Cuma Pazar alanında bulunan Zabıta Müdürlüğüne ait kontrol noktası öyle yada böyle bir şekilde yenileme amaçlı kapsamında yıkıldı, yıkılan alanda yeniden inşa edilen binanın inşaatı neredeyse 1 yılda bitirilerek iç düzenlemeleri tamamlanarak hizmetine sunuldu.
63 metrekare olduğu söyleyen tuvalet ise daha tamamlanmamış.
Eh bir yıl da onun için bekleriz.
Yavaş olsun emin olunsun..
Hayırlı pazartesiler..
KENT KONSEYİ SEÇİMLERİ
Kent Konseyi seçimlerine şimdiden şaibe karıştı mı desek, demokrasi dersine ihtiyacımız mı var deyip sineye mi çeksek. Kent Konseyinin etkisi ne, hadi canım. Gerçekte ‘hadi canım mı?’ 1.5 milyon bütçeyi yönetme belki ‘aşsız taşım, dertsiz başım’ gibi düşünceden kaynaklı olsa gerek önceki seçime kadar yerelde siyasi gücü elinde bulundurmanın ötesinde bir anlam taşımıyordu.
En azından ben öyle sanıyordum. Dudak uçuklatan 1.5 milyon bütçe yönetme demek baş döndürüyor. Dile kolay 1.5 milyon TL. Mahalle muhtarlarının toplam işlem hacminin çok, çok üzerinde.
Başka yönetsel bütçelerle kıyaslamak lazım ama bunu da ‘ekonomistlere bırakalım’ deyip gelelim asıl mevzuya. 1.5 milyonun patronu olma nasıl bir şey ucundan şöyle bir dokunalım.
“Yapılacak olan Kent Konseyi seçimlerine davetlisiniz ancaaak.” Hadi bakalım.
“Genel kurul toplantılarımıza iki kez üst üste katılmadığınız için oy kullanamayacaksınız.”
Oy kullandırmayacaksan niye davet edersin, davet ediyorsan salonunun süs bitkisi miyim? Yok olmadı bal kabağı daha iyi..
İki kez genel kurul toplantısına katılma kuralı geçen seçim döneminde uygulandı mı? Hatırlamıyorum. En azından gönderilen davetlerde böyle bir şerh yoktu. Bu tip yollara başvurma rakiplerin gücünden çekinen delege tespitlerinde yaşanır. Adam aidat ödememiştir, vur tırpanı şeklinin değişik yöntemi.
Oy kullandırtmayacaksan, seçtirmeyeceksen , o kadar çok bahane var ki.
Ne der eskiler “mühür kimdeyse Süleyman o.”
İster şaibe, ister demokrasi dersi, isterseniz demokratik kavramlar üzerinden bir sürü laf edilebilir.
Yapacak bir şey yok.
Biz hep birbirimize benzeriz.
GİDEN GİDENE
Son olarak Bozcaada’ya sağlanan hibe kredi CHP’li başkanları umutlandırdı. Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’ın partili farkı gözetmeden İller Bankası dahil diğer bakanlıklarda Çanakkale’nin lehine yatırım, ödenek, hibe destekleri çıkmasına verdiği desteklere dikkati çekerek geçen haftaki yazımda ‘Eğer Ak Partili başkan gidip ben proje yaptım, birlikte koşturalım demiyorsa emin olun Bülent Bey hiç tepki göstermez çünkü seçim zamanı halkına hesap verecek olan başkandır mantığı ile hareket ediyor’ vurgusu yapmıştım.
Bilmiyorum o yazının etkisi oldu mu? Bu hafta iki CHP’li belediye başkanı Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’dan randevu aldı. Seçim bölgeleriyle ilgili bazı talepleri olacakmış. Hatta biri ilk defa Bülent Bey’i ziyaret edecek. Gecikmeli de olsa “hayırlı olsun” temennisiyle iletişime geçecek sanırım. Aslında kasıt yok, vakit ve takvim uyuşmazlıklarından dolayı 1 yıldır ertelenen ziyaretmiş.
