Körfez’in Soğuk Sularında Kalan Çocuklar

Sevgili okurlar, Bugün sizlerle günün anlam ve önemine dair, geçmişten ders çıkarabileceğimiz tarih sayfalarını aldığım hüzünlü bir hatırlatmayı paylaşmak istedim.

Yıllar önce yaşanan, geride derin acılar bırakan bir faciada hayatını kaybeden canları rahmetle anmak; o günleri yaşayanların üzüntüsünü ve bugün hâlâ hissedilen sızıyı birlikte paylaşmak istedim.

68 yıl önceydi…

Bir cumartesi günüydü.

1 Mart 1958’de, Üsküdar Vapuru İzmit İskelesi’nden Gölcük seferini yapmak üzere hareket etti. İçinde yaklaşık 400 yolcu vardı. Büyük çoğunluğu öğrenciydi. O yıllarda İzmit dışında lise yoktu. Gölcük’ten, Karamürsel’den ve çevredeki sahil yerleşimlerinden gençler; İzmit Lisesi ve İzmit Sanat Okulu’na gitmek için her hafta bu vapura biniyordu.

Cumartesi günü yarım gün okul vardı. Saat 12.30 civarında vapur doldu.

Üsküdar, 31 yıllık, eski bir gemiydi. Yolcu kapasitesi 344 olmasına rağmen daha fazla yolcu alınmıştı. Hava bozmaya başlamıştı. İskeleye bağlı gemiler rüzgârla savruluyor, halatlar zorlanıyordu.

İşte tam bu sırada kaptan bir karar verdi.

52 yaşındaki deneyimli kaptan Mehmet Aşçı, yolcu dolu bir vapurun iskelede kalmasının daha tehlikeli olacağını düşündü. Yapılan “hareket etmeyin” uyarılarına rağmen, tarifeli saatinden üç dakika önce seferi başlattı.

Ama Körfez o gün karar dinlemedi.

Vapur, hareketinden yalnızca birkaç dakika sonra Derince açıklarında fırtınaya yakalandı. Rüzgâr şiddetlendi, dalgalar gemiye çarpmaya başladı. Kaptan kıyıya yönelmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Dev dalgalar, kaptan köşkünü yerinden kopardı. Kaptan ve yardımcısı denize savruldu.

Kumandasız kalan vapurun camları kırıldı, su hızla içeri doldu.

Üsküdar Vapuru, hareketinden 26 dakika sonra yan yattı ve battı.

Körfez’in sularında çocuklar vardı.

Okul çantaları vardı.

Hayaller vardı.

Ama zaman yoktu.

Donanma gemileri ve bir denizaltı kurtarma çalışmalarına katıldı. Yine de yalnızca 40 kişi kurtarılabildi. Resmî kayıtlara göre 387 can hayatını kaybetti. Kimi boğularak, kimi soğukta donarak…

Bu ülkenin en büyük sivil deniz faciasının ardından hiç kimse ceza almadı.

O gün sadece bir vapur batmadı; umutlar, hayaller, gençlik battı.

Bugün Üsküdar Vapuru denince, sadece bir gemi hatırlanmıyor.

Bir dönemin ihmali, bir kararın bedeli ve Körfez’de yarım kalan genç hayatlar hatırlanıyor.

Bugün geldiğimiz noktada teknoloji çok daha hızlı, imkânlar çok daha modern. Denetimler, sistemler ve güvenlik önlemleri geçmişe kıyasla çok daha ileri bir seviyede. Bu nedenle, bu tür kazaların önüne büyük ölçüde geçildiğine ve geçileceğine inanmak istiyorum.

Keşke böyle bir kaza hiç yaşanmasaydı.

Keşke bu satırları yazmak zorunda kalmasaydım.

Hayatını kaybeden tüm canlara Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.