Şöyle bir gerçek var bir çok insan kaybetmeden hiçbir şeyin değerini bilmiyor. Hayatımızın içinde her daim daha fazlasını istiyoruz. İsteklerimiz bazen sınır tanımıyor. Mutlu olmak adına kendimize bir hedef koyuyoruz ve o hedefe ulaştığımız zaman ise onun mutuluğunu tam anlamı ile yaşamak yerine hemen bir sonraki hedefe odaklanıyoruz. Hep daha fazlasını istiyoruz ve elde ettikçe daha fazlasını…
Endişe bizi sıkıştırıyor ve aslında bizim düşüncelerimizin ötesindeki güzelliklerin hayatımıza girmesine engel oluyor. Çünkü endişe ettiğimiz her an, kendimizi yokluk bilincine sokup, kara deliğin elimizdekileri de çekmesine izin veriyoruz. Oysa elimizde olanlara elimizdeyken değer versek ve şükür etmeyi biraz bilsek bunu bilincine ulaşmış olacağız. Devamlı bir beklenti, istek içinde olduğumuzdan aslında yaşamın bize vermek istediklerini alamıyoruz. Alamadıkça isyan ediyoruz ve var olanlarıda kaybediyoruz ve sonunda keşke kaybetmeseydim keşke kıymetini benimken bilseydim diyoruz. Bazen içinde olduğunuzda size değersiz gelen ev, araba, evlilik, aile, anne, baba, arkadaş çevresi, sosyal hayat ve iş hayatının gerçek değerini içinden çıktıktan sonra anlayabiliyorsunuz. İnsanlar bir mutsuzluk, şikayet etme durumu ve hoşnutsuzluk içinde ilerlerken bir sağlık problemi yaşadıkları ve ölümle yüzyüze geldiklerinde yaşamlarının değerini çok daha iyi anlayabiliyorlar. Geç olmadan hayatınızda ki her varlığın kıymetini bilmek çok önemli. Üzülmemek ve gerçekten mutlu olabilmek için hayatınızdakilere şükran duyun ve onları sevin.