bizler var oldukça bu uygulama sürecek. Şimdilik uygulama her hafta Çarşamba günleri sürüyor. Sezonda daha yoğun ziyaretçi aldığımız dönemlerde, uygulama haftanın 5 günü günde birer saat ve ikişer kez yapılacak. Ziyaretçilerimiz hep açık olmasını talep ediyorlar ama bunu doğru bulmuyoruz. O mekanlar arkadaşlarımızın çalışma alanları ve mekanın mahremiyeti olmalı. Onlarca gözün altında bu işi yapmaya çalışmak kolay değil. Uygulama günleri çıkardığımız eserler Konservasyon ihtiyaç duyan ve oldukça az müdahaleye ihtiyaç duyan eserleri seçiyoruz. Çünkü işin bir kısmında da gösteri boyutu var” diye belirtti.

“FARKI BİR MÜZE DENEYİMİ YAŞATMAK İSTİYORUZ”

“Hedefimiz, ziyaretçi kapımızın içinden girdiği andan itibaren, deneyimini her anlamda zenginleştirmek istiyoruz. Ziyaretçinin biletini aldıktan sonra son kapıdan çıkıp gitmesini, vitrinlerin önünden kayıp gitmesini istemiyoruz. Müzenin içinde onların müze deneyimini arttıracak, Troya Müzesi’nden bambaşka bir tecrübe ile ayrılmalarını, bambaşka anılarla ayrılmalarını istiyoruz” sözlerine yer veren Gölcük,Ve bunu bir eğitim aracı olarak kullanmak istiyoruz. Sizin arazi de, bir kumsal da tarihi eser parçaları olacak. ‘Onlar hangi zahmetlerle, hangi yollarla, hangi ellerden işlemlerden geçip, korunmaya çalışıyorlar’ bunun birebir tanığı olmalarını istiyoruz. Eğitimin en büyük kısmı bunu göstermektir. Yaptığımız işe güveniyoruz,  u işi sizinle paylaşıyoruz” diye ekledi.

“BİR ŞANS OLARAK GÖRÜYORUZ”

“Troya Müzesi bizim için oldukça önemli. Troya Müzesi’ni tanıtmak konusunda büyük bir gayret sarfediyoruz. Bunun için özel ayrılmış bir bütçemiz yok. Bu bütçesizlik bizi iyi bir şeye itiyor. Görünür olmak konusunda kuvvetli bir arzumuz ve isteğimiz var. İçerik, proje üreterek buna ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu sebeple de bir proje için başlangıç fikrini aldığımızda mutlaka arkadan gelecek olan proje masa da oluyor” sözlerine yer veren Gölcük, “Biz bu güzel işleri kendimizi tanıtmak için ve Troya’nın marka kimliğini kuvvetlendirmek için bir şans olarak görüyoruz. Basında da çıktı arkadaşlarımız ve onlar Troya’nın Melekleri olarak anıldılar. Pırıl pırıl 4 arkadaşımız, kadın eline kadın dikkatine çok güveniyoruz. İyi ki varlar. Onların sayesinde bu proje koşar adımlarla yoluna devam ediyor” dedi.

Damla YELTEKİN

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar