Proje yürütücüsü Doktora Öğrencisi Mehmet Mert Güler, tarım ve hayvancılıktan yangın ve afet eğitimlerine, sağlıktan teknolojiye kadar çalışmaların köylerin ihtiyaçlarına göre şekilleneceğini söyleyerek, “Bilim köy meydanlarına inecek” dedi. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ise üniversitelerin “fildişi kuleler” olmadığını ve tüm faaliyetleriyle topluma dokunması gerektiğini ifade etti.
Rektör Erenoğlu ve Mert Güler yaptıkları açıklamada; İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteği ve ÇOMÜ Bilim İletişim Ofisi bünyesinde hazırlanan proje kapsamında yaklaşık bir yıl boyunca saha çalışmaları, muhtar toplantıları ve çalıştaylar gerçekleştirilerek köylerin ihtiyaçları belirlediklerini ve ilk köy çalışmasında güçlü başlangıç yapacaklarını ilettiler.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), akademik bilgi ve uzmanlığını kırsal alanlarla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği “Kampüs-Köy Akademisi” projesinde ilk saha uygulamasına günler kaldı. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteği ve ÇOMÜ Bilim İletişim Ofisi bünyesinde hazırlanan proje kapsamında yaklaşık bir yıl boyunca saha çalışmaları, muhtar toplantıları ve çalıştaylar gerçekleştirilerek köylerin ihtiyaçları belirlendi.
Projenin yürütücülerinden doktora öğrencisi Mehmet Mert Güler, Kampüs-Köy Akademisi’nin geniş ve disiplinler arası bir ekip tarafından hazırlandığını söyledi. Proje fikrinin Zafer Durmaz tarafından ortaya konulduğunu belirten Güler, akademik koordinasyonda Öğr. Görevlisi Özgür Üstün ve Dr. Öğr. Üyesi Müge Teker Yıldız’ın görev aldığını aktardı. Proje yürütücülüğünü Mehmet Mert Güler ve Gizem Gül Yerli’nin üstlendiğini belirten Güler, medya ve iletişim çalışmalarının Hilal Oksay, Didem Yanar, Hümeyra Bayar ve İbrahim Yerli tarafından yürütüldüğünü söyledi. Muhtarlarla ilişkiler ve kırsal koordinasyonda ise Çanakkale Merkez Muhtarlar Derneği Başkanı Ufuk Göçoğlu’nun aktif rol aldığını belirten Güler, projenin gönüllüler ve paydaş kurumların desteğiyle yürütüldüğünü ifade etti.
“Üniversiteler fildişi kuleler değil”
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, Kampüs-Köy Akademisi’nin temelinde üniversitenin ürettiği bilginin toplumla doğrudan buluşturulması anlayışının bulunduğunu belirtti.
“Daha önce ifade ettiğim gibi, üniversiteler fildişi kuleler değiller. Çünkü o şekilde bir ön yargı var genelde. Bana göre üniversiteler tüm faaliyetleriyle topluma dokunmak durumunda” diyen Erenoğlu, projenin YÖK ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler ve alınan desteklerle şekillendiğini aktardı.
Erenoğlu, “Üniversitelerin bilgisini, devletimizin imkanlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını aynı zeminde buluşturuyoruz. Muhtarlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde tespit ettiğimiz ihtiyaçları merkeze alarak uygulamalı bir saha modeli kurguladık” dedi.
Kırsalda özellikle tarım ve hayvancılığa ilişkin taleplerin öne çıktığını belirten Erenoğlu, bu alanlarda uzman akademisyenlerin sahaya yönlendirileceğini söyledi.
Her köye aynı eğitim götürülmeyecek
Kampüs-Köy Akademisi’nin en önemli özelliklerinden birinin her köye aynı programın uygulanmaması olduğunu vurgulayan Güler, çalışmaların öncelikle ihtiyaç analizine göre şekilleneceğini söyledi.
Kaleninsesi’ne konuşan Güler, projenin çıkış noktasında Çanakkale’nin kırsal özellikleri ve karşı karşıya bulunduğu risklerin dikkate alındığını belirterek, orman yangınları, köy yangınları ve tarım arazilerindeki yangınların önemli başlıklar arasında yer aldığını aktardı.
“Her köye aynı program uygulanmayacak. Önce ihtiyaç belirlenecek, ardından ÇOMÜ’nün akademik gücü o ihtiyaca göre sahaya çıkacak” diyen Güler, çalışmaları üretim ve kalkınma, güvenli yaşam ve teknoloji, kültürel miras ve gelecek tasarımı başlıkları altında ele alacaklarını söyledi.
