Karşı Devrimin Ayak Sesleri

Gelibolu Hamzaköy sahili Çanakkale bölgesinde eşi benzeri olmayan güzelliğe sahiptir.

 Yaz aylarında yürümek bile neredeyse imkansız. Tıpkı Çeşme örneği gibi. Şimdi Hamzakoy’da işletmelerin imar durumu incelemeye alınmış. Soruşturma sürdüğü için detayları bilmiyoruz. İddiaların ne olduğu hakkında da kimsenin haberi yok.

Soruşturma sonucunu beklemek lazım…

KARŞI DEVRİMİN AYAK SESLERİ

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik ‘hayırcı’ grubun içinde CHP’nin 24. Dönem Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş da varmış. Melda Onur, Atilla Kart, Gürkut Acar, Binnaz Toprak, Hasan Ören, Müslim Sarı ve Sena Kaleli gibi isimlerin bulunduğu 24’üncü dönem CHP Millettekileri tarafından kaleme alınan ortak bildiriye imza atan sayın Sarıbaş, haksız milletvekili temini gibi bir tez için düşüncesinde gerçekten samimi mi?

Çukur kazarak hendek siyaseti yapanlara destek anlamı taşımıyor mu bu görüş?

Dokunulmazlığı kaldırılması istenenler arasında Ak Parti Çanakkale Milletvekili Bülent Turan da var. Hiç aksi tepki verdi mi?

Ali ağabey siyasetten emekli olmuş, yargılanma gibi bir derdi de yok. Turan kadar niye soğukkanlı bir şekilde karşılamıyor dokunulmazlığın kaldırılmasını ?

Kafam basmadı bir bildiriye Sarıbaş’ın imza atmasına.

Hele haksız milletvekili temini gibi bir iddiayı anlamış değilim.

Mazbata her şeyin kurtarıcısı olarak görülmemeli. Mazbatanın hakkını vermek gerek. Bununla ilgili mevzuat zaten iç tüzükte yazılı. 4 yıl milletvekilliği yapmış sayın Sarıbaş kadar konuya hakim değilim ama dokunulmazlığın kaldırılması rahatsızlığını anlamış değilim..

Bu CHP’de karşı devrimin ( kurultayla genel başkan değişikliği) ayak sesleri olabilir mi? Aklıma bu soru geliyor. Eski vekiller durduk yerde niye tepki versin ki..

SAHİBİNİN SESİ

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda sahibinin sesi gibi hareket etti. Sözüm ona güya: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını zor durumda bırakacak. Kürkçü fark edebildi mi acaba? Yanında oturan Avrupalı parlamenterler bile Başbakan Ahmet Davutoğlu’na destek çıkıp sözlerini alkışladı.

AKPM ilk defa Türkçe’yi resmi dil olarak kabul etti. Başbakan Davutoğlu da konuşmasını Türkçe yaptı. Peki Kürkçü hangi resmi dilde konuştu ? Kürkçü mazbatasını nerede aldı? İzmir, İngilizlerin sömürgesi mi ?

Ertesi gün, sol eksenli gazetelerde tek bir satır haber yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hemen hergün saldıran sol eksenli gazetelerin hiç biri. Kör ve sağır gibi davrandı okuruna karşı.

Hani bunların bazıları ulusalcı, bazıları bilmem neyciydi…

Çanakkale’deki destekçi köşe tutucular bile sağır sultan oluverdiler biranda.

Bir hikmeti var mıdır, sessizliğin ?

Demokrasi adabından söz edenler, pilav kazanları kuranlar !...

Anıları şöyle bir hatırlayın…

Türkiye, AKPM’de küçülmedi daha da yüceldi…

Başbakan Davutoğlu ile Deniz Baykal’la…

Yunanlı, İsveçli, Lüksemburglu ve Norveçli. Türkiye’den Ertuğrul Kürkçü.

İttifak sanki 101 yıl öncesi itilaf devletlerini andırıyor.

Çanakkale’yi geçemediler.

Türkiye’ye 101 yıl sonra da çökemeyecekler.

EN AĞIR YÜK ONDA

Çanakkale İl Özel İdaresi Genel Sekteri Can Aksoy’un yüklendiği görev ve sorumluluk gerçekten çok ağır. En küçük olumsuzlukta şimşekleri üzerine çekebilecek kurumun başında görev yapmak kolay iş değil.

İktidarın Çanakkale’ye yönelik yatırımları tarihte görülmemiş kadar yoğun. Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, planlama ve ödenek dahil ne Çanakkale’den talep ediliyorsa sonuç odaklı performansla çalışıyor. Dolayısıyla yatırımların da biran önce bitirilmesini istiyor.

Hal böyle olunca İl Genel Meclisi üyeleri adeta birbiriyle yarışıyor. En küçük bir aksama olsa gidip Özel İdare’nin kapısına dayanıyor, ‘ne oldu bizim iş’ diye soruyor. Bütçe geç yapılmış, ödenek planlaması bu geciken bütçe nedeniyle rötarlı gidiyormuş. Anlayan, dinleyen, tölere eden yok.

Dolayısıyla herkes Turan ile Aksoy arasında mekik dokuyor.

Açık söyleyeyim, Genel Sekreter Aksoy’un, beraberindeki bürokratların bir gün makam odalarında rahat oturduklarını görmedim. Gerçi eskiden de Özel İdare’de genel sekreter yardımcılarını biran boş görmek imkansızdı ancak yeni dönemde gerçekten yük artmış durumda.

Sağlık Ocağı, hastane, hükümet binası v.s, o kadar çok yatırım var ki. Gel de rahat otur.

Allah kolaylık versin demekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

Keşke gölge etme uğraşında olanlar da bir nebze çaba harcasa..