Fetullahçı Terör Örgütü FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu için açığa alınmıştı. KHK listesinde görevi; Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni .Bir kardeşinin de bir başka kurumda olduğu söyleniyor.
Kamu görevi sonlandırılan bir başka isim ise Nüfus Müdürlüğünde…Bir de öğretmen yer alıyor. Merkez, Bayramiç ve Ezine’den de bazı derneklerin faaliyetlerine son verildiği yazıyor listede.
Ayıklama, devlet kurumlarını FETÖ yapılanmasında arındırma devam ediyor.
KEPEZ’DE KİM KAZANDI?
Kepez Belediyesine ait olduğu iddia edilen kasadaki 5 milyondan dün uzun uzadıya söz etmiştim. Bir banka değil 2 ayrı bankanın hesabındaymış para. Bu birincisi. İkincisi de rakam 5 milyonun altındamış.
Üçüncüsü ve en önemlisi; hastane yolunun maliyet bedeli.
CHP’li Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan galiba damardan girmiş. Hekimdir kendisi. Enjeksiyon kullanımı en iyi o bilir, sonuçta tıp eğitimi alan biri ve iğneyi de hemen her gün kullanır, damarı kolay bulur.
Neyse oralara girmeyelim.
Şüphelerim olduğunu, yol hikayesini gündemde tutarak bir yere varmak istediğini dünkü yazımda açık seçik belirtmiştim. Mutan dünkü yazımın üzerine telefonla aradı. Lehte, aleyhte yazdıklarıma teşekkür etti , Ankara ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra ilk beni aramanın nedenini anlattı.
Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ile görüşmüş. “Ak Parti binasının açılışında söylediği bir sözü beni açıkçası kaygılandırdı. ‘Yolu da ben yapacaksam kalk koltuktan ben gelip yapayım’ demesi bana önümüzdeki seçimlerde ciddi bir rakibim olacağını gösterdi. Şahsen sayın Turan’ı bakan, başbakan yardımcısı gibi yerlerde görmeyi hayal ederken Kepez Belediye başkanlığına talip olması ürküttü. Eh o zaman rakibimden uzak kalmayayım diyerek aradım kendisini. Kasadaki parayı anlattım. Tüm paraları kahvaltıda yersem çoluk çocuk akşama, yarına yiyecek yemek bulamaz mantığından hareketle dedim ki; parayı bulacağınızı söylemişsiniz. Diğer taraflarını okuyamadım. Hadi gel parayı birlikte bulalım.’ Allah razı olsun kabul etti. Ne kadar maliyeti olduğunu sordu. 3-3.5 milyon dedim ama biz onu 5’e çıkartırız. Önümüzdeki hafta Ankara’ya gidiyorum” diyerek aralarında geçen telefon konuşmasını anlattı Mutan.
Ne kadarı doğru, abartı var mı yok mu, gerçekten sulh sağlandı mı ? Tek taraflı bilgi olduğu için bu konu ile ilgili ancak Mutan’ın söyledikleriyle yetinmek durumundayım, malum grup toplantıları gibi dün Ankara’nın gündemi yoğundu, sayın Turan’a ulaşıp bilgiyi teyit ettiremedim.
Sevindirici olan, yol tartışmaları bitti, bitiyor gibi…
Mutan ‘açılışı 1.5 yıl daha bekleyiversin canım’ deme nedeninin altında yatan amaçtan yola çıkarak siyasette muhalefet de olsan benzer sataşmalar bazen olumlu sonuçlar veriyormuş, bunu da gördük.
Yaşanan gerilimin kaybeden tarafı yok. Kazanan Çanakkale.
Buradan bakarsak başım üstüne…
Çanakkale merkez ilçe bunu beceremiyor.
Başka bir günün makale konusu olsun diyerek burada noktalıyorum tartışmaları.
SÖYLENECEK ÇOK SÖZ VAR
TBMM’de başlayan tartışmalı tasarı, önce Cumhurbaşkanı sonra da Başbakanın açıklamasıyla birlikte komisyona geri çekildi ancak; Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme ve Kadın Danışma Merkezi (ELDER) ile birlikte CHP’lilerin de destek verdiği protestolar Çanakkale’de öyle bir noktaya taşındı ki, bu defa alana inenler, mevcut yasanın mağduru, tasarının kanunlaşmasını isteyenlerdi.
Kamuoyunda protestocuların teklifi destekleyenlerle ilgili ‘tecavüzcü’ nitelendirmesini büyük bir haksızlık, ağır iftira olarak dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım ama galiba en somut cevabı İskele Meydanında kadın ve çocukların ortaya koyduğu tepkiydi.
Eşlerinin kendilerine hiçbir şekilde tecavüz etmediğini, kendi rızaları ile erken yaşta evlendiklerini belirten o insanların, yanlarında getirdikleri evlilik cüzdanlarını çıkarıp objektiflere göstermesi, daha da önemlisi, kendileri de tecavüze karşı olduklarını haykırmasını kadın emeği savunucuları ve CHP’li hanımlar niye görmezden geldi, iyi tahlil etmek lazım. Başbakanın sözlerini tam da bu noktada değerlendirmek lazım.
Ne dedi Başbakan Binali Yıldırım? Kısa ve net “Kanun teklifi verdik birden kıyamet koptu. Neymiş efendim tecavüzcüye af geliyormuş. Böyle bir şey yok. Muhalefet partilerine uzlaşma çağırısı yaptık, dedik teklifiniz varsa getirin. Ne yazık ki bu çağrımız gerektiği gibi kabul görmediği gibi, bunu siyasi bir rant olarak kullanmayı tercih ettiler. Toplumda da kısmen kafa karışıklığı yaratmayı sağladılar.”
Bu noktada evet, Çanakkale’deki protestolarda kafa karışıklığı yaratmaya çalışıldı.
Tasarı ile simgeleşen Bigalı E.B’ni örnek gösterdim. Gidin onunla bir konuşun dedim. At gözlüğü ile tek taraflı bakmanın sakıncalarına anlatmaya çalıştım. Galiba bu konuda en somut yanıt; sayıları 20 ila 25 arasında olan yasa mağduru bir grup kadından geldi.
Protestocular görebildi mi? Okuyabildi mi o insanların nasıl bir çaresizlik içinde olduğunu? Mağduriyet ancak yaşayan bilir. Toplum mühendisliği ile kafa karışıklığı politikası tıpkı Alaeddin’in Lambası gibidir.
Tasarı komisyona çekildi. Hadi götürün tekliflerinizi.
Bigalı E.B, İskele Meydanına çıkan 20kadının genel taleplerini de yanınıza ayıp gitmenizde fayda var.
Eğer kürk mantolu, maskeli balo müdavimleri gibi teklifle giderseniz 3800 insan sizi bu defa alanlara dahi çıkarmaz.
Hele raflarda üzeri bir karış toz kaplamış anı (!) defterleri…
Açılıp okunmayı bekliyor…