Tarım ve hayvancılık, zirai mücadele, su ve toprak yönetimi, sağlık, afet bilinci, kadın ve genç üreticiler, kooperatifleşme ve istihdamın çalışma alanları arasında yer alacağını belirten Güler, Çanakkale’nin aktif fay hatları üzerinde bulunması ve yangın riski nedeniyle afet ve yangın eğitimlerine de özel önem verdiklerini ifade etti.
Muhtarlar, orman müdürlükleri, ziraat odaları ve diğer kurumlarla koordinasyon içinde çalıştıklarını belirten Güler, muhtarları projenin önemli bir iletişim noktası olarak gördüklerini söyledi.
“Muhtarlarımızı koordinasyon merkezimize aldık. Çünkü köylere ulaşabilmek için önce muhtarlarımızla görüşmemiz gerekti. Muhtarlar ve köy halkının taleplerinin üniversiteye ulaştırılması, akademik birimlerin bu ihtiyaçlara yönelik çalışmalar yürütmesi ve üniversitenin görev alanı dışında kalan sorunların ilgili kamu kurumlarına aktarılması hedefleniyor” diyen Güler, projenin yalnızca eğitim faaliyetlerinden ibaret olmadığını belirtti.
Yangından özel gereksinimli bireylere
Projenin kırsalda hizmetlere erişimde dezavantaj yaşayabilen grupları da kapsayacağını belirten Güler, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarının muhtarlar aracılığıyla tespit edileceğini söyledi.
Bu kişilere yönelik psikolojik ve fiziksel destek atölyeleri oluşturmayı planladıklarını belirten Güler, üniversitenin uzmanlık alanları doğrultusunda kırsaldaki özel gereksinimli bireylere destek sunacaklarını aktardı.
Sağlık ve diş sağlığı konusunda da saha çalışmaları yapılacağını belirten Güler, Diş Hekimliği Fakültesi akademisyenlerinin projeye dahil olacağını, Kızılay’ın desteğiyle kurulacak çadırlarda çalışmalar gerçekleştirileceğini söyledi.
Projede yalnızca üniversite birimlerinin değil, farklı kurumların da yer alacağını belirten Erenoğlu ise İl Emniyet Müdürlüğü personelinin siber suçlar ve dolandırıcılık konusunda bilgilendirme yapacağını, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının müze tırının köylere taşınacağını söyledi. Erenoğlu, Kızılay, TÜBİTAK ve T3 Vakfı Deneyap atölyelerinin de projede yer alacağını ifade etti.
Köyde yapay zekâ ve teknoloji dönemi
Kampüs-Köy Akademisi’nin yalnızca geleneksel tarımsal yöntemlere yönelik eğitimlerden oluşmayacağını belirten Güler, teknoloji ve yapay zekânın da kırsal yaşamın içerisine dahil edileceğini söyledi.
Özellikle hayvancılıkta erken teşhise yönelik teknolojiler üzerinde duracaklarını belirten Güler, hayvanların davranışlarındaki değişikliklerin veya ateş gibi belirtilerin erken tespit edilmesinin hastalıkların yayılmasını önleyebileceğini aktardı.
Tarımsal ilaçlamada da teknoloji kullanımının önemine dikkat çeken Güler, doğru zamanda ve doğru miktarda ilaç kullanımının üretici maliyetlerini azaltırken gereksiz ilaç kullanımının çevre üzerindeki olumsuz etkilerini de sınırlandırabileceğini söyledi.
“Ziraat, tarım ve hayvancılık önem verdiğimiz ana temel konular olacak. Ama bunun yanında teknoloji ve yapay zekâyı da kırsala taşımak istiyoruz” diyen Güler, öğrencilerin de projeyle birlikte öğrendiklerini sahada uygulama fırsatı bulacağını ifade etti.
Köylerin hafızası dijital dünyaya taşınacak
Kampüs-Köy Akademisi’nin bir diğer ayağını ise kültürel mirasın korunması oluşturacak.
Kırsal nüfusun yaş ortalamasının yükseldiğine ve genç nüfusun köylerden uzaklaştığına dikkat çeken Güler, zaman içerisinde kaybolma riski bulunan yerel kültürel değerleri kayıt altına almak istediklerini söyledi.
Bu kapsamda köylerin ileri gelenleriyle sözlü tarih çalışmaları yapılacağını belirten Güler; geleneksel yemeklerin, üretim biçimlerinin, kıyafetlerin, halk oyunlarının, düğünlerin ve hasat sonu etkinlikleri gibi geleneksel değerlerin video ve fotoğraflarla kayıt altına alınacağını aktardı.
Hazırlanan içeriklerin köylerin farklı noktalarına yerleştirilecek karekodlarla ziyaretçilere açılacağını belirten Güler, “Kişi bu kodu okuttuğunda hazırladığımız videoyu ve içerikleri izlesin, köy hakkında bilgi edinsin istiyoruz” dedi.