CHP’li başkanlar Bülent Turan’ı daha yeni keşfediyor. Zamanında çok söyledik özelliğini ama olsun. Vakit kaybını telafi etme artık onların marifetine bağlı.
Ancak görebildiğim kadarıyla; ferdi girişimler sonucu iletişim kurulmaya çalışılıyor.Siyaset, ideoloji gibi tutkulardan toplumsal fayda adına daha birleştirici çizgide buluşulsa o belde, ilçe yada köye daha çok olur diye düşünüyorum.
Nasıl ki; sayın Turan parti farkı gözetmeden toplumsal beklentilerin karşılanmasında siyaseti ikinci plana atıyorsa aynı hassasiyeti CHP’li başkanlar da gösterebilse, İlçe ve beldelerde Ak Partili yönetici, başkanlar ile masaya oturup konuşabilse, daha planlı işler ortaya çıkar ve kazanan halk olur.
Daha esnek, daha yumuşak tarzın en somut örneklerini Kepez’de görüyoruz.
Bunun her yere yayılması lazım.
Özellikle de merkez belediyesi.
CHP’li Ülgür Gökhan ile Ak Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ masaya birlikte oturabilse.
Gökhan’ın yıldızı Turan ile barışabilse.
Belediye başkanı keşke genel siyaset yerine yerel siyaset tarzını benimseyebilse.
Kazanan Çanakkale olacak.
Ağzımda tüy bitti hatırlatmaktan.
SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞ
Bayramiç kırsalında insanların Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kaydolup belge alımında yaşadığı çeşitli zorluklara geçen hafta değinmiştim. Binbir zorlukla çıkarılan belgelere memur yetersizliğinden imza atılmadığı iddiasını buraya taşıyıp “müdür imzayı sen atıversen ne olur” diye sormuştum.
Aslında müdürden kaynaklı şikayetler bununla da sınırlı değil ama diğer bir konu Ak Parti Milletvekili Ayhan Gider’e iletildiği için şimdilik ona ve diğerlerine girmiyor, ÇKS ile ilgili konuya dönüyorum.
Duyduğum kadarıyla ÇKS şikayetleri BİMER’e kadar uzanmış. Kaymakamlık bünyesinde soruşturma başlatılmış bilgisi geldi. Sanırım Çanakkale İl Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü de bir çalışma başlatmış. Müdür uyarılmış ama uyarı ile kalmayacak gibi.
Gecesini gündüzüne katan vekiller ‘vatandaş’ odaklı elinden geleni yaparken bürokratların yerinde sayması, işleri zorlaştırması anlamsız. Başbakan Binali Yıldırım da söyledi “memura iş verirsin emekli olana kadar onunla uğraşır ve 25 yılın sonunda da emekli olup gider”
Çok yerinde bir tespit olduğunu belirtmiştim daha önce de.
Bayramiç’de Gıda Tarım Hayvancılık İlçe Müdürünün arıcılık faaliyetleriyle ilgili açılacak kurs hakkında Kaymakamlığa ‘olmaz’ diye verdiği 8 maddelik raporu hatırlayınca Başbakanın sözleri geldi aklıma.
Ancak bir şey daha var sanki…
Birileri siyaseten koruma gibi…
Yok kardeşim bunu da kabul etmiyorum.
Ankara’da vekiller sabaha kadar mesai yapıyor.
Uyan kalır, uymayan döner düz mühendisliğe.
Kısa not: Alt yapı, yazılım v.s gibi bir takım mazeretler çıkarırlarsa onlarla ilgili de söyleyecek sözümüz var. Bu konuda bakanlığın yaptığı son çalışmaları bizimle paylaştığı için Çanakkale İl Gıda Tarım Hayvancılık Müdürü sayın Erdem Karadağ’a ayrıca teşekkür ediyorum