Peki, günde 100-150 ton çileğin toplandığı Kalkım’da kasalara giren bereket neden üreticinin cebine aynı ölçüde yansımadı?
Yenice Kalkım’da 1600 üreticinin yetiştirdiği Kalkım çileğinde rekolte ve kalite beklentiyi karşıladı. Ancak artan işçilik, mazot ve ilaçlama maliyetleri üreticinin kazancını baskılarken, toptan satış fiyatlarının gerilemesi üreticiyi zor durumda bırakıyor. Kalkım’da hasadın Kasım ayına kadar sürmesi bekleniyor.
Kendine özgü aroması, kokusu ve dayanıklılığıyla öne çıkan tescilli Kalkım çileğinde sezonun sonuna yaklaşılırken hasat hareketliliği devam ediyor. Yaklaşık 1600 üreticinin geçim kaynaklarından biri olan çilekte bu yıl rekolte ve kalite açısından beklenen seviyeye ulaşılırken, üreticinin satış fiyatına ilişkin beklentisi aynı ölçüde karşılanmadı.
Kaleninsesi Gazetesi olarak görüştüğümüz Yenice Ziraat Odası Başkanı Fahrettin Özcan, bölgede çilek üretiminde sezonun genel olarak verimli geçtiğini belirterek, “Rekolte olarak beklediğimiz ürünü aldık. Kalite de çok iyi. Ancak satış konusunda aynı beklentiyi yakalayamadık” değerlendirmesinde bulundu.
Hasat Kasım ayına kadar sürecek
Agonya Ovası’nda başta Kalkım olmak üzere Pazarköy, Hamdibey ve Akçakoyun çevresinde yoğun olarak yetiştirilen çilekte hasat dönemi Mayıs ayında başladı. Bölgenin iklim koşulları ve üretim yapısı nedeniyle sezon Türkiye’nin birçok üretim bölgesine göre daha uzun sürerken, Kalkım’da hasadın hava şartlarının elverişli olması halinde Kasım ayına kadar devam etmesi bekleniyor.

Özcan, Kalkım’da günlük çilek hasadının da yüksek seviyelerde sürdüğünü belirterek, “Günde 100-150 ton arasında çilek toplanıyor” bilgisini verdi.
Bölgede geniş bir üretici kitlesinin çilekten geçimini sağladığını aktaran Özcan, uzun hasat döneminin üreticinin sezon boyunca işçilik, sulama, ilaçlama, mazot ve diğer tarımsal girdilerle mücadele etmesini de beraberinde getirdiğini ifade etti.
Kalkım çileğinde üreticinin en önemli sorunlarından birinin ürünün tarladaki satış fiyatı olduğunu belirten Özcan, toptancılara yapılan satışlarda kilogram fiyatının 50 - 55 TL civarında olduğunu söyledi.
Ürünün tüketiciye ulaştığı noktadaki fiyatın ise üreticinin aldığı bedelin oldukça üzerine çıktığına dikkat çeken Özcan, çileğin manav ve market raflarında kilogramının 150 lirayı aşabildiğini belirtti.
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının hem üreticiyi hem de tüketiciyi zorladığını ifade eden Özcan, “Üretici 50 - 55 liraya satıyor, rafta 150 lirayı geçiyor. Bu durum hem üretici hem tüketici açısından zor. Aradaki farkın oluşmasında etkili olan nedenler olduğunu dile getirdi.
Kalkım çileğinin dayanıklılığı ve raf ömrünün ürüne önemli bir avantaj sağladığını belirten Özcan, buna rağmen üreticinin tarladan çıkan ürününü hak ettiği değerden satmakta zorlandığını ifade etti.

Günlük işçilik maliyeti 2 bin liraya ulaşıyor
Çilek üretiminde hasadın büyük ölçüde insan gücüne dayanması, işçilik maliyetlerini de üreticinin en önemli gider kalemlerinden biri haline getiriyor.
Özcan’ın aktardığı bilgilere göre bölgede kadın işçilerin günlük yevmiyesi yaklaşık 1500 lira olurken, erkek işçilerde yük taşıma işinin de dahil olmasıyla günlük maliyet 2 bin liraya kadar çıkıyor.
Günlük işçi giderlerinin yanı sıra mazot, ilaçlama ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan artışların üretim maliyetini yükselttiğini belirten Özcan, özellikle mazot fiyatının 100 lira seviyesine yaklaşmasının üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu söyledi.
Hastalıklar bu sezon sınırlı kaldı
Kalkım çileğinde önceki dönemlerde üreticinin karşılaştığı sorunlar arasında kök çürüklüğü, külleme ve kuruma gibi hastalıklar da bulunuyor. Yağış rejimi, sulama koşulları ve tarımsal uygulamalara bağlı olarak ortaya çıkabilen hastalıklar, verim kaybının yanı sıra bazı dönemlerde ürünlerin tarlada zarar görmesine neden olabiliyor.
Bu sezon söz konusu hastalıkların üretimi önceki dönemlerdeki kadar etkilemediğini belirten Özcan, hastalıklarla büyük ölçüde mücadele edildiğini ve kayıpların sınırlı kaldığını aktardı.
Rekolte ve kalite açısından sezonun üretici açısından olumlu geçtiğini ifade eden Özcan, asıl sorunun ürünün pazarlanması ve maliyetlerin karşılanması noktasında yaşandığını belirtti.
İhracat potansiyeli üreticiye yeterince yansımıyor
Kalkım çileği yalnızca iç piyasada değil, farklı ihracat pazarlarında da değerlendiriliyor. Ürünün dayanıklılığı, aroması ve raf ömrü ihracat açısından avantaj sağlarken, bölgede gelişen soğuk hava depoları, paketleme ve lojistik imkanları da ürünün farklı pazarlara ulaştırılmasını kolaylaştırıyor.
Ancak ihracat potansiyelinin bulunmasına rağmen üreticinin tarladaki satış fiyatında aynı ölçüde karşılık bulamadığını belirten Özcan, üretimin sürdürülebilirliği açısından maliyetlerle satış fiyatı arasındaki dengenin önem taşıdığını vurguladı.
Kapya biberde de verim yüksek, maliyet sorunu aynı
Yenice’de tarımsal üretimde yalnızca çilekte değil, kapya biberde de yüksek verim alındığını aktaran Özcan, bu üründe de benzer bir maliyet sorunuyla karşı karşıya olduklarını söyledi.
Kapya biber üretiminde verimin yüksek olmasına rağmen elde edilen gelirin üretim maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını belirten Özcan, yüksek rekoltenin tek başına üretici açısından yeterli olmadığını ifade etti. Özcan açıklamasında; Kapya biberin satış fiyatının 16- 17 TL'ye indiğini belirtti.
Tarımda üreticinin beklentisinin yalnızca yüksek verim olmadığını vurgulayan Özcan, ürünün hasat edildiği dönemde maliyetleri karşılayacak ve üretimin devamlılığını sağlayacak bir fiyat seviyesinin oluşmasının önemine dikkat çekti.
Kalkım’da çilek hasadı ise sezonun sonuna yaklaşmasına rağmen sürüyor. Hava koşullarının uygun seyretmesi halinde üreticilerin tarladan çilek toplamaya Kasım ayına kadar devam etmesi bekleniyor. Yaklaşık 1600 üreticinin yer aldığı bölgede bu sezon rekolte ve kalite açısından yüzler gülerken, üreticinin gözü şimdi hasat edilen ürünün maliyetleri karşılayacak bir değerle alıcı bulmasında.