Medya ekibinin bu çalışmalardan belgesel içerikler de oluşturacağını belirten Güler, amaçlarının yalnızca geçmişi arşivlemek değil, insanların yaşadığı yerle bağını güçlendirmek olduğunu söyledi.
“Biraz köylerdeki yaşamı teşvik etmek, köyleri daha ilgi çekici hale getirmek istiyoruz. Çok ileride bile o köye gidenler, hatta kendi köyüne dönen bir kişi bile kendi köyünün mirasına sahip çıkabilsin istiyoruz” diyerek projenin kültürel boyutunu anlattı.
Amaç köyden göçü tersine çevirmek
Kampüs-Köy Akademisi’nin uzun vadeli hedefinin kırsalda sürdürülebilir bir yaşam modeli oluşturmak olduğunu belirten Güler, bunun yalnızca üretimin artırılmasıyla mümkün olmayacağını söyledi.
Çocukların ve gençlerin de köyde bilim ve sanatla buluşmasını istediklerini belirten Güler, sanat ve teknoloji atölyelerinin yanı sıra taşınabilir bilim atölyeleri kurulacağını aktardı. Uzay, yapay zekâ, kimya ve mikrobiyoloji gibi alanlarda yapılacak uygulamalı çalışmalarla çocukların bilimle tanıştırılması hedefleniyor.
Köylerde yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çeken Güler, “Köy akademisinin amacı köyden göç edilmesini engellemek, sürdürülebilir tarım ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmak. Köylerde yaş ortalamaları 59’lara dayandı. Biz bunu daha genç yaş ortalamalarına çekmek için çabalıyor olacağız” şeklinde konuştu.
Ayda iki köy hedefi
Proje Koordinatörü Öğr. Gör. Özgür Üstün, Kampüs-Köy Akademisi’ni her ay iki köyle buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Üniversitedeki bilgi birikimini doğrudan sahaya taşımak istediklerini belirten Üstün, köylerin belirli alanlarda dezavantajlı durumda olabildiğini, akademisyenlerin ihtiyaç duyulan konularda eğitim ve uygulamalar gerçekleştireceğini ifade etti.
ÇOMÜ’nün ilk yıl içerisinde en az 20 köye ulaşmayı hedeflediğini belirten Güler ise çalışmaların ardından köylerdeki gelişimin de takip edileceğini söyledi.
Eğitimden sertifikasyona uzanan model
Projenin orta ve uzun vadeli hedefleri arasında tarım ve teknolojiyi bir araya getiren sertifikasyon sistemi de bulunuyor.
Güler, ilerleyen aşamada üreticilerin toprak analizinden üretim tekniklerine, gıda hijyeninden ürün standardizasyonuna kadar farklı süreçlerde desteklenmesini ve üretimin daha sistemli şekilde kayıt altına alınmasını hedeflediklerini söyledi.
Üreticinin ne ürettiğini, hangi yöntemleri kullandığını ve ürününü nasıl pazarladığını takip edebildiği daha şeffaf bir yapı oluşturmak istediklerini belirten Güler, bu kapsamda MYK üzerinden sertifikasyon sistemine geçilmesinin planlandığını aktardı.
“Bir köyde yaptık, bıraktık” anlayışında olmadıklarını vurgulayan Güler, eğitimlerin sonuçlarını ve köylerde meydana gelen değişimleri takip edeceklerini söyledi.
Erenoğlu da projenin sürekliliğine dikkat çekerek, “Bunu bir iki köyde yapıp bırakmak değil, yerel kalkınmayı sürdürülebilir hale getirmek istiyoruz” dedi.
ÇOMÜ’nün 2 bin 250 kişilik akademisyen kadrosuna sahip olduğunu belirten Erenoğlu, bu akademik gücü kırsal alanlarda daha görünür hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi. Akademisyenlerin sertifikalı eğitimlerinden sağlık taramalarına, kültürel etkinliklerden teknoloji çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütüleceğini belirten Erenoğlu, orta ve uzun vadede Avrupa Birliği projelerinden de destek alınmasının hedeflendiğini aktardı.
Projenin ilk saha uygulaması 19-20 Eylül tarihlerinde Çıplak Köyü’nde gerçekleştirilecek. İlk uygulamanın ardından çalışmaların Çanakkale merkez, 12 ilçe ve 11 belde ile yüzlerce köye yayılması hedefleniyor.
Erenoğlu, projenin temel yaklaşımını, “Üniversiteler yerel kalkınmayı güçlendiren, sürdürülebilen aktif eğitimlerle akademiyi şehirde ve kırsalda birleştiren kurumlar olmalı” sözleriyle özetledi.