“İndirim mi, Bindirim mi?

Sevgili okur, memleketin gündemi malum: Ekonomi, siyaset, hayat pahalılığı derken yüzümüz gülmeyi unutuyor.

Ben dedim ki, madem yüzümüz gülmüyor, bari ceplerimiz ağlarken birlikte gülelim!
Başlayalım…
İndirim: Görünce seviniyoruz, okuyunca üzülüyoruz.

Geçen ay Karadeniz yollarında gezerken Bolu’da bir mağazaya girdik.
Girdik ama… keşke girmeseydik de kampanyayı görmeseydik!

“Bir alana bir bedava!”
Aman ne güzel!
Kulağa o kadar hoş geliyor ki, insan bir anlık dalgınlıkla “Acaba üç tane alsak üçü de bedava mı gelir?” diye düşünmeden edemiyor.

Dedik ki “Bunu Çanakkale’den alırız, hem esnaf kazansın hem yanımızda yük etmeyelim.”
Ah ne iyi niyetli insanlarız…

Çanakkale’ye gidiyoruz, aynı mağaza, aynı ürün…
Bu kez kampanya değişmiş!
İki alana iki bedava!

Yahu kardeşim, bu nasıl bir matematik?
Bolu’da bir alıyorsun bir bedava, Çanakkale’de iki alıyorsun iki bedava…
Ama fiyat hep aynı, kimse bir kuruş indirmiyor!

Sonra “indirim var” diye ortalığı inletiyorlar.
Demek istedikleri şu:
“Biz fiyatta indirim yapmayız ama adette göz boyarız. Sizin de gözünüz zaten dolu dolu, fark etmezsiniz…”

Gelelim kuver denilen o gizemli varlığa…

Restorana gidiyorsun.
Yemek yiyorsun.
Hizmet alıyorsun.
Sonunda hesap geliyor…
Bir bakıyorsun: Kuver!

Amanın!
Sanki masaya oturunca çiçek açmış da biz onun bakım parasını ödüyormuşuz gibi.

Nedir kuver?
Ekmekmiş, sudurmuş, masa düzeniydi falan filan…
Bir nevi “Mekan açtık ama masanın üzerinde bardak koyduk, bunun parasını almazsak içimize dert olur” ücreti!

Bakkala gidiyoruz, kasiyer para istemiyor.
Manava gidiyoruz, tartı parası almıyor.
Kırtasiyeci makasla fiyat kesiyor diye “makas kullanım bedeli” yok!

Ama restoran?
“Ekmek koyduk, ücretli.”
“Masaya oturdun, ücretli.”
“Garson baktı, ücretli.”

Yakında “Mekana girdiğiniz için oksijen kullanma bedeli” çıkarsa şaşırmayacağım.
Toparlarsak…

Biz artık şunu anladık:
Memlekette indirim görünce seviniyoruz, kuver görünce içimizden “Yeter artık!” diyoruz.

Aslında mesele basit:
• İndirim varsa fiyat düşer, ürün artmaz.
• Hizmet varsa hesabın içinde olur, fişin sonunda pusuya yatmaz.
• Kuver değil de güler yüz koyun masaya, daha makbule geçer.

Ama yok…
Bazıları tüketiciye öyle bir güveniyor ki diyorlar ki:
“Bunlar anlamaz, biz ne yazsak yerler.”

Yanılıyorlar sevgili okur…
Biz artık yemeği zor yiyoruz, kuveri hiç yemiyoruz!Sonuç olarak sevgili okur…
Biz bu memlekette indirimle kandırılmayı, kuverle şaşırtılmayı çok gördük.
Ama yine de hayata gülmeyi bırakmadık.

Çünkü biliyoruz ki:

Cebimiz güldürmese de
mizahımız güldürür!

O yüzden artık şöyle diyorum:

Bir gün gerçek indirim görürsek şaşırmayalım, kuversiz hesap gelirse ağlamayalım…
Ve ne olursa olsun, hesabın sonunda çıkan en önemli şey her zaman “sağlık, huzur ve kahkaha” olsun!

Hepimize bol kahkahalı, az kuverli, ucuzluk görme ihtimali yüksek günler diliyorum.
Yiyin, için, gezin, ödeyin… ama önce bir gülün